Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Sema Karabıyık, bugünkü köşe yazısında, Türkiye'nin yeni yeteneği Max dahi mi? diyor.
Türkiye'nin yeni yeteneği Max dahi mi?
Yetenek Sizsiniz'in finalinde birincilik ipini göğüsleyen, Türkiye'nin yeni yeteneği Max, kanal kanal dolaşarak şöhretinin tadını çıkarıyor. İlk yarışmanın galibi Safa katıldığı onca programdan sonra Çocuklar Duyması'nda oyuncu olarak kariyerine devam ederken; Max'i hangi dizide göreceğiz bakalım yakın zamanda.
Hayvan taklidi yaparak yeteneklerini ispat etmeye çalışanların komedi efekti yarattığı yarışmada, insan taklidi yapan Max birinci oldu.
Sahibinin gözlerinin içine sevgiyle bakan sevimli bir köpek Max. Her türlü komutu yerine getirebilen Max; sahibiyle sergilediği dans gösterileriyle değme dansçıları gölgede bıraktı. Matematik işlemlerde gösterdiği beceri ile jürinin ağzını açık bırakırken; seyirci locasından gelen 'bizim sınıfta bu işlemleri yapamayan öğrenciler var' tepkisi, Max'in ne kadar olağan dışı bir yeteneğinin olduğunu anlamak için kafiydi. Sadece sahibinin söylediği işlemlere değil; jürinin sorduğu sorulara da doğru cevap verdi Max. Peki ama nasıl?
Sahibi Max'i nasıl eğitti, toplama çıkarma işlemlerine nasıl geçtiler, doğru sonuca nasıl ulaştılar bilemiyorum ama 1900'lü yılların başında yaşayan harika at Hans'ın hikayesi anlamamıza yardımcı olabilir Max'in matematik dehasını.
1900'lerin başlarında Almanya'da emekli bir matematik öğretmeni, Hans isimli atının harika at olduğunu keşfeder. Sayı sayma ve heceleme dersleri verir, renkleri ve notaları tanıtır Hans'a. Hatta bazı basit matematik işlemleri de öğretir. Max'in sorulan sorulara havlayarak cevap vermesi gibi, Hans da cevabını ayağını yere gerekli sayıda vurarak verir.
Kısa sürede Akıllı Hans olarak ün kazanan atı, gösteri amaçlı olmamakla birlikte içinde şüpheci davranışbilim öğrencilerinin de bulunduğu küçük gruplara gösterir sahibi. Hans'ın bilgisini sınamak için her grup kendi yöntemlerini kullanır. Sahibi yanında olmadığı zamanlarda dahi Akıllı Hans zekasından bir şey kaybetmez. Bilim adamları Hans'ın dahi olduğu görüşünde birleşir. Ta ki deneysel psikolog Oscar Pfungst'in kapsamlı çalışmasına kadar.
Pfungst atın değil cevapları bilmek, soruları anlamaktan bile uzak olduğunu ortaya koyar. Sorular, yabancı bir dilde fısıldanarak, hatta yalnızca akıldan geçirilerek sorulduğunda dahi Hans doğru cevabı verir. Ama soruyu soran kişi ve orada bulunanlar arasında hiç kimse cevabı bilmiyorsa işte o zaman Akıllı Hans yanılmaya başlar.
Hans soruyu soranın ya da izleyicilerin farkında olmadan verdikleri bir takım ipuçlarını algılıyordu. Pfungst bu ipuçlarının işitsel değil görsel olduklarına karar verdi.
Hans'ın verdiği cevapların doğruluk oranı havanın karardığı akşam saatlerinde belirgin ölçüde düştü. Soruyu soran kişinin atın göremeyeceği bir yerde durması, çevrede başka kimse olmaması durumunda da Hans sorulara doğru cevap veremedi.
Atın soruları doğru olarak cevaplamasını sağlayan ipuçları, soruyu soranın ya da izleyicilerin bilinçsiz, neredeyse algılanamaz hareketleriydi. At soruyu cevaplamak için ayağını yere vururken; doğru sayı kadar vurduğunda, insanlarda oluşan rahatlama duygusu, yüz ve beden kaslarında belli belirsiz kıpırdanışlara yol açıyordu. Bu olaya açıklık kazandıran Pfungst bile ata bu yolla ipucu vermemeyi başaramıyordu.
Akıllı Hans oldukça gelişmiş bir algılama yeteneğine sahipti ama çoğu izleyicinin ondan umduğu türde değil.
*Bu yazı TÜBİTAK yayınlarından çıkan Hayvan Zihni isimli kitaptan yararlanılarak yazılmıştır.






