Macbeth

00:008/08/2011, Pazartesi
G: 7/08/2011, Pazar
Yeni Şafak
Macbeth
Macbeth

Perde I/ SAHNE VII

Macbeth'in şatosu. Boru sesleri ve meşaleler.

Yemek taşıyan hizmetçiler sahneden geçerler.

Macbeth girer.

MACBETH

Yapmakla olup bitseydi bu iş,

Hemen yapardım, olup biterdi.

Döktüğüm kanla akıp gitse her şey,

Bir vuruşta sonuna varılsa işin,

Bir anda bu dünyayı olsun kazanıversen,

Zaman denizinin bir kumsalı olan bu dünyayı,

Öbür dünyayı gözden çıkarır insan.

Ama bu işlerin daha burada görülüyor hesabı.

Verdiğimiz kanlı dersi alan

Gelip bize veriyor aldığı dersi.

Doğruluğun şaşmaz eli bize sunuyor

İçine zehir döktüğümüz kupayı.

Adam burada, iki katlı güvenlikte:

Bir kere akrabası ve adamıyım:

Ona kötülük etmemem için iki zorlu sebep.

Sonra misafirim: Değil kendim bıçaklamak,

El bıçağına karşı korumam gerek onu.

Üstelik bu Duncan ne iyi yürekli bir insan,

Ve ne bulunmaz bir kral.

Her değeri ayrı bir İsrafil borusu olur

Lanet okumak için onu öldürene!

Acımak yeni doğmuş bir çocuk olur, çırılçıplak,

Kasırganın yelesine sarılmış,

Ya da bir melek, görülmez adarına binmiş göklerin,

Ve gider dört bir yana haber verir

Bu yürekler acısı cinayeti,

Gözyaşı savrulur esen yellerde.

Sebep yok onu öldürmem için,

Beni mahmuzlayan tek şey, kendi yükselme hırsım;

O da bir atlayış atlıyor ki atın üstüne

Öbür tarafına düşüyor, eğerde duracak yerde.

Lady Macbeth girer.

Ne o, sen misin? Ne var?

LADY MACBETH

Yemekten kalkacak nerdeyse. Niçin çıktın dışarı?

MACBETH

Beni mi aradı?

LADY MACBETH

Aramaz olur mu? Aradı tabii.

MACBETH

Kalsın bu iş, gitmeyelim daha ileri.

Şana şerefe boğdu beni. Halk arasında,

Dört bir yanda, öylesine ün saldım ki şimdi,

Taze taze tadalım bunu, bayatlamadan.

LADY MACBETH

Giyinip kuşandığın umut sarhoş muydu yoksa?

Uykularda mıydı şimdiye dek?

Uyanınca ürktü anlaşılan,

Yemyeşil, sapsarı kesildi,

Renk renk hayaller kurarken!

Sevgini de böyle bileceğim bundan sonra:

İstemekte yiğit, yapmaya gelince korkak, öyle mi?

Hayatın incisi saydığın şeye can atacaksın,

Ve kendi gözünde bir yüreksiz kalarak yaşayacaksın.

Ömrün boyunca, isterim, arkasından, yapamam, diyeceksin.

Atasözündeki çaresiz kedi misali:

Balık ağzıma gelsin, ama ayağım suya deymesin.

MACBETH

Yeter, sus artık! Bir insana yaraşan

Her şeyi yapmaya varım. Ondan ötesini yaptım mı,

İnsan olmaktan çıkarım.

LADY MACBETH

Öyleyse hangi hayvan yazdırdı sana

Bana yazdıklarını? O zaman insandın asıl,

Yapmaya yüreğin olduğu zaman.

Daha ileri git şimdi,

Daha fazla insan olmak istiyorsan.

O zaman ne sırasıydı bu işin, ne de yeri,

Öyleyken yerini de sırasını da yaratmaya hazırdın.

Şimdi kendiliğinden ikisi de elinde:

Ama sen yoksun, sen kendi elinde değilsin.

Ben çocuk büyüttüm, bilirim nedir tadı

Sütümü emen bir yavrunun. Öyleyken,

Mememi çeker alırdım dişsiz damaklarından,

Beynini ezerdim kendi yavrumun,

Senin ettiğin yemini etmiş olsaydım.

MACBETH

Ya başaramazsak?

LADY MACBETH

Başaramazsak ne demek?

Sen yüreğini gergin tut yalnız,

Bak nasıl oluyormuş başarmak.

Hele Duncan bir yatsın,

Derin uykulara dalsın

Bugünün yorgunlukları üstüne.

İki adamını öyle yedirir içiririm ki

Bir duman kalır kafalarında

Beynin bekçisi hafıza yerine,

Akıl yerine de bir imbik!

Körkütük sızdı mı ikisi birden

Ölü domuzlar gibi,

Bekçısiz kralı haklarız seninle.

Adamlarına yükleriz bu korkunç cinayeti,

Herifler fitil nasıl olsa, dilediğin gibi yak.

MACBETH

Sen yalnız erkek çocuk doğur!

Yalnız erkek hamuru yoğurmalı

Bu amansız gücün senin.

Sızmış heriflerin üstlerini kana bular,

Hançerlerini de kullanırsak

Onlara yüklerler bu işi.

LADY MACBETH

Üstelik biz de yaygarayı basar,

Ölümüne yanar yakılırsak

Kimin haddine başka türlü düşünmek?

MACBETH

Caymam artık, bitti. Canım kanımla

Bu işe veriyorum kendimi.

Gel gidelim, en tatlı yüzümüzle

Boyayalım gözünü herkesin;

Kalleş bir yüreği kalleş bir yüz gizlesin,

Yalancı bir yüreğin içindekini.

Perde II/ SAHNE I

Macbetb'in şatosundaki avlu. Banquo'yla Fleance girerler. Fleance'ın elinde bir meşale vardır.

BANQUO

Gece ne sularda evlat?

FLEANCE

Ay battı; saat kaçı vurdu duymadım.

BANQUO

Ay gece yarısı batıyor.

FLEANCE

Öyleyse efendim, gece yarısını bir hayli geçtik.

BANOJJO

Tut şu kılıcımı... Gök amma da cimri bu gece;

Bütün kandillerini söndürmüş... Şunu da al.

Kurşun gibi bir uyku çöküyor üstüme;

Oysa hiç de uyumak istemiyor canım.

Ey insanoğlunun koruyucu melekleri.

Uzak tutun benden

Uykuda başıboş kalan kötü düşünceleri.

Macbeth ve elinde meşale bir hizmetçi girerler.

Kılıcımı ver. Kim o gelen?

MACBETH

Bir dost.

BANQUO

Siz ha! Daha yatmadınız mı? Kral yattı.

Görülmedik bir keyfî vardı bu akşam;

Adamlarınıza bir hayli bahşiş verdi.

Karınıza da şu elması yolladı:

Eşi bulunmaz bir ev hanımı dedi.

Sevinçler içinde çekildi odasına.

MACBETH

Hazırlıksız olduğumuz için

Gönlümüzce ağırlayamadık kendisini.

Neler yapabilirdik yoksa...

BANQUO

Bundan iyisi can sağlığı...

O üç cadıyı rüyamda gördüm dün gece.

Oldukça doğru çıktı size söyledikleri.

MACBETH

Sahi, unutmuştum onları. Bir boş vakit bulunca Seninle konuşalım biraz bunun üstüne...

BANQUO

Ne zaman isterseniz.

MACBETH

Sırası gelince sözümü dinlersen

Şanın şerefin artar, bilesin.

BANQUO

Artsın derken eksilmesin de...

Yüreğim rahat, alnım ak kaldıkça

Söz dinlemezlik etmem.

MACBETH

Şimdilik iyi geceler

BANQUO

Sağ olun efendim, siz de.

Banquo ve Fleance çıkarlar.

MACBETH

Git hanımına söyle;

İçkim hazır olunca çanı çalsın.

Sonra git yat.

Hizmetçi çıkar.

Bir hançer mi önümde gördüğüm?

Sapı elimden yana çevrik...

Gel, sarsın elim seni.

Yoksun elimde; ama görüyorum seni.

Uğursuz görüntü, göze var ele yok musun sen?

Kafamdaki bir hançer misin yoksa?

Ateşli beynim mi yarattı seni?

Görüyorum işte yine; tutulacak gibisin,

Şu kınından çıkardığım hançer gibi.

Gideceğim yeri gösteriyorsun bana

Ve kullanacağım silahın ta kendisini.

Ya gözlerim öbür duyularımla oynuyor,

Ya öbür duyularım gözlerimle.

Yine görüyorum işte seni:

Ağzında ve sapında kan var; demin yoktu.

Yok, hançer falan yok.

Benim kanlı tasarım bu gözlerimin gördüğü.

Şimdi, dünyanın yarısında tabiat ölü gibi;

Perdelere bürülü uykuyu kötü rüyalar sarmış.

Cadılar başlamıştır şimdi büyülerine,

Soluk yüzlü tanrıçaları Hekate'yi çağırıyorlar,

Ve cinayet, iskelet suratlı cinayet,

Bekçisi ve habercisi kurdun ulumaları,

Hırsız Tarquinius'un sinsi ve uzun adımlarıyla

İlerliyor hedefine doğru, bir hortlak gibi.

Sen ey sağlam, katı toprak,

Duyma ayak seslerimi, bilme gittiğim yeri;

Yoksa korkarım, taşların bile keser yolumu: Bozarlar bu işime gelen korkunç sessizliği. Duncan daha sağ, sen lafla asıp kesmedesin, Kelimeler ateşine su serper eylemin.

Çan çalar.

Gidiyorum, bitti bu iş. Haydi diyor çanın sesi. Sen işitme Duncan: Çünkü bu çan sesiyle

Ya cennete gideceksin ya cehenneme.

SAHNE II

Macbeth'in şatosu. Lady Macbeth girer.

LADY MACBETH

Onları uyuşturan coşturdu beni,

Onları söndüren, ateş verdi bana.

Susss! Bir ses var!..

Baykuş öttü: Uğursuz zangoç!

İyi geceler diyor korkunç sesiyle.

Bizimki işe girişmiş olmalı. Kapılar açık.

Nöbetçiler sızmış körkütük,

İşlerini alaya alıyorlar sanki horul horul,

Öyle bir toz kattım ki içkilerine

Ölümle hayat cenkleşiyordur şimdi

Canları senin mi benim mi diye.

MACBETH

Sahne arkasından.

Kim var orda? Ses ver!

LADY MACBETH

Eyvah! Uyandılar korkarım, iş bozuldu.

İşlenmesi değil yarım kalması kötü bu cinayetin.

Dur, bir ses var!.. Hançerlerini hazır etmiştim,

Bulamamış olamaz. Kendim bitirirdim işini,

Uyurken babama benzetmeseydim...

Macbeth girer.

Kocam!..

MACBETH

Yaptım yapacağımı. Bir gürültü duymadın mı?

LADY MACBETH

Bir baykuş sesi duydum; cırcır böceği de öttü.

Konuşan sen değil miydin?

MACBETH

Ne zaman?

LADY MACBETH

Az önce.

MACBETH

İnerken mi?

LADY MACBETH

Evet.

MACBETH

Sus, dinle!.. İkinci odada kim yatıyor?

LADY MACBETH

Donalbain.

MACBETH

Ellerine bakarak.

Şu halime bak, korkunç!

LADY MACBETH

Korkunç demenin sırası mı şimdi!

MACBETH

Biri uykuda güldü, öteki,

Adam öldürüyorlar! diye bağırdı.

Birbirini uyandırdılar ne oluyor diye.

Çivilendim olduğum yerde, kulak verdim.

Dua ettiler sadece, sonra daldılar yine uykuya.

LADY MACBETH

Yan yana yatıyordu ikisi.

MACBETH

Allahım bizi koru! dedi biri; öteki amin! dedi.

Beni görmüşler gibi bu kanlı ellerimle.

İçime doldu duydukları korku.

Allahım bizi koru! dedikleri zaman

Ben de amin demek istedim, diyemedim.

LADY MACBETH

Durma bunlar üstünde o kadar.

MACBETH

Evet, ama, neden amin diyemedim?

Boğazımda düğümlendi kaldı amin sözü,

Allaha sığınmak isteği yakarken içimi.

LADY MACBETH

Böylesine düşünmeye gelmez bu işler;

Aklını kaçırır insan.

MACBETH

Bir ses duyar gibi oldum:

"Kimseler uyumasın artık! Macbeth uykuyu öldürdü!"

Evet, masum uykuyu,

Kaygılar yumağını çözen uykuyu,

Her günkü hayatın ölümünü,

Yorgunlukları yıkayan suyu,

Yaralı canların merhemini.

Yüce tabiatın baş yemeği,

Hayat sofrasının cana can katan ziyafeti.

LADY MACBETH

Ne demek bunlar?

MACBETH

Yeniden yükseldi ses: Uyumayın artık:

Glamis uykuyu öldürdü. Onun için

Cavvdor'a uyku yok artık! Macbeth'e uyku yok artık!



Macbeth kötülüğü sevmez ama seçer

Tüm dünyada en çok tanınan oyun yazarı olan William Shakespeare, 16. yüzyılda yaşamış olmasına rağmen eserleri bugün de güncelliğini korur. Hamlet, Kral Lear, Romeo ve Juliet, Othello, Macbeth gibi oyunları dünyanın her yerinde sahnelenmekte ve büyük bir ilgiyle izlenmektedir. Ortaya koyduğu karakterler ve tartıştığı temalarla insana ait olanı yakalayıp aktarma gücü, ona bu alanda duyulan ilginin sürekliliğini sağlar.

Yaklaşık iki bin satır olan Macbeth, Shakespeare'nin trajedileri arasında en kısa olanı. İlk kez 1623'te yayınlanan ve ilk temsili 7 Ağustos 1606'da sarayda, Kral James ile konuk Danimarka Kralı IV. Christian'ın huzurunda yapılan Macbeth, kaynağını Holinshed'in ünlü tarihinden alır. Holinshed Tarihi'nde güçsüz bir kral olan Duncan, Shakespeare'nin kaleminde ideal bir hükümdara dönüşür. Trajedinin konusu kısaca şöyledir: Cesur ve sadık bir komutan olan Macbeth, Norveçlilerle yapılan savaşta büyük kahramanlık gösterir. Savaştan dönerken karşısına çıkan cadılar ona gelecekle ilgili haberler verir, ona kral olacağını söylerler. Bu kehaneti duyan Macbeth, hemen o anda Kral Duncan'ı öldürmeye karar verir. Yükselme arzusuyla bir cinayet işleyecek olmak onda büyük bir çatışmaya yol açar. Vicdanı, merhamet ve sadakat duyguları peşini bırakmaz. Fakat nihayetinde eşinin de teşvikiyle bu cinayeti işler…

Macbeth, Shakespeare'nin diğer kötü adamlarından farklı olarak kötülükten keyif almaz aksine acı çeken bir karakterdir. Kötülüğü bilinçli bir biçimde seçen bu karakter, hırsın üstün geldiği çatışmasında birçok insani değeri sorgulaması bakımından önemlidir.

Oyundan önemli bir bölümü Sabahattin Eyüboğlu çevirisiyle okuyacaksınız.

ŞİİRİN İMKÂNINA DAİR

Sayfada okuyacağınız şiir ise İhsan Deniz'e ait. Şiir yayımlamaya Yönelişler dergisinde başlayan İhsan Deniz, 80'li yıllardan günümüze, çeşitli sanat/edebiyat dergilerinde şiir ve yazılarıyla yer aldı. Bürde dergisinin kuruluşuna katılan Deniz, 1995-1999 yılları arasında İpek Dili şiir seçkisini çıkardı ve yönetti. Bir dönem gazetemizde de kültür sayfasında haftalık yazılar yazan şair, Hurûfî Melâl isimli kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2002 yılında Yılın Şairi seçildi. Mağara Külleri, Yalnız Sana Söylenen, Adımlarımın Gizli Sokağı, Perdeler, Gecediloldu, Bozgun Siperi Buz ve Fire (Toplu Şiirler), Daima Unutma, Sırtlan Kayboldu, Baht-ı Siyah isimli kitapların yazarı, şiirin imkân'ı hakkında şunları söyler: “Bir şairin şiiriyle yapması gereken en önemli ödev; fenomen temelinde verili olan şey'lerin dışına taşarak, metafizikolan ı tırmalamak ve yakalamaktır. -Gerçek şair, bu olgunun endişesiyle kıvranacaktır.- Ancak böyle bir sıçramayla söz konusu olabilecek bu tür kavrayış biçimi, derin bir iç-görü sayesinde irreel ve irrasyonel bir 'şair dünyası' tasarımıyla, şiirsel ifadelerle dışlaşabilir. İşte, şiir'in imkânı yalnız bu noktada gizlidir ve şair için tek bir 'hakikat' varsa, o da budur.”