Mavera Anadolu’nun saf çocuğu

Yeni Şafak
İlker Nuri Öztürk
04:0018/12/2016, Pazar
G: 17/12/2016, Cumartesi
Yeni Şafak

Yedi Güzel Adam tarafından çıkartılan Mavera dergisi hakkındaki “Türkiye’nin Sosyo-Politik Biçimlenmesinde Mavera Dergisi” başlıklı kitap, çeşitli açılardan dergiyi inceliyor. Eserin editörü Doç. Dr. Ömer Say, “Mavera, Anadolu’nun saf çocuğunu temsil ediyordu” diyor.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi yayını olarak neşredilen “Türkiye'nin Sosyo-Politik Biçimlenmesinde Mavera Dergisi” kitabı akademisyenlerin titiz çalışmaları sonucu dergiyi çeşitli açılardan inceliyor. Prof. Dr. Ahmet Cihan ve Doç. Dr. Ömer Say'ın editörlüğünde hazırlanan çalışmada Yrd. Doç. Dr. Elif Süreyya Genç, Esra Poyraz, Ayşe Derya Saraçoğlu'nun yazıları ve Rasim Özdenören, Nazif Gürdoğan röportajları yer alıyor. Ömer Say, Ahmet Cihan, Elif Süreyya Genç ile Mavera'nın serüveni ve derginin günümüze etkilerini konuştuk.



Necip Fazıl'ın Büyük Doğu'su, Nuri Pakdil'in Edebiyat'ı ve Sezai Karakoç'un Diriliş'i yayına devam ederken Mavera'nın çıkış amacını nasıl okuyabiliriz?


Mavera'nın kurucuları Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Akif İnan, Alaeddin Özdenören, Nazif Gürdoğan'ı Diriliş, Büyük Doğu ve Edebiyat'tan ayrı düşünmek çok da yerinde değil. Ancak bu dergilerin aralıklı yayınlanması derginin çıkışını gerekli kılan bir sebep. Ayrıca ortalama 35 yaşında olan edebiyatçıların çıkardığı bir dergi olduğunu düşünürsek, bu isimlerin edebi kişilikleri oturmuş şair ve yazarlar olarak, kendi ayakları üzerinde durmayı istediklerini de söyleyebiliriz. Ancak bu 3 dergiye karşı çıktığını söyleyemeyiz.





SUDAN'DAN GELEN HABERİN DEĞERİ VARDI


Devlet, birey, toplum hakkındaki metinlerden yola çıkarak Mavera'nın edebiyatın yanı sıra sosyo-politik bir dergi de olduğunu söylüyorsunuz. Bunun ipuçları nelerdir?


Özellikle “Çeşitlemeler” ve “Yorumlu Haberler” isimli bölümlerde örneklerini görüyoruz. Yurtdışında eğitim amaçlı bulunan öğrenciler aracılığıyla dünyadaki diğer Müslüman toplumlara ait gelişmeleri okuruna aktarmayı amaçlıyor. Aynı zamanda Batı toplumlarını tanımaya yönelik günlük ve anılar da dergide yer alıyor. Özellikle Afrika, Afganistan, Ortadoğu'daki siyasi olaylara, toplumsal hareketlere, ekonomik krizlere de duyarsız değiller. Mavera, bu alanda bir boşluk olduğunu düşünerek böyle yayınlar yapıyor. Tabii bu yönelimin sebebi olarak Zarifoğlu, Bayazıt ve Özdenören'in dünyaya açık olmalarını da sayabiliriz. Örneğin Erdem Bayazıt Afganistan'a giderek “İpekyolu'ndan Afganistan'a” adlı kitabı yazdı.



Dış ülkeden yayınlar nasıl yapılıyordu?


Mavera, Batı'da yayınlanan birkaç dergiden alıntılar yapıyor. Yani verilen bilgiler ikinci elden. Örneğin “Uganda'da Müslüman Kıyımı”, “Malezya Seçimleri Sürprizlerle Dolu” metinlerini Crescent veya İslamic Herald dergilerinden alıp Mehmet Çağlar gibi isimler tarafından tercüme edilerek yayınlıyorlar.



Peki günümüzde çıkan dergilerde bu tip yayınları neden göremiyoruz?


O dönemdeki çalışmalar duygusal bağla yapılıyordu. Günümüzdeyse bu çalışmalar daha çok akademik sahaya kaydı. Edebiyat içerisindeki ideolojiler, yaklaşımlar, siyasi görüşler artık eskisi kadar keskin değil. 70'lerden bugüne baktığımızda insanların bakış açısında önemli farklılıklar var. Bir de o zamanlar Sudan'daki olaydan dergi aracılığıyla ayda bir haber geliyor ve bu haberlerin bir değeri oluyordu. Böyle bir yayına ihtiyaç vardı. Şimdiyse isteyen herkes dakika dakika gelişmelerin takibini yapabiliyor.





PARTİLERÜSTÜ BİR ÇABA VARDI


Mavera'nın derdi, davası neydi?


Öncelikle milli ve dindar kitlenin çıkardığı bir dergi. Kapitalizm ve emperyalizme karşı eleştirileri bulunuyor. Sadece Batı kapitalizmini değil, Rusya'nın Afganistan ve Türkistan'a müdahalesini de aynı bakış açısıyla görüyorlar. İslâm dünyasına karşı bir duyarlıkları var. İslâm dünyasının yaşadığı yoklukla ve onların kimsesizliğiyle dertlenme görüyoruz. Müslüman bilinciyle hareket ediyorlar, politik olarak değil. Bu hareketlerinin siyasi alanda bir karşılığı yok.



Ancak dergi kurucuları arasında siyaset sahnesinde yer alanlar var...


Evet, Milli Selamet Partisi'nden Hasan Seyithanoğlu ve Erdem Bayazıt da Anavatan Partisi'nden vekil. Ancak kendilerini MSP veya ANAP'lı olarak tanımlamıyorlar. Kendilerini partiyle sınırlamıyorlar. Partiyle araları dışardan iyi olarak görünüyor, tarafsız değiller ama ortaya konanlar, partilerüstü bir çabanın ürünü.



Dergi kimleri temsil ediyordu?


Necip Fazıl'ın şiirinde geçen “Anadolu'nun saf çocuğu”nu diyebiliriz. Bunu dergide yayınlanan şiir ve düzyazılarda da görmek mümkün. Zarifoğlu'nun “Şarklıyım ben, gövdem yara dolu” mısrası buna örnektir. Buradaki Şark, Çin veya Asya değil dindar yüzüyle Anadolu'nun saf insanlarıdır.



Ümmet bilincinden uzaklaşıyoruz




Mavera'nın ümmet politikasını günümüzle kıyaslarsak, neler söylenebilir?


Elif Süreyya Genç: Mavera, ümmet bilincine vurgu yaparak bu baskıların sonlanacağı ümidini okuyucuya aktarıyor. Mavera'daki makalelerde, ümmet anlayışının önemine ve tüm Müslümanların, dünyanın neresinde olursa olsun (hangi mezhebe bağlı olursa olsun) birlik olmasının gerekliliğine dikkat çekiliyor. Müslümanların 'bir' olması gerektiği inancı özellikle Ortadoğu'da yaşanan olaylar ekseninde çok sık tekrarlanıyor. Derginin etkili olduğu yıllarda bugünkü gibi mezhep eksenli çatışmalardan daha ziyade ideolojik çatışmaların olduğunu söylememiz mümkün. Buna rağmen Mavera'da sıkça dile getirilen ve arzu edilen ümmet anlayışından/bilincinden giderek uzaklaştırıldığımızın farkına varmamız çok mühimdir.



Müslümanın derdiyle dertlenen bir dergi




Mavera dergisi kimlere hitap ediyordu, hangi kesimi temsil ediyordu? Davası, derdi neydi?


Ahmet Cihan: Mavera dergisi nispeten dini değerlere duyarlı edebi zevk sahibi kişilere hitap ediyordu. Bu çerçevede edebiyat dışında İslam dünyasında vuku bulan gelişmelere ve yine tüm dünyada Müslümanları ilgilendiren gelişmelere karşı da duyarsız kalmamış bir dergi olarak kendini konumlandırmış. Bu aynı zamanda Mavera dergisinin davası olarak görülebilir. Tüm dünyada Afganistan'dan Filistin'e Suriye, Afrika'ya kadar dünyada Müslüman topluluklara ait sorunları ve sıkıntıları elinden geldiğince takip etmeye çalışmış ve okuyucusuna haberdar olduğu bilgi ve gelişmeleri iletmeye çalışmıştır.



İslami camianın sesi ve birikimi olmayı başardı




“Okuyucularla” isimli köşenin önemi neydi? Buradan kimler yetişmiş ve ülke siyasetinde etkili olmuştur?

Okuyucularla köşesinde sadece siyasette değil, birçok alanda önem taşıyan isimler yer almış. Mesala Fatih Andı, Metin Külünk, Yılmaz Daşcıoğlu, Hicabi Kırlangıç gibi isimleri sayabiliriz. Ancak Mavera'da asıl yazar kadrosunda yer alan ve ülke siyasetinde önem taşımış isimler var. Beşir Atalay, Ömer Dinçer, Mehmet Metiner, eski başbakanımız Ahmet Davutoğlu ve şu anda aklıma gelmeyen birçok siyasetçi Mavera'da yer almış. Ayrıca Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da okuduğu şiirlere baktığımızda, entelektüel birikimi içinde Mavera'nın da yer aldığını görüyoruz. Öte yandan günümüzde sosyal ve kültürel alanda da derginin etkisi mevcut. Mesela Hicabi Kırlangıç'ı, Fatih Andı'yı bugün çeşitli entelektüel düzeydeki jürilerde görüyoruz. Abdurrahman Dilipak, Fehmi Koru gibi birçok gazeteci de Mavera'da yazar olarak yer almış. Mavera'da yazmış birçok isim çeşitli alanlarda günümüzde etkili olmakta.


#Yedi Güzel Adam
#Mavera dergisi
#Ömer Say