Herbalist Tarkan Güveloğlu'nun araştırmaları sonucu hazırladığı bitki özü kremi, geçmez diye bilinen sedef ve vitiligo hastalığında çok olumlu sonuçlar sağlıyor.
Precelsus'un "Bütün dağlar, tepeler ve otlaklar birer eczanedir" sözünü kendisine ilke edinen Herbalist Tarkan Güveloğlu, bir çok insanın yaşadığı cilt sorunları üzerine yıllarca çalışarak olumlu sonuçlar elde etti. "Geçmez" diye bilinen sedef ve vitiligio gibi hastalıkların saf bitki özleri ile tedavi edilebildiğini vurgulayan Tarkan Güveloğlu, bu cilt sorunlarının toplumun yüzde 2'sinde mevcut olduğunu söylüyor. Saf bitki özleri, bitkiler ve bitkisel kremler kullanarak dört ay içinde bu sorunları giderdiğini belirten Güveloğlu, on beş yıldır bitkilerle ilgilendiğini ve bu yöntemle söz konusu hastalıklardan kurtulan bir çok insan bulunduğunu anlatıyor.
Cilt sorunları konusunda yıllardır bitki özleri formülleri üzerine çalışan Tarkan Güveloğlu, en büyük başarı şansını sedef hastalığında yakalamış. Bugüne kadar çok sayıda sedef hastasının durumuyla ilgilendiğini belirten Güveloğlu, "Saf bitki özleri, özellikle sedef hastalığında çok iyi bir sonuç sağlıyor. Deriye renk veren hasta hücrelere sinirsel uyarı gitmediğinden vücutta beyaz lekeler oluşuyor. Sabırlı bir bakım sürecinden sonra lekeler yok olabiliyor. Ancak Vitiligio'da iyileşme oranı sedefe göre daha az, yüzde 50 başarı şansı var" diyor. Sedef ve Egzama genellikle aşırı stres ve üzüntü ile paralel gelişiyor. Hazırladığı bitki özü tedavisinin çok yaşlılar, çok sigara ve alkol kullananlar ile ağır depresyon geçirenlerde etkili olamayabileceğinin altını çizen Güveloğlu, Vitiligo için de ürettiği bitkisel kremini tavsiye ediyor.
Bitki özleri, bitkisel kremler ve bitkisel losyondan oluşan terkibi uygulamak için önce doktor raporu isteyen Güveloğlu, “Önce teşhis konulmalı. 'Ülserim' diye gelen birisini doktora gönderiyorum, bana tekrar geldiğinde 'midemdeki ağrı kanserdenmiş' diyebiliyor. Dolayısıyla bu konuda çok hassas davranıyorum” diyor. Güveloğlu, bitkilerde bütün hastalıkları giderecek bilginin saklı olduğunu ve kendilerinin bunun üzerine çalıştıklarını ifade ediyor. Rastgele bitki kullanımının yanlışlığına da değinen Herbalist Tarkan Güveloğlu, örnek olarak bir şeker hastasının meyan kökü kullanması durumunda şekeri yükselteceğine dikkat çekiyor. Güveloğlu, bitkisel tedavinin 3 bin yıllık bir serüven olduğunu, tarih boyunca tüm uygarlıkların bu yöntemden yararlandıklarını söylüyor.
M.Ö.3 000 yıllarına ait tabletlerde de bitkisel ilaçlarla tedavilerin kullanıldığını belirten Güveloğlu, Mezopotamya Uygarlığı döneminde, bilinen bitkisel drogların miktarının 250 dolayında olduğunu, bu döneme ait tabletlerde adamotu, eğir kökü, hardal, kekik, meşe mazısı, rezene ve safran gibi bitkisel droglardan söz edildiğini, hekimliğin babası Hipokrat'ın, 150 'ye yakın eserinde, tedavi amaçlı yaklaşık 400 drogtan bahsettiğini ve bunların büyük çoğunun bitkisel droglardan oluştuğunu hatırlatıyor. "Bu bilgiler arasında güçlü müshil olarak hintyağı, mahmude ve ebucehil karpuzu gibi bitkilerden yararlanılarak yapılan tedavi yer alır. İdrar arttırıcı olarak da sarımsak, soğan, salatalık, kavun, karpuz ve rezeneden söz edilir. Uykusuzluk çekenler için haşhaş ve adamotu gibi bitkisel drogları tavsiye eden Tıbbın Babası, boğaz hastalıklarında ise kereviz, nane ve kekik bitkileri ile yapılan gargaralardan söz eder." diyor.






