Serhat şehirleri Ağrı, Ardahan, Iğdır ve Kars, 'Başım gözüm üstüne, konağımızsınız' diyerek tüm insanları bölgeye davet ediyor. Ani Antik Kenti, İshakpaşa Sarayı, Ebul Hasan Harakani Hazretleri, Ahmed-i Hani gibi kültürel ve manevi değerleri yüreğinde barındındıran serhat illerini mutlaka, ama mutlaka görün...
Serhat illeri Kars, Ardahan, Ağrı ve Iğdır, sert coğrafyasına rağmen güler yüzlü ve konuksever insanların yaşadığı bir yerdir. Bölgenin hangi ücra köşesine giderseniz gidin ''Başım gözüm üstüne'' cümlesiyle karşılanıp baş tacı edilirsiniz. Yoksunluğa inat gönlü zengin insanların yurdudur burası.
Anadolu kültürel mirasının seçkin örneklerine ev sahipliği yapan bölge, Türkiye''nin çatısı sayılıyor aynı zamanda. Ani Antik Kenti, İshakpaşa Sarayı, Ebul Hasan Harakani Hazretleri, Ahmed-i Hani gibi kültürel ve manevi değerleri ile göğe doğru bir mucize gibi yükselen ve ''en yüksek zirveler'' listesinde yer alan her daim karlı dorukları, kutsal kitaplarda geçen mistik Ağrı Dağı ile dağcıların hayallerini süsler. Bölge bir bütün olarak Türkiye''nin en önemli turizm destinasyonları arasında yer alır.
Türkiye''yi Doğu''ya açan serhat illeri Ağrı, Kars, Ardahan ve Iğdır, kapısından girenleri tarihi ve doğal güzellikler binlerce yıl ötesinden selamlıyor. Pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan bölgenin Ağrı, Ardahan, Iğdır ve Kars İllerinde çalışma yapan Serhat Kalkınma Ajansı''nın sayesinde bölgedeki tarihi ve doğal güzelliklerle tanışmak mümkün. Serhat şehirleri, tarihten, sosyo-kültürel yapıya kadar pek çok alanda adeta gizli bir hazine. Serhat illerindeki güzellikleri görmek için rotanızı sınır illerine çevirdiğinizde Urartulardan Karakoyunlulara, Ermenilerden, Osmanlılara ve daha bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış zenginlikler, misafirlerini, ''Hoşgeldiniz''le karşılar.
Ağrı Dağı''nın zirvesini görmek isteyenlerin zirveye çıkma heyecanını bir de Doğubayazıt''taki İshak Paşa Sarayı''nı ziyarete gittiklerinde yaşadıklarını biliyoruz. Yine Ardahan''daki Çıldır Gölü kışın en çok ziyaret edilen doğal güzelliklerin başında geliyor. Ayrıca Kars Kalesi, Iğdır Ejder Kervansarayı, koç başlarıyla ünlü tarihi Karakoyunlu mezarlıkları, Türkiye - Ermenistan sınırında yer alan Ani Kenti''nin yanı sıra Selçuklular döneminde yapılmış olan camiler ve kervansaraylar görülmeye değer.
Şimdi sizleri, Serhat Kalkınma Ajansı''nın da katkılarıyla, bir çok uygarlığa ve dönemlere ait onlarca tarihi eserin ve doğal güzelliğin içinden geçerek Doğu Anadolu''nun gizemli yüzüne doğru bir yolculuğa çıkarıyoruz.
Ani bölgesinde ''Urum Papa'' adında bir ihtiyar yaşarmış. Yedi yılda bir yatağından doğrulur ve yedi olmaz iş sayarmış. Yedinci soru her zaman ''Ani şenlendi mi?'' olurmuş. İnanışa göre bu yedi olmaz iş gerçekleştiği zaman Ani yeniden şenlenecektir. Aksi takdirde Ani kıyamete kadar insan yüzü görmeyecektir.
Urum Papa''nın saydığı yedi olmaz iş ise;
Göğe direk dikildi mi?
Denize köprü kuruldu mu?
Yumurtaya kulp takıldı mı?
Deveye nal çakıldı mı?
Katır doğurdu mu?
Ölüler dirildi mi?
Ani şenlendi mi?
Ani''yi anlatan bir söz:''Ani bir dünyadır ama dünya bir Ani etmez.''
Serhat şehri Kars''a 42 kilometre uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içerisinde yer alan Anı Ören Yeri Türkiye - Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batı yakasında Türkiye sınırları içerisinde volkanik bir tüf tabakası üzerine kurulmuş bir ortaçağ şehridir. Ören yeri Anadoluya İpek Yolu üzerinden girişte ilk konaklama merkezi olduğundan aynı zamanda bir ticaret merkezidir. Antik kentin zenginliği de buradan gelmektedir. Ören yerinin en eski tarihi M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Kurulduğu arazi üzerine uyumu sağlamak amacıyla üçgenimsi bir şekilde inşa edilen surların yedi giriş kapısı mevcut olup bu kapıların en önemlileri Aslanlı Kapı, Kars Kapısı, Sarnıçlı Kapılardır. Şehrin surları uzun kuşatmalara dayanıklı hale getirmek için surlar arasına yapılan destekleme kuleleri aynı zamanda erzak ve tahıl deposu olarak kullanılmıştır. Aslanlı kapının bulunduğu surların Doğu yanındaki burç üzerinde Selçuklu Sultanı Alparslan''ın şehri 1064 yılında fethetmesini belgeleyen dört satırlık Kufi İslami Kitabe mevcuttur.
Arpaçay''a nazır, koyağın hemen kenarında inşa edilmiş bu caminin, Emir Manuçehr tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. 1064 yılında Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan komutasındaki Selçuklu ordusu, Bizans yönetiminde bulunan ve kaynaklarda ''Asla zapt edilemez'' denilen Ani''yi ele geçirir ve Ebu''l Manuçehr Cami''ni inşa eder. Bu cami tarihi kayıtlara Anadolu''daki ilk Türk Camii olarak geçer.
Ağrı İlinin Ağrı Dağı''ndan sonra en çok ilgi çeken yeri olan İshak Paşa Sarayı sarp kayalar üzerinde kurulmuş bir tarihi yapı. Kartal yuvasını andıran 116 odalı bir saraydır. Sarayın içinde cami, hamam, ahırlar, su ve erzak depoları vardır. Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Sarayın yapımında kullanılan taşların Ağrı merkez ilçesine bağlı Ağadeve Köyü''ndeki ocaklardan çıkarıldıkları ve yaklaşık 110 km. uzaklıktaki Bayazıt''a görülünceye kadar kaybolmaları ve uygun yerlere yerleştirilmeleri için numaralandıkları da kaynaklarda yer almaktadır. Yine bazı kaynaklarda sarayın mimarlıklarının ''Ahıskalı'' oldukları belirtiliyorsa da bunların kimlikleri ve sarayları konusunda fazla bilgiye sahip değiliz. Ancak, sarayın çeşitli bölümlerindeki taşlar üzerinde, burada çalışan ustaların çok sayıda sembol ve işaretlerine rastlanmaktadır.
Türkiye'nin serhat şehri Kars, Horasan bölgesinin batısında Bistama bağlı Harakan'da doğan ve altın sisilenin yedinci halkası olan Ebul Hasan Harakani Hazretleri gibi büyük bir zata ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyor. Kars'ın inanç turizmine büyük katkı sağlayan ve bölgenin manevi mimarlarından olan Ebul Hasan Harakani'nin türbesini her yıl onbinlerce insan ziyaret ediyor.
Ortakapı Mahallesi''nde bulunan 1877-1878 Osmanlı- Rus savaşından sonra Rus ordusundaki Kazak Askerleri Alay Komutanı Aleksandr Nevsky adına yaptırılan Kazak Kilisesi, Ortodoks Rus dini mimarisine iyi bir örnek teşkil etmektedir. Cumhuriyet''in ilk yıllarından 1970''li yıllara kadar kapalı spor salonu olarak kullanılan kilise 1985 yılında camiye çevrilmiş ve Fethiye Camisi olarak ibadete açılmıştır.
Bahri Çavuşoğlu (Kul Bahri) ''KARS''TAN SELAM OLSUN ANADOLU''YA'' isimli şu dizlerde serhat şehirlerindeki bazı güzellikleri ne hoş anlatmış:
Bir şiir yazayım Kars yöresine,
İlçeler söylesin, iller okusun…
Tarihe, kültüre, tüm töresine; Cihana hükmeden diller okusun…
Ani Harabesi, Şeytan Kulesi,
Tarihi sır saklar Kars''ın Kalesi. Baharda açılan gülü, lalesi, Menekşeler, mor sümbüller okusun…
Çıldır Gölü, yolu Ardahan''a düşenlerin özellikle kışın görmek istedikleri yerlerden biri. Pek çok filme ve belgesele konu olan ve kışın donan Çıldır Gölü üzerinde atlı kızaklarla geziler yapmak ve onların üstünde buzları kırarak balık avlamak çok özel bir tutku olsa gerek. Ayrıca Çıldır Gölü, yaz aylarında da doğal güzellikleriyle ziyaretçilerin gönüllerini dün olduğu gibi bugün de mest ediyor.
Bagrat Kralı Abbas II.Takvor, Kars''ı başkent yaptığı sırada, 932-937 yılları arasında 12 Havari adına yaptırdığı ve ''Havariler Kilisesi'' olarak bilinen ve 1579 yılında camiye çevrilen ''Kümbet Camii'' nin önündeki taş kabartmalar özellikle dikkat çekiyor. Ruslar Kars''a geldikten sonra tekrar kiliseye çevrilerek çan kulesi ve asıl binaya ek olarak kapı çıkışlarına yapılar yapılmıştır. Selçukluların Kars''ı ele geçirmesinden sonra 1064 yılında camiye çevrilmiş, sonraki yıllarda yine kilise olarak kullanılmış, Osmanlı döneminde 1579 yılında yeniden camiye dönüştürülmüştür. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ruslar tarafından Rum Ortodoks Kilisesi''ne çevrilmiş ve onarılmıştır. 1890 yılında da yanına bir çan kulesi yapılmıştır. Ancak bu kule 1918 yılında yıkılmıştır. Kars''ın 1918''de Türklerin eline geçmesi ile yeniden camiye çevrilmiş, 1919''da Ermenilerin buraya hakim olması ile bu kez Ermeni Kilisesi''ne dönüştürülmüştür. Kars''ın 1920''de yeniden Türk egemenliğine geçmesi ile de bir kez daha cami olmuştur. Doğu''nun Ayasofya''sı olarak bilinen kilise, önce Gürcüler ve Hristiyanlar için 12 havariyi anmak adına yapılsa da ilerleyen zamanlarda Kümbet Camii olarak adlandırılmıştır. Kilise, cami ve kilise-müze olarak da kullanılmıştır.
Iğdır Ovası''ndaki hemen hemen bütün eski mezarlıklarda bulunan koç başlı mezarlar, Karakoyunlular döneminden kalmadır. Karakoyunlu''daki koç başlı mezar taşları yöresel taşlardan yapılmış ve bunların büyük bir kısmı da günümüze kadar korunmuş. Koç başı mezarlarıyla ve Şehitlik anıtının yer aldığı tarihi bir değer taşıdığı için bir mezarlıklar koruma altına alarak açık hava müzesi haline getirilmiş.
Çıldır İlçesi yakınlarında yer alan bu kale Ardahan''a yolu düşenlerin görmesi gereken önemli bir eser. Urartu dönemine ait olduğu sanılan kalenin içinde gizli bir su yolu keşfedildi.






