
Aydınlık dergisinde yer alan habere göre, PKK, MİT tarafından kurdurulmuş. Uğur Mumcu, bu ilişkileri deşifre edeceği için öldürülmüş.
Öcalan''ın avukatlarıyla bir üsteğmen arasında bir muhabbet geçmiş.
Üsteğmen, avukata, “Örgütü kursun diye Öcalan''a 10 milyon lira verildi” diyesiymiş.
Doğruydu, yalandı bilemem..
Bildiğim bir şey var..
O da bu iddiaların yeni olmadığı.
1979''dan beri konuşuluyor..
İddiayı ortaya atan gazetelerden biri, yine Aydınlık gazetesiydi.
Gazetenin sahibi Doğu Perinçek idi.
1979''da “Apocular” başlığıyla yayımlanan dizide iddialara yer verilmişti.
Güneydoğu''daki örgütlerin neredeyse tamamı buna inanırdı. Mesela Kemal Burkay''ın TKSP''si ve Özgürlük Yolu gibi.
1979''da sahneye çıkan PKK, “Apocular” olarak anılmaya başlamıştı..
Apocular''ın hedefi, kürt orijinli sol örgütlerdi. Vuruyor, bombalıyor, öldürüyordu..
Hükümetin, siyasi partilerin ağzında sakız olmuştu Apocular.. Bu da popülerleşmesi için yeterliydi.. Reklam reklamdır..
O yıllarda illegal ''Kürt Sosyalist Partisi'', TKSP, en güçlü örgütlerden biriydi..
Rizgari de öyleydi. Ayrıca “Ala Rizgari”, “Kawa”, “Denge Kawa”, “Tekoşin”, “KUK” gibi örgütlerin yanı sıra “Kurtuluş”, “Halkın Kurtuluşu” “Aydınlıkçılar” gibi etnik temele dayanmayan Marksist gruplar vardı..
Kürt Solu da klikleşme rüzgarına kapılmıştı..
Amip gibi bölünüyorlardı, Barzani''yle ilişkili gruplar dahil, ne ararsanız vardı..
Kimi Çin''ci, kimi Arnavutluk''çu, kimi Moskova''cıydı..
Stalinist bir örgüt olan Apocular bu grupları ortadan kaldırdılar..
1980''lerde diğer örgütlerin esamesi bile okunmuyordu..
PKK, 1979-1980 arasında süpürüp atmıştı..
İşte PKK-MİT ilişkisi iddiasının asıl nedeni buydu.. Doğru mudur?
Ben nerden bileyim?
Resme bakın, siz karar verin..
“Ben Tümgeneral Yılmaz” gazeteciliği sorgulanıyor ya.. Zarflama yöntemiyle gazetecilik de masaya yatırıldı.. Nereden baksanız onbeş yıldır gazetecilik yapıyoruz. Zarflama, tamlama gibi yöntemleri bilmişliğimiz vardır.
28 Şubat döneminden bir iki anekdot anlatayım da çorbada tuzumuz bulunsun. Efendim, zor bir dönemdi. Malum, mimlenmiş bir gazetede çalışıyoruz. Eşgalimiz belirlenmiş. Dosya haber yapıyoruz, görüş almaya çalışıyoruz. Yürek istiyor bizim gibi gazetelere görüş vermek. Ne yapacaksınız? Açıyorsunuz, “ben falan gazeteden filan”. Aldığınız cevap, “Şu an müsait değilim, sonra dönerim”. Bekle bekle, ne gelen var ne giden..
Bir kesim zaten gazetenin adını duyunca kırmızı görmüş boğa oluyor. Hadi onlardan geçtik, ya diğerleri? Sus pus. “Aman adımı karıştırmayın kardeşim”. Telefonlarınıza bile çıkmazlar. Baktık olmuyor. Büyük gazetelerden arıyormuş numarasına yatıyoruz. Anında cevap veriyorlar. Dut yemiş bülbülden şakır şakır şakıyan bülbüle dönüşüyorlar. Geldi geçti. O dut yemişlerden bazıları şimdi her yerde konuşuyorlar, meğer ne demokrat adamlarmış, peh peh peh. “Konuşan Türkiye” birader. Kolay mı geldik?
Her aradığımızda konuşan, sağdan, soldan, ortadan, yürekli insanları saygıyla anıyorum. Onlar da olmasaydı, gazetecilik bile yapamazdık. O döneme ilişkin anlatacak çok şey var. Bir ara toplarız, kitap da yaparız, kariyer de.
Hatırlar mısınız? 1970''lerde bu ülkenin gençleri, düşmanla vuruşur gibi birbirleriyle vuruşuyordu. Aileler, aşiretler, kasabalar, kentler, mahalleler ikiye ayrılmıştı. Aynı ana-babanın çocukları bile. Bilinen bir örnektir..
Ünlü MHP''li Yaşar Okuyan ve kardeşi “Komünist Arif” yıllarca küs kalmışlardı. Hatta Arif bey, soyadını değiştirmişti. İllegal Türkiye Komünist Partisi üyesi Arif Bey, 1917''deki Rusya''daki Bolşevik İhtilali''ni simgeleyen “Ekim” soyadını almıştı. Uzun yıllar sonra Yaşar Okuyan kardeşi Arif''e ANAP rozeti takmıştı. Komünizm iflas etmiş, küslük bitmişti.
Geçen seçimde de Okuyan, 1970''lerde kanlı bıçaklı olduğu CHP''ye oy toplamak için yanıp yakılıyordu.
Şunun için anlatıyorum. Bakanlık da yapmış eski CHP''lilerden Ziya Halis, bir yeğeninin PKK''lı olmasının suçunu bütün aileye çektirildiğinden yakınmış. Kimi zaman bu tür konulara giriyoruz. PKK ile Kürtlerin aynı kefeye konulmaması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz. Kurunun yanında yaş yanmasın hesabındayız. Ziya Halis''in polis olan bir başka yeğeni ise bir silahlı sol örgüt tarafından kurulan pusuda hayatını kaybetmiş. Aynı aile, üç ayrı öykü.
Başka konularda da ''toptancı yargı'' türünden yaklaşımlara sıkça rastlıyoruz.
İlk önce bu yaklaşımdan uzaklaşmak lazım. Sorunlarımızın kangren hale gelmesinin sebeplerinden biridir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.