Kötü Şair Şerafettin olarak tanınan Şerafettin Kaya, yazdığı Panik Atak Mahir Atak oyunuyla insanları kendisiyle yüzleştirdiğini söylüyor. Kendisi de bir dönem panik atak olan ve yazarak iyileşen Kaya, 'Bir ses insanı kuyudan çıkarabilir. Biz de o ses olmak istiyoruz' diyor.
Şerafettin Kaya ya da edebiyat çevrelerinde bilinen adıyla Kötü Şair Şerafettin, yazdığı Panik Atak Mahir Atak oyunuyla panik atağın sadece ölüm korkusu değil, insanın hayat içinde paniklemesi de olduğunu söylüyor. Kötü Şair Şerafettin, birbirimize güvenmemenin, birbirimizi dinlememenin yarattığı sorunları ele aldıklarını ifade ediyor ve 'Oyunu seyreden herkes 'Ben panik atağım' diyor. Çünkü insanları kendisiyle yüzleştiriyoruz' sözleriyle anlatıyor oyununu. Kendisi de bir dönem panik atak olan Kötü Şair Şerafettin, asi ruhu nedeniyle bir türlü alışamadığı askerlikten ayrılınca bir boşluğa düşmüş. Bu ruh hali onu panik atağa sürüklemiş.
Şerafettin Kaya'yı şiire, öyküye ve tiyatroya götüren süreç daha çocukluğundan başlamış. Ünye Köyceğiz'de çok kalabalık bir ailede doğmuş. 'Kendini toplumla ilişkilendirdiğinde rahatsızlıklar başlıyor sende. Doğru bu adalet bu burada bir sahtekarlık var. Nasıl düzeltirsiz. Düzeltemezsin, tek başınasın. O zaman oturur şiir yazarsın' sözleriyle anlatıyor şiirle ilişkisini ve 'İlk şiirini insan hayatla karşılaştığında yazmaya başlar' diyor Şerafettin Kaya.
Babası onu liseye göndermemiş. Bunun sebebini babasının onun asi ruhunu uysallaştırmak, ehlileştirmek isteği olarak görüyor. Lisenin önüne geçip çok ağlamış. Babasıyla ilişkisini satranç oyununa benzeten şair, babasının ona her şeyi alıp ceket almadığını çünkü ceketin okulun simgesi olduğunu söylüyor. Köyde 80 darbesinde sol örgütün kitapları diye bir kulübeye doldurulan kitapları çalıp çalıp okurmuş. Bütün klasikleri böyle okumuş. 'Kitap okumak çok tehlikeli bir şey' diyen şair, hayatla olan bütün çatışmasının bu okumaları yaptıktan sonra başladığını söylüyor. İsyan edip okumak istediğini söylemesi aralarındaki ilişkiyi koparmış. Babasının hala onu affetmediğini söylüyor. Liseye giden Kötü Şair parasızlık nedeniyle askeri okula gitmek zorunda kalmış. İsyankar ruhu için çok yanlış bir tercih olduğunu kapıda fark etmiş aslında. 'Cebimde dönüş parası olsaydı oradan geri dönecektim ama maalesef hiç param yoktu' diyor. Böylece askeri hayatı başlamış. Ama ruhuna uygun olmayan bir meslekte oradan oraya sürgün yemiş ve hep şiire sığınmış.
94 yılında Murat Arıburnu Ödülleri'nde Pencere Gizleri öyküsüyle aldığı ödül onu motive etmiş. Askerlikten ayrıldıktan sonra şiir kitaplarını çıkarmaya başlamış. Öküz Dergisi'nden teklif alınca artık Kötü Şair Şerafettin olarak tanınmaya başlayan Kaya, dergi kapanınca bir süre ne yapacağını bilememiş. Mümtaz Sevinç'in yönlendirmesiyle Bir Kötü Şair Hikayesi adı altında kendi şiir ve hayat hikayesinden kurguladığı tek kişilik bir oyun hazırlamış ve sahnelemiş. Tiyatroya böylece adım atmış. Kötü Şair Şerafettin 'Oyunu videoya kaydettim. Sonra oturup kendimi izlediğimde delirmiş bir adam gördüm' diyor. Oyundan sonra Esmer dergisinde yazıp çizmeye başlamış. Orada düz yazıya geçtiği için Esmer'in kendinde çok özel bir yeri olduğunu anlatan Kaya, Panik Atak hikayelerini yazmaya başlamış. İnsanların küçücük durumlarını hikayelendiren bu öykülerle hayatın kılcal damarlarına girdiğini söylüyor Kötü Şair. Kitaplaşan bu hikayelerden sonra bir de roman yazmış; İtibarsız Adam. 'Kendinizi mi yazdınız Şerafettin Bey' diye tepkiler geldiğini kahkahalarla anlatıyor. 'İnsana bu kadar hakaret edilmez' diyen Kötü Şair Şerafettin, aslında İtibarsız Adam olmak istediğini de itiraf ediyor. Çünkü kitaptaki itibarsız adamın iyi bir adam olduğunu ifade ediyor.
Panik Atak hikayelerini öykü öykü oyunlaştıran Kötü Şair Şerafettin daha sonra bunları tek bir kurgu üzerinden anlatmanın daha doğru olduğunu fark edip bir senaryo yazmış. Bu oyun şimdi Ortaköy'de Afife Jale sahnesinde 6 ve 25 Mart'ta sahne alacak. Nisan ayında da devam edecek. Bir gün herkes panik atak olabilir diyen Kötü Şair Şerafettin 'Panik atak sadece ölüm korkusu değildir. İnsanın kendi hayatı içinde paniklemesinden bahsediyoruz. Tabi ki psikolojik alt yapısı var ama birbirimize güvenmemenin, birbirimizi dinlememenin yarattığı sorunları ele alıyoruz. Oyuna giren herkes ben panik atağım diyor. İnsanları kendisiyle yüzleştiriyoruz' sözleriyle anlatıyor oyunun içeriğini.
Kötü Şair Şerafettin askerlikten ayrıldıktan sonra bir boşluğa düştüğünü ve o nedenle panik atak yaşadığını söylüyor. 'O kadar korkmuş bir panik atak hastasıydım ki, ölüm korkusundan uyuyamadım sabahlara kadar. Askerlikten ayrılınca hayatın ortasında kalakaldım, kendimi çok kötü hissettim. Ama durumumu fark ettim ve bunu dönüştürebildim. Yarım Ağızlı Kurbağa Sesli Kertenkeleler diye bir kitap yazdım o dönemde. O yazı beni terapi etti. Bir ses insanı bir kuyudan çıkarabilir. Kuyudasınızdır. 'Orada ne yapıyorsun. Buraya gel' diye bir ses hayatınızı değiştirebilir. Biz de o ses olmak istiyoruz. Oyunumuzun amacı; insanların amaçsız hallerini önlerine koyabilmek' diyor. Metni eline alan kimsenin oyunu geri çeviremediğini de söyleyen şair, 'Çünkü orada herkes kendisini gördü' diyor. Oyun yurt dışından da ilgi görüyor. Uluslararası Barış Evi'nin davetlisi olarak Almanya'da 8 -9 Şubat tarihlerinde oynandı. Oyunun Paris'te İtalyan tiyatrosunda sahnelenmesi için de çalışmalar devam ediyor. Nisan ayında yapılacak galaya Şerafettin Kaya da oyunun yazarı olarak davet edilmiş.
Oyunun başrol oyuncusu Hacı Ali Konuk, Seksenler dizisinde de Bekçi Bekir karakterini canlandırıyor. Konuk: 'Öncelikle oyun yazarının Türk olması ve bizim insanımızı anlatması benim için çok önemliydi. Fakat esas olarak kullanılan dil ve anlatım beni çok etkiledi. Oyunda öne çıkan anti kahramanlar ve birbirleriyle olan ilişki biçimleri bu projede yer almamı sağladı. Ben anti kahraman, bütün özgüvenini yitirmiş bir karakteri oynuyorum. Şerafettin Kaya'yı bu oyunu sahneye koyması için çok uğraşıp ikna ettim. İyi ki de etmişim oyun çok sevildi. Almanya'ya turneye gittik. Paris'te sahneleniyor. Bu da beni mutlu ediyor sebep olduğum için' diyor.
Zehra Esen, Panik Atak Mahir Atak'ın başkarakterlerinden biri. Esen: '2003 yılında ailemle birlikte Amerika'ya yerleştim. 2005 yılında oyunculuk eğitimime başladım ve ardından arkadaşlarımla Tiyatros isimli grubumuzu kurduk. İnternette Şerafettin Kaya'yla ilgili bir habere rastladım. Panik Atak oyunu çok ilgimi çekti. İletişime geçtim, bana metni gönderdi ve özellikle Komşu Kadın karakterinden çok etkilendim. Kendisinden aldığım teklifle şu an oyunun yardımcı yönetmenliğini yapan eşim Onuralp Dursun'la Nisan ayında İstanbul'a yerleştik. Kısaca Panik Atak olmak için Amerika'dan geldim' diyor.






