10:12, 24/09/2018, PazartesiG: Güncelleme: 10:14, 01/10/2018, Pazartesi
Zamanın içi
Zaman nasıl da geçti, hiçbir şey anlamadık diyoruz. Zamanın baş döndürücü bir hızla geçtiği doğru ama hiçbir şey anlamadığımız doğru değil... Yaşadığımız sayılmayacak kadar çok anın eksiksiz bir dökümünü çıkaramayız elbette. Ama hepsinin biraradalığından oluşan yeküne, -ki biz hayatımız diyoruz ona- hepimiz çok derinden aşinayız aslında hepimiz. Söylerken, düşünürken, hissederken, seçerken, uzaklaşırken, sevilir ya da üzülürken hep bu yekünle bakıyoruz. İnsanlığımızın hamuru o yekünden yoğruluyor. Dolayısıyla biz, yaşadıklarımızın bir sonucu oluyoruz, yaşadığımız her şeyin izlerini taşıyoruz. Çok bariz şekilde ya da belli belirsiz... Yaşadığımız her şeyi her istediğimizde tek tek hafızamızın çuvalından çekip alamasak da bu böyle... Farklı renklerin ve o renklerin farklı tonlarının bir ebru teknesinde birbirine karışarak yeni bir renge, tona desene dönüşmesi gibi anlar birikip birbirine karışıyor, sürekli yenilenen ve fakat bir yanıyla da aynı kalan harikulade bir karışımdan, harikulade bir kimya aslında bizim insanlığımız. Doğrusu şöyle olmalı belki de sık sık kurduğumuz o cümlenin: Zaman nasıl da geçiyor ve biz hiç farkında olmadan ne kadar çok şey anlıyoruz!
Başlıklar :Gökhan Özcan










