
James Joyce’un ömründen on yedi yıl alan Finnegans Wake’in okurların önüne çıkması 1924 yılını bulur. Joyce’un bu eseri, bütün seslerin Babil Kulesi’nde toplanması mitinde olduğu gibi pek çok dilden sözcüklerle sesleri toplamış.
Editörler bazen bir kitabın kendi hikayesini pazarlar. Çoğunlukla tutan bir yöntemdir bu, hele de hikaye iyiyse... 'Tavan arasında bulunan kitap', 'yazarın ölümünün ardından bulunan kitap', 'bilmem kaç yıldır yasaklı kitap' gibi hikayelere alışmışızdır. Bazen bir iddia vardır kitabın arkasında -hikayesi de odur-; metin hacmi yüzünden yayınlanması zor kitaplar hemen akla gelenler: Romain Roland'ın Jean Christophe adlı romanını tek ciltte yayınlamak, Carlos Fuentes'in Terra Nostra adlı romanını aynı şekilde... 'Okunması zor kitap', 'okunur da- anlaşılması zor kitap' sunumları da bir harikadır. İddia, okuru da iddialı hale getirir ve ona, editörler indinde kitabın değerlerinden sadece birisi olan 'kullanım değeri” üzerinden bir statü vaad eder... Söz uzuyor, tanıtılmayı bekleyen bir kitap var.
James Joyce'un opus magnum'u (büyük iş) olarak nitelenen Finnegans Wake'in I. Kitabı “Finneganın Vahı” adıyla kitapçılarımızda. Yayınevi diğer üç kitabı da programına almış olmalı. Eseri Umur Çelikyay “terscüme” etmiş. Yanlış okumadınız, terscüme. Eserin özgün dilinden bir başka dile çevirisi (aktarımı) işi için ilginç bir tanım bu. Umur Çelikyay'ın, sözcükoyunu yapmaktan ziyade çalışmasını tanımlama derdinde olduğu anlaşılıyor -ki eldeki metin okunmaya başlandığında yapılan işin “çeviri”nin çok ötesinde olduğu görülecektir. 'Akla ziyan bir Türkçe yansıtma' olarak nitelenebilecek bu zorlu çalışma için ne denilebilir...
Türkçede kitabın adı iyi duruyor. Juan Diaz Victoria İspanyolca'da “Estela de Finnegan” diye karşılık bulmuş, “geçip giden- Finneganın bıraktığı iz” anlamında. Yine, ikinci bir İspanyolca versiyonunda Marcelo Zabaloy “La Velada de Finnegan” demiş, “Finneganın tevatürü” anlamında. Zabaloy, “velada”nın bir başka anlamını da yardıma çağırmış sanki, o da “gece boyunca ahlı vahlı konuşmaların yapıldığı toplantı.” Daha önce Joyce'un Ulysses'ini de çeviren Arjantinli “terscümen” böylece eserin içeriğiyle de bir temas kurmuş. Türkçedeki yayıncı notuna bakıyoruz: “Eğer Ulysses gündüzün kitabıysa, Finneganın Vahı geceye aittir. Anlatının bir rüya gibi işlemesi, okurun metne bir rüyaymışcasına yaklaşmasını zorunlu kılar.” Lehçe versiyonunda Krzysztof Bartnicki, - ülkesi Polonya'da on dil bilenler kulübünden- kestirip atmış: “Finnegonow Tren.” Lehçe-İngilizce sözlüğe bakılınca, “tren”in karşılığı olarak “elegy” (Türkçede “ağıt”, “yakım”, “mersiye”) verilmiş.
Joyce, Finnegans Wake'i yazmaya Ulysses'in yayınlanmasından bir yılı biraz aşkın bir zaman sonra başlar. Harriet Shaw Weaver'de bulunan bir belge dolayısıyla tam tarihini de öğreniyoruz: 10 Mart 1923. Aylardır şiir dışında eline kalem almayan yazar, edebiyat, sanat alanında öngörüleriyle “Sanatçının Bir Genç Olarak Portresi”nden itibaren hamiliğini üstlenen genç kadına şu notu bırakmıştı: “Dün iki sayfa yazdım, bunlar sonuncudan, yani Ulysses'ten sonra yazdığım ilk sayfalar. Bir dolmakalem bulur bulmaz da iyi okunsunlar diye büyük bir deftere çift yaprak halinde, bir müşkilat kopye ettim.”
Finnegans Wake'in okurların önüne çıkması 1924 yılında olmuştur, o da ilk bölümleri. Bu bölümler Paris'te İngilizce çıkmakta olan The Transatlantic Review ve Transition adlı edebiyat gazetelerinde yayınlanır. Metinlere “Fragments from- Work in Progress” başlığı konulmuştu. Weawer'in ticari tasarrufu olsa gerek, esas başlık gizli tutulmuş. “Finnegans Wake” adı, eser 4 Mayıs 1939 tarihinde eksiz olarak yayınlandığında görüldü ancak. Metin 628 sayfaydı. Bu yayınlanmış hali. Finnegans Wake, Joyce'un ömründen on yedi yıl aldığı gibi tomar tomar da kağıt tüketmiş; elyazımları ve onların daktilo edilmişleriyle 9.000 sayfa söz konusu. Harriet Shaw Weawer, kendisi aynı zamanda ilk Joyce eserleri arşivcisi de oluyor, bu varlığı 1951 yılında British Library'ye teslim etmiş. (Joyce'un terekesi bu bohçadan ibaret değil; esere ilişkin 25.000 belge ve 14.000 haşiye New York'taki Buffalo Üniversitesi'nde bulunmakta.)
Finnegans Wake çevirilmesi “imkansız” olarak nitelenen bir kitap, anlaşılması da bir o kadar... Yani kendi hikayesi sağlam. Statü adına edinip elinde gezdirecekler de dahil, muhtemel okurlarına Samuel Beckett'in tavsiyesini hatırlatmakta yarar var. Beckett, “Bu kitap anlaşılmaz, ancak idrak edilir” demiştir. “İdrak” bahsinde ise yürünecek bir hayli yol vardır. Joyce okumakla övünen biri, öncelikle okumanın varoşlarında gezindiğini bilmeli. Metin bilgisi ne olursa olsun, bilinen bütün kuralları ihlal, hatta istismar ederek anlaşılmazlığın sınırlarına bütün bütün kaygısızca varan/vuran Joyce tarzını 'meşru edebiyat' ajandasının baskısı altında değil anlamak duyumsamak bile mümkün değildir. Yaşayan en önemli eleştirmenlerden biri olan Claudio Magris, bu baskıdan kurtulmak için “ulusal sınırlarda değil, psikolojik sınırlarda edebiyat” öneriyor. Joyce'un daha fazlasını önerdiği belli, o da “duyumsamanın sınırlarında edebiyat” olsa gerek. Kimi eleştirmenlerin Finnegans Wake için okumak yerine dinlemeyi önermesi bu noktada dikkat çekicidir.
Joyce'un bu eseri, bütün seslerin Babil Kulesi'nde toplanması mitinde olduğu gibi pek çok dilden sözcüklerle sesleri toplamış. Kendisi de bir Joyce hayranı olan Ezra Pound, “Ben şiir yazmıyorum, (şiir) uluyorum” demiştir. Eser için uluma aşırı kaçacaksa, her zerresinde insanlığın kolektif hafızasını taşımaya matuf tepkimelerin yer aldığı metin denilebilir.
Joyce, “vah”ı (burada çevirmeni onaylamış oluyoruz) oluşturmak için, büyük bir uyumla ve tasarlanamaz anlamların gücüyle altı yüz küsur sayfalık bir sözcük oyunu sergilemiş. Başka bir deyişle, yazının olanca jestleriyle (daha çok elyazısından geçen mekanik yeti anlamında) yapılabilecek tüm sözcük oyunlarını yapmış. Bunlardan bazıları: Palindromlar (tersten okunuşu da aynı olan cümleler. Örnek: “ Anastas mum satsana”), anagramlar (başka bir kelime ve cümlenin harfleriyle meydana getirilen kelime ve cümleler), aliterasyonlar, cinaslar; metatesis (harflerin veya seslerin yer değiştirmesi), eşseslilik ve hapaks (ilk defa kullanılan sözcük)...
Şimdi bakın bakalım en azından farklı bir okuma duygusu sizi alıyor mu?
• • •
Finneganın Vahı
James Joyce
Çevirmen: Umur Çelikyay
Aylak Adam Yayınevi
2015
320 sayfa







