
Milli Takım ve Fenerbahçe'nin efsane oyuncusu Abdülkerim Durmaz, amatör olarak başladığı Karagümrükspor'un genç takım idmanlarını her hafta takip ediyor. Gençliğinde yaptığı hatalarını anlatarak onlara yol gösteren Durmaz, "Onlara iyi futbolcu yaşantısının nasıl olacağını anlatıyorum" diyor.
1982-83 sezonunda attığı gollerle adından sıkça bahsettiren ve o dönemin gol kralı olan Abdülkerim Durmaz'ın futbol hayatı amatör olarak Karagümrükspor'da başlamış. 14 yaşında giydiği siyah kırmızı formasını yıllarca üzerinden çıkarmayan Durmaz, profesyonel futbol hayatını Fenerbahçe'de devam ettirmiş. Durmaz, aradan yıllar geçse de her hafta Vefa Stadı'na gelip Karagümrükspor'un idmanlarını izlediğini söylüyor. Bu takımın kendisi için önemli olduğunu belirten Durmaz, gençlere yol gösterdiğini dile getiriyor ve ekliyor: "Onlara iyi futbolcu yaşantısının nasıl olacağını anlatıyorum. Yani benim gençliğimde yaptığım yanlışları onların yapmaması için uğraşıyorum. Futbolumun neden bittiğini onlara anlatmaya çalışıyorum ki aynı hatayı yapmasınlar diye. Benim bu takımdan yükseldiğimi biliyorlar. Beni burada gördüklerinde ise daha coşkulu oluyorlar. Muhabbetimiz onları motive ediyor." Abdülkerim Durmaz ile amatörden profesyonele uzanan futbol hayatını ve gençlere olan yardımlarını konuştuk.
14-15 yaşlarındayken Karagümrükspor'da amatör olarak oynamaya başladım. Sonra A takıma yükseldim. Takım ikinci ligdeydi. Askere gidip geldikten sonra takımımız şampiyon oldu. Profesyonel futbol hayatıma Karagümrük'te başlamış oldum. Gol kralı oldum. Sonra Fenerbahçe'ye transfer oldum ve 5 yıl sonra da oradan da ayrılmak zorunda kaldım.
Hiç kimse... Babam benim futbolcu olacağıma hiç inanmadı. Futbolu sevmezdi. Matbaacıda çalışıyordu, hayat derdine düşmüştü. Vefa Stadı benim profesyonel olduğum senelerde tıklım tıklım olurdu. Gazeteler hep benden bahsederdi. Babam da bir kere gelip beni canlı seyretmemiştir.
Bu benim küçüklük hayalimdi. Rüya gibi bir dönemdi. İlk profesyonel oyuncu olduğumda bir milyon lira almıştım. Şimdinin demir paraları. Ama o zaman gazete kağıdına sarıp iki kişi eve götürmüştük. Beni buna rağmen yine izlemeye gelmediler. Başarılarımın devamı gelince artık inanmaya başladılar.
Çocukluğum burada geçti. Nişantaşı ve Etiler ile burası bir değil. Ben 26 yaşıma kadar Karagümrük'de yaşadım. Evlendikten sonra Şişli'ye taşındım. Şişli'deki evimi otel gibi kullanıyorum. Akşam 8-9'a kadar burada arkadaşlarla beraber oluyoruz, futbol muhabbeti yapıyoruz. Bu takımı da asla unutamam.
Bu semtten kopamıyorum. Salı ve perşembe günleri buraya geliyorum. İdman yaparken onları seyrediyorum. 35 yıl önce ben de bu çocuklar gibiydim.Şimdi onların hayali burada başarılı bir futbolcu olmak. Benimde bir zamanlar olduğu gibi. Onları seyrederken gençlik yıllarım aklıma geliyor.
Benim bir zamanlar amatör olarak bu takımda oynadığımı ve buradan yükseldiğimi biliyorlar. Birçoğu da beni örnek alıyor. Beni burada gördüklerinde daha coşkulu oynuyorlar. Her antreman çıkışı sohbet ediyoruz. Muhabbetimiz onları motive ediyor.
İyi bir futbolcu yaşantısının nasıl olacağını anlatıyorum. Uyku düzenlerinin iyi olması, alkol ve sigaradan uzak durmaları gerektiğini söylüyorum. Yani benim gençliğimde yaptığım yanlışları onların yapmaması için uğraşıyorum. Benim yaptığım hatalar futbolumu bitirdi. Spor için enerji gerekiyor, iyi yaşamak gerekiyor. Bu çocukların çoğunun kız arkadaşları var. Bizim zamanımızda öyle bir şey olamazdı. Onları meşgul edecek dışarıda çok cazip bir hayat var. Biz sadece futbolla yoğrulmuştuk. Artık sporcu olmak da zor. Bu semtte kötü alışkanlığa bulaşmak çok kolay. Onlara benim hayatımı okumalarını söylüyorum. Futbolumun neden bittiğini onlara anlatmaya çalışıyorum ki aynı hatayı yapmasınlar...
Gençliğimin şu anki yaşantımla alakası yok. Alkol, kumar, gece hayatı her şey vardı. Paramı istediğim gibi harcıyor, şöhretimi çok farklı kullanıyordum. Bu benim performansımı etkilemeye başladı, düşüklü yaşadım. Düzensiz hayatım futbolumu bitirdi. Gece hayatından dolayı uykusuz kalıyordum. Futbolcuya uygun bir hayat yaşamıyordum. Çevremde de herkes benim gibiydi. Arkadaşlarım da alkol alıyordu, çok farklı noktalara kaymıştık.
1996'da evlendim. Benim dönüşümdeki en büyük sebep eşim oldu. Eşimin İslamı yaşaması beni de etkiledi. Her akşam onu namaz kılarken görünce etkilenmeye başladım ve bu hayatı bırakmaya karar verdim. Kur'an okumaya başladık, özellikle tefsirleri okuyorduk. Artık o yılları çöpe attım, yaşamamış sayıyorum. Evlenene kadar olan yaşantım cahiliye dönemimdi diyebilirim.
Gençliğimi görünce yaptığım hataları hatırladım, burnum sızladı. O yaşantımdan rahatsız oluyorum. Meyhanenin önünden bile geçmek istemiyorum. En büyük zevkim korkulu rüyam oldu. Kendimi canlı yayında da engelleyemedim. İnsanların beni o şekilde görmesini istemezdim. Ben orada namaz kıldığımı söyledikten sonra eve gelince pişman oldum. Hava atmak gibi bir derdim yoktu.
Aslında arkadaşlarımın da yemek yeme gibi bir derdi yoktu. Sadece Gürkan Şef'in programının tanıtımını yapmak istediler. Gösteriyle gelince o anda tepki alacağımızı düşündüm. İnsan içinde bulunduğu toplumu bilmeli. Hayat Etiler ve Nişantaşı'ndan ibaret değil. Ben insanların nasıl geçindiğini biliyorum. Normalde de sokakta herkes bakarken yiyemem. Oruç tutmadığım zamanlarda bile ayıp olmasın diye yemem. Canlı yayında da herkesin gözü önünde yemek istemedim.
Hiç fikrim yok. Film çektik ama o projede isteyerek yer almadım. İlk başta kabul etmemiştim. Ahmet hoca 'Bir filmimiz olsun. Biz ölünce torunlarımız izlesin' deyince kıramadım. Zaten filmde de kendimizi oynadık. Çok zorlanmadım ama sinema bana göre değil. Çekimler çok sıkıcı ve yorucu geçti.








