
İstanbul için iftar vakti saat kaçta diye merak edenler haberimizden faydalanabilirler. Ramazan ayının sonlarına yaklaştığımız bu günlerde vatandaşlar da ibadetlerini dolu dolu yapmaya çalışıyor. İstanbul'daki vatandaşlar iftar ve sahur saatlerini haberimizden öğrenebilirler. Diyanet'in Ramazan 2016 İmsakiyesi ve tüm detayları buradan görebilirsiniz.
İstanbul için iftar vakti ne zaman? Diyanet'in ramazan 2016 İmsakiyesini görmek için haberimize bakabilirsiniz. Müslüman alemi için çok değerli olan ramazan ayında oruçlar tutuluyor, namazlar kılınıyor ve dualar ile bu özel ay idrak ediliyor. İstanbul için iftar vaktini merak edenler burada verdiğimiz bağlantıya tıklayarak imsakiye listesini görebilirler. İşte İstanbul imsakiyesi ve detaylar.
öğrenmek için tıkla
İmsak vakti tabiri, dilimizde, oruç yasaklarından (yeme içme ve cinsel ilişki) uzak durma vaktinin başlangıcı anlamında kullanılır. İmsak vakti, tan yerinin ağarması (fecr-i sâdık; bk. Namaz Vakitleri bölümü) vakti olup, bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur; bu vakit aynı zamanda sahurun sona erip orucun başlaması vaktidir. İftar vakti ise, oruç yasaklarının sona erdiği vakit anlamında olup, güne- şin batma vaktidir.
Bu vakitle birlikte akşam namazının vakti de girmiş olur. Gündüz ve gecenin teşekkül etmediği bölgelerde oruç süresi, buralara en yakın normal bölgelere göre belirlenir. İmsakin, ikinci fecirle başlayacağı konusunda fakihler arasında görüş birliği olmakla birlikte, kimi fakihler bu hususta, daha ihtiyatlı olduğu gerek- çesiyle fecr-i sâdıkın ilk doğuş anına, kimileri ise oruç tutanlar lehine olduğu gerekçesiyle ışığın biraz uzayıp dağılmaya başladığı zamana itibar edilmesini önermişlerdir.
İmsak vaktinden iftar vaktine kadar yemek, içmek ve cinsî münasebetten uzak durmak demektir. İmsak vakti, başka bir deyişle oruç yasaklarının başlama vakti, fecr-i sâdik, yani tan yerinin ağarmasıdır. Bununla yatsı namazının vakti çıkmış, Sabah namazının vakti girmiş olur. Bu vakit ayni zamanda sahurun sona erip, orucun başladığı vakittir. İftar vakti ise, oruç yasaklarının sona erdiği, günesin batma vaktidir. Bu vakitle birlikte aksam namazının vakti girmiş olur.
Akıllı, buluğ çağına erişmiş Müslüman'ın Ramazan orucunu tutması farzdır. Ancak oruç tutamayacak kadar hasta olanlar ile yolculukta bulunanlar oruç tutmayabilirler. Hastalar iyileştiklerinden, yolcular da memleketlerine döndükten sonra tutmadıkları oruçları kaza ederler. Hasta olan kişinin iyileşme ihtimali yoksa tutmadığı her gün için bir fidye verir; yani bir fakiri bir gün doyurur. Hayiz ve nifas halindeki kadınlar, bu günlerinde oruç tutmayıp daha sonra gününe gün kaza ederler.
Ramazan orucunu kasten ve isteyerek bozan kişi, bozduğu orucu kaza eder ve kefaret öder. Orucun kefareti, iki ay üst üste oruç tutmak, buna gücü yetmezse 60 fakiri doyurmaktır. Adak oruçların tutulması ile bozulan nafile oruçların kaza edilmesi vaciptir. Bunların dışında kalan ve mekruh olmayan oruçlar ise nafile oruçlardır.
Ramazan Bayramının birinci günü ile Kurban Bayramının dört gününde oruç tutmak tahrimen mekruhtur. Muharrem ayinin sadece onuncu gününde, yalnız cuma veya cumartesi günlerinde oruç tutmak, yılın tamamını oruçlu geçirmek ve aksam iftar etmeksizin birleştirerek oruç tutmak ise tenzihen mekruhtur.
Oruç tutacak kişilerin imsak vaktinden önce gece yedikleri yemeğe sahur denir. Sahur oruca dayanma gücü verdiğinden, sahura kalkmak müstehaptir. Hz. Peygamber, "Sahur yiyiniz; çünkü sahurda bereket vardır." buyurmuştur (Buhârî, Savm, 20; Müslim, Siyam, 9). İftarda acele etmek, sahuru geciktirmek sünnettir. Ayrıca sahur vakti, duaların makbul olduğu vakitlerden biridir.






