Dünya virüsle ekonomik krize koşuyor

04:0018/03/2020, Çarşamba
G: 18/03/2020, Çarşamba
Ahmet Ulusoy

Koronavirüsün insanlar arasındaki yayılımı nasıl ki ülkeleri yönetenleri kırmızı alarma geçirmiş ve tek amaç etrafında toplamış ise; virüsün piyasalar üzerinde yarattığı panik havasını en az hasarla atlatmak gayesiyle özellikle gelişmiş ülke merkez bankalarının da tek bir amaç etrafında toplandığı görülmektedir.Bu kapsamda piyasaları şoke edici en büyük hamleyi FED bir anda faizleri yaklaşık sıfıra çekerek yapsa da bu hamle gerek doların fiyatı, gerekse de ülke borsaları üzerinde olumlu etki yapmamıştır.Atılan


Koronavirüsün insanlar arasındaki yayılımı nasıl ki ülkeleri yönetenleri kırmızı alarma geçirmiş ve tek amaç etrafında toplamış ise; virüsün piyasalar üzerinde yarattığı panik havasını en az hasarla atlatmak gayesiyle özellikle gelişmiş ülke merkez bankalarının da tek bir amaç etrafında toplandığı görülmektedir.

Bu kapsamda piyasaları şoke edici en büyük hamleyi FED bir anda faizleri yaklaşık sıfıra çekerek yapsa da bu hamle gerek doların fiyatı, gerekse de ülke borsaları üzerinde olumlu etki yapmamıştır.

Atılan tüm bu adımlar ve elde edilen sonuçlar dünya ekonomisinin ciddi bir resesyonla karşı karşıya olduğunu ve koronavirüse karşı 2020 yılının ikinci çeyreğinin sonuna kadar bir çare bulunamaması durumunda söz konusu resesyonun derinleşerek krize (depresyon) dönüşebileceği düşüncesini yansıtmaktadır.

***

Son bir ayda Japonya’da Nikkei %28; Almanya’da Dax30 %36; İtalya’da MIB30 %38; İngiltere’de FTSE100 %27; Fransa’da CAC40 %35; Amerika’da Dow Jones %27; S&P500 %24; Nasdaq %25 ve Türkiye’de BİST100 %25 oranında değer kaybetmiştir.

Dalgalı olsa da finansal piyasalardaki kan kaybının FED’in sürpriz faiz indirimine rağmen devam ediyor olması, panik durumunda şok politikaların paniği daha da artırıcı bir etki yapabileceği tartışmalarına yol açmıştır.

Bunun yanı sıra söz konusu şok politikanın merkez bankalarının son atımlık kurşunlarını kullandıkları görüntüsü vererek ekonomilerin tekrar likidite tuzağına düşebilecekleri korkusunu da yaymıştır.

Piyasalardaki korku (panik) derecesini ölçen VIX endeksine bakıldığında son bir ayda 14 puan seviyelerinden 82 puan seviyelerine kadar yükselmesi (en son 2008 krizinde 89 baz puan seviyesine yükselmişti) vadedilen likidite bolluğunun piyasa aktörlerince içselleştirilemediğini -işe yaramadığını- göstermektedir.

***

Bu durum yatırımcıların güvenli liman arayışı ile ABD devlet tahvillerine olan talebi artırmış ve tahvil faizlerini tarihin en düşük seviyelerine kadar geriletmiştir.

ABD 10 yıllık tahvil faizleri son 1 aylık dönemde %1,5 düzeyinden %0,4’lerin altını görmüştür. Hatta söz konusu getiri oranının ABD tarihinde ilk kez sıfırın altına düşebileceği tahminleri yapılırken, Moody’s, ABD’de resesyon olasılığının %50’nin üzerinde olduğunu hesaplamıştır.

***

Peki, ekonomik bağlamda yaşananları kamuoyunda konuşulduğu üzere sadece koronavirüse bağlamak doğru mudur?

Yaşanan süreci (adına; kriz, sıkıntı, bunalım, çöküş vs. deyin) yalnızca bir virüse bağlamak ne kadar yanlış ise, süreci virüsten bağımsız yorumlamak da o derece yanlış bir analiz olur.

Şöyle ki; özellikle 2019 yılının son çeyreği itibarıyla dünya ekonomisinde işler çoktan tersine dönmeye başlamıştı.

Özellikle 2008 Mortgage ve 2011 Avrupa borç krizlerinden sonra uygulanan genişletici politikalar ve bu kapsamda dağıtılan kredilerin artık yuvaya dönme vakti gelmişti.

Bu süreç piyasaları daraltmaya başlamışken 2020 yılının ilk günlerinden itibaren virüsün küresel bir hal almaya başlaması piyasalarda zemin bulan panik havasını adeta kaldıraç etkisiyle, ileriki yıllarda yaşanması muhtemel bir dünya ekonomik krizini erkene alarak çok daha şiddetli yaşanmasının önünü açmıştır.

FED’in 2019 yılının ikinci yarısından itibaren bir anda sıkılaşmayı durdurarak yavaş yavaş gevşetmeye başlaması da söylediklerimizi destekleyen hamlelerdir.

Bu nedenle FED her ne kadar resesyon ihtimalini öngörmüş olsa da virüsü öngöremediği için belki de iki yıllık bir süreçte yapacağı hamleyi bir gecede yapma kararı almıştır.

***

FED, faiz indirimi sonrası repo yoluyla birinci gün piyasaya 500 milyar dolar sürmek istemişken, bankalardan gelen teklif 78 milyar dolar ile sınırlı kalmış; ikinci gün tekrar 500 milyar dolarlık repo ihalesi açmasına rağmen bu sefer de teklif 17 milyar dolarda kalmıştır.

Bu kadar düşük faizlerin olduğu durumda tekliflerin bu kadar kısıtlı kalması bankaların repo ihalelerine girebilmesi için ihtiyaç duyduğu kaliteli teminatlara sahip olmadığını göstermektedir.

Kısa vadede çözüm aranıyorsa tıpkı 2008 krizinde olduğu gibi merkez bankalarının özel şirketlerin ihraç ettikleri borç kâğıtlarını satın alarak şirketlere doğrudan dolar enjekte edilmesi gerekmektedir.

Uzun vadede ise maliye politikaları devreye alınmalıdır.

Örneğin ABD gibi büyük ülkelerde vergi indirimleri yoluyla bütçeler açık verdirilerek devlet tahvili bastırılması ve bu sayede bankaların repo ihalelerinde kullanabilecekleri kaliteli teminatları elde etme fırsatı yaratılabilir.

***

Kısaca, günümüzde yaşanan süreç (koronavirüs ve ekonomik sıkıntı) devletin gerek ekonomik gerekse de sosyal alanda ne kadar önemli bir faktör olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bununla beraber panik ortamı ve belirsizliğin (yani güvenlik korkusu) hiçbir ekonomik politikayla yönlendirilemeyeceğinin de tecrübe edildiğini belirtelim.

#Koronavirüs
#Dünya
#Kriz