Victor Hugo'nun Sefiller romanını 106 yıl sonra Osmanlıca'dan günümüz Türkçesine çeviren Ötüken Yayınları'nın Yayın Yönetmeni Erol Kılınç, kitabın o dönemde 1584 sayfa ve resimli yayınlandığını dile getiriyor. Kılınç, eserin sonraki yıllarda kısaltıldığına da dikkat çekiyor.
Meşrutiyet dönemi çevirmenlerinden Avanzade Mehmet Süleyman'ın, 1907 yılında yaptığı Victor Hugo'nun ünlü eseri Sefiller, Ötüken Neşriyat'ın yayınları arasında yeniden basıldı. Avanzade Mehmet Süleyman'ın, 1907 yılında yaptığı çevirisinden yola çıkan Erol Kılınç'ın hazırladığı Sefiller üç cilt olarak toplam 3 bin 864 sayfadan oluşuyor.
Ötüken Neşriyat'ın Yayın Yönetmeni Erol Kılınç, Sefiller'in Osmanlıca çevirisinin Ötüken Neşriyat'taki yayın aşamasını şöyle anlatıyor; 'Sahaflardan almış olduğum Sefillerin Osmanlıca yayınlanmış 1907 tarihli tercümesinden arkadaşlara söz etmiştim. Ama dili ağır ve ağdalı olduğu için o haliyle yayınlanmasının faydalı olmayacağını düşünüyordum. Birkaç yıl önce Walter Scott'un Selahaddin Eyyûbî ve Arslan Yürekli Richard adlı tarihî romanını yine Osmanlıca'dan günümüz Türkçesine uyarlayarak yayınlamıştım. Birkaç okuyucu bu hususta takdirlerini ifade ettiler. Sefiller gündeme gelince bunu da günümüz Türkçesine uyarlamam yönünde bir iki teşvik gördüm. Bunun üzerine iyi olduğunu düşündüğüm iki yerli tercümeyi (60'lı ve 70'li yıllarda yapılan tercümeler) aldım. Osmanlıca tercüme ile onları karşılaştırdım. Osmanlıca metni tercüme edenin 1900'lerin başındaki Osmanlı Türkçesine vakıf, Fransızcasını iyi kavrayıp tercüme eden bir çevirmen olduğuna kanaat hâsıl ettim. Besmele çekerek işe başladım.' Ülkemizde 60'lı yıllarda neşredilen Sefiller'in bir kısmının kısaltıldığını dile getiren Kılınç, o dönemde eserin içerik olarak da ilk tercümesine göre değişikliğe uğradığına dikkat çekerek şunları söylüyor: 'Sefiller'in 60'lı, 70'li yılların çevirilerinde sonradan içerikleri doldurulmuş, anlamları oturmuş bir takım ihtilalle, devrimle, eylemlerle, hürriyetle, hakkaniyet ve adaletle, ceza usulüyle, inanç ve ahlak normlarıyla, mistik ve dinî hayatla ilgili pek çok bahsiler vardır ki, 1860'ların Fransızcasında ve 1900'lerin Türkiye Türkçesinde bu terimler daha masum ve daha yumuşak terimlerle ve içeriklerle ortaya konulmuş.'
Osmanlıca metinde bu kusurların en az olduğunu ve orijinal metni en iyi şekilde yansıttıklarına dikkat çeken Kılınç, 'Kitabı okuyan okuyuculardan aldığımız ilk tepki klasikleri yayınlamamızdan memnuniyetlerini duymak şeklinde oldu… Ama ben şunu yakınlarım arasında gördüm, ilkokul mezunu bir okuyucu evvela isimlerden ve hacimden ürkerek okumaya başladıysa da dizi tiryakilerinden daha büyük bir iştiyakla Sefiller'i okuyup gidiyor. 10 günde birinci cilt (yaklaşık 680 sayfa) bitti, hemen ikinci cilde başladı ve devam ediyor… Kitabı okutan, teşvik eden, okuru ciğerinden yakalayan şey, dil ve üslûptaki kalitedir… Yayıncılıkta buna birinci derecede dikkat etmek lazım' diyor.






