Said Bey'den arşivlik hatıralar

Aysel Yaşa
00:0026/01/2014, Pazar
G: 25/01/2014, Cumartesi
Yeni Şafak
Said Bey'den arşivlik hatıralar
Said Bey'den arşivlik hatıralar

Said Bey bir kahraman değil. Galatasaray Lisesi'nin ilk Müslüman mezunlarından. Fotoğraf çekmeyi, yaşadıklarını gün gün not almayı seven biri. İşte ailenin bu hafızası tarihçi Ece Zerman tarafından bir sergiye dönüştürüldü. Arşivleri Parçalamak sergisinde, bir Osmanlı ailesinden hareketle geç Osmanlı, genç Cumhuriyet dönemi sorgulanıyor.

Arşivcilik en zor mesleklerden biridir. Elinizdeki malzemenin arşivlik mi yoksa çöp mü olduğuna karar verirsiniz. Belki sizin çöp dediğiniz bir fotoğrafta koca bir ailenin sırları gizlidir, bilemezsiniz. Özellikle kişisel arşivlerde bu ikilem daha fazladır. Sadece biraz daha dikkatli bakışa ihtiyacı olan bu arşivler, sonunda dönemine dair eşsiz ayrıntılar sunan bir çalışmaya dönüşebilir. Geçtiğimiz günlerde Salt Galata'da açılan Arşivi Parçalamak: Bir Osmanlı Ailesinde Temsil, Kimlik, Hafıza sergisi, işte bu arşiv mi, çöp mü sorusu arasında gidip gelinen bir ailenin arşivine odaklanıyor. Salt'ın beşinci Açık Arşiv sergisi de olan bu çalışmada, geç Osmanlı döneminden Türkiye Cumhuriyeti'ne üç kuşağı kapsayan Said Bey Arşivi'nin 1900-1940 dönemine odaklanılıyor.

BELGELER PARİS'TEN

Said Bey'in torunu Nesrin Bağana'nın kızı Hatice Gonnet Bağana tarafından Salt Araştırma'ya bağışlanan bu arşiv, geç Osmanlı ve genç Cumhuriyete dair bir çok konuda ayrıntılı bilgi aktarıyor bizlere. Hatice Hanım anne ve babası ölünce ailenin arşivini -kaybolmasınlar diye- buradaki konaktan alıp, yaşadığı Fransa'ya taşımış. Kendisi de Hititolog olan Bağana, 'Bu güzelim arşivin heba olmasına içim razı olmazdı. Ben de arşivcilik üzerine eğitim aldığım için olayı net biliyorum. Şimdi aile arşivimiz emin ellerde' diyor. Emekli olduktan sonra kendi kişisel Hitit arşivini de Çorum'daki Hitit Müzesi'ne bağışlayan Bağana, aileden geriye kalan 2 kuzenine de sergiyi haber verdiğini söylüyor. Aileden geriye Bülent Arel ve Ziya Kocainan bulunuyor. Sergide, Hatice Hanım tarafından bizzat elde getirilen Said Bey'in bastonu da sergileniyor. Arşivin kısa hikayesini anlattıktan sonra asıl konuya gelelim. Kimdir bu Said Bey? Arşivi bir sergi açılacak kadar mühim midir? Said Bey bir kahraman mıdır? Yoksa Fransız tarihçiler François Georgeon ve Paul Dumont'un ifadesiyle 'İstanbullu bir burjuva karikatürü müdür? Öncelikle Said Bey bir kahraman değil. Galatasaray Lisesi'nin ilk Müslüman mezunlarından. 2. Abdülhamid döneminde sarayda tercümanlık yapar. Fakat Meşrutiyet'in ilanıyla görevine son verilir. O da Galatasaray Lisesi'nde hocalık yapmaya başlar. 1911'de Berlin'e gider. Berlin'de parlayan ışıklar, halıfleksler ve intizamla dizilmiş vitrinler onları çok etkiler.

TEZDEN SERGİYE

Bunun yanı sıra Said Bey'in evinde bir piyano bulunur, her gün neler yaptığını ajandasına not alır, sinemaya gitmeyi sever, çocukları bir matmazelden Fransızca dersi alır, 1920'lerde ailesiyle Şişli'de bir apartman dairesine taşınır. Geniş bir plak arşivi vardır. Kızının düğününde bile yaptığı masrafları kalem kalem yazar. Sergiyi hazırlayan tarihçi Ece Zerman, bir Osmanlı ailesi üzerine yüksek lisans yapmak isterken karşılaşır Said Bey'le. 2009 yılında Hatice Hanım'ın aileye ait tüm belgeleri, araştırmacıya vermesiyle birlikte sergiye uzanan serüven de başlar. Zerman, 'Hepimiz önceden okuduğumuz büyük adamların tarihine alışmıştık. Fakat Said Bey farklıydı. Elit, babası vekil… Her gün yaşadıklarını kendi elleriyle hazırladıkları ajandalara not ediyor. O ajandalar geçtiği döneme dair bir çok ayrıntıyı veriyor bize' diye belirtiyor.

BERLİN YOLCULUĞU ANİMASYON OLDU

Sergi, karmaşık bir geçiş sürecinde ailenin kendisini yazı, fotoğraf, anlatı, müzik ve nesneleriyle nasıl ifade ve temsil ettiğini anlamaya çalışıyor. Ailenin hafızası oluşurken Cumhuriyet'in kurulmakta olan ulusal anlatısıyla nasıl iç içe geçtiğini, kimleri ötekileştirdiklerini inceleme olanağı sağlayan sergide, Said Bey'in Berlin gezisini anlatan, Sait Mingü ve Boran Güney'in hazırladığı beş bölümlü animasyon film de izlenebiliyor. Serginin tasarımı Future Anecdotes Istanbul tarafından gerçekleştirilmiş. Beyaz tül perdelerle ayrılan bölmelerde bir evi geziyor hissine kapılıyorsunuz. Bölmelerin birinde o dönem meşhur olan portre fotoğraf arşivinin de bir kompozisyona dönüştürülmüş halini görmeniz mümkün. Ayrıca yine Said Bey'in ajandalarında sıklıkla rastladığımız satın alınan lavantaların kokusu sergi salonu boyunca burnunuzdan gitmiyor. Nesne olarak ise klasik sergileme alanında Said Bey'in kızlarının saç teli, duvağı ve nişan bohçası da sergileniyor. Fotoğraflar da ise Said Bey'in oğlu Hakkı Tez'in imzası bulunuyor.

ÇOK DİLLİLİĞE ATIF VAR

Said Bey'in ajandalarında döneme dair enteresan bilgilere rastlıyoruz. O, yaşadığı her şeyi not düşüyor. Mesela Meşrutiyet döneminde 'İsyan devam ediyor, bugün dışarıya çıkmadım' yazarken, bir başka notunda kayınvalidesinin cenazesinde ne kadar masraf ettiklerini not düşüyor. Çocuklara aldığı bonbonlar, patatesler, kıyafetler ve nicesi. Hepsi Sait Bey'in ajandalarında fiyatlarıyla birlikte not tutulmuş. Anlıyoruz ki kendisi 'cimri' olmasa da biraz 'tutumlu'. 1911'de Berlin yolculuğunda karısına attığı kartta 'otelde bulunan kırmızı yumuşak halıları' bile not düşüyor. Said Bey'den eşine yazılan elli mektup da klasik sergileme alanında sunuluyor. Sergi, Aile Hatıraları, Ötekine Bakmak, Moderni Sergilemek, Ulusu Hatırlamak ve Hafıza Fragmanları bölümlerine ayrılmış. Hafıza Fragmanları'nda, Hatice Hanım'la yapılmış söyleşiler bilgisayar ekranlarından izlenebiliyor. Hatice Hanım burada, çocukluklarını, Said Bey'in ailesine dair merak edilenleri anlatıyor. Osmanli dönemindeki çok dilliliğe atıfta bulunarak sergi de çok dilli hazırlanmış. Türkçe, İngilizce, Fransızca konusunda metinsel bir çalışma yürütülmüş. Ayrıca Osmanlıca ve Ermenice çeviriler konusunda da sıkı çalışılmış. Sergi, 23 Mart'a kadar Karaköy'deki Salt Galata'da görülebilir.

Kişisel arşivler çöp değildir

Sergide, sık sık 'Arşivi Parçalamak, bir arşivcilik sergisi, bir tarih yazımı denemesidir' cümlesine atıfta bulunuluyor. Tarihçi Zerman da bunun altını çiziyor: 'Kişisel arşivler hiçbir zaman çöp değildir. Bu arşiv, bize o dönemin sosyal hayatına dair bilgi veriyor. Temsil, kimlik ve hafıza açısından, ailenin geçiş döneminde kendi kimliklerini nasıl tanımladıklarını gösteriyor. Fotoğraflardan anlıyoruz ki Said Bey ve ailesi kendilerini genç Cumhuriyet'le özdeşleştiriyorlar. Diğerlerini ötekileştiriyorlar. Bir de arşiv bir mülk değildir, iletişim kurabilecek herkesindir. Bu yüzden paylaşılmalıydı.' Sergiyi düzenleyenler eldivenle tutulan steril bir sergi yapmak istemediklerinin de ısrarla belirtiyorlar.

Bu hafıza herkesin

Arşivi Salt'a bağışlayan Hatice Hanım, bu açık arşivin araştırmacılara, tarihe ve en önemlisi hayata açılmasını çok önemli bulduğunu söylüyor. Eşi de ünlü ressam Tony Gonnet olan Hatice Hanım, 'Arşiv, Said Bey'den bana kadar gelen bir hikaye. Salt, 'Arşivi dijitale aktardıktan sonra size verebiliriz' dediler. Ben burada kalsın, daha fazla insana ulaşsın istedim. Sergidekiler gördükleriniz arşivin küçük bir kısmı' diyor. Sergi için ailedeki herkese davet gönderdiğini de belirten Bağana sözlerine şöyle devam ediyor: 'Bu sadece benim anne babamın hikayesi değil, herkesin. Said Bey ailesi geniş, hoşgörülü bir aile. Bu hafızanın paylaşılması açısından çok önemsiyorum bu sergiyi.'