
Adında İslam olan ya da Müslüman geçen her şeye karşı bu kötüdür diyerek önyargılı olmak, doğruyu değil kendi haklılığına gerekçe arayan bir zihniyetin yansıması. Bunun karşı tarafında ise içinde batı geçen her şeye kötüdür demek geliyor. İki önyargılı tutum da bilgisiz ve cahil yorumlarla çoğu zaman ne yazık ki başyazarlar tarafından bile destek görebiliyor.
Malezya''da son günlerde bu önyargılardan nasibini alarak Türk medyasının ilgi odağı haline geldi. Malezya''yı da malezyalıları da tanımayan bu yorumları okurken insanın içinden /ramazan ikliminin de etkisiyle/ “her şeyi biliyorum zanneden cahilerin şerrinden Allah''a sığınırım” diye dua etmek geliyor... Ve işte Malezya''ya ait bizzat görülmüş dinlenmiş, okunmuş bilgilerden oluşan önyargısız notlar...
Malezyalıların sloganı “Malezya Yapar” ülkenin iddiasını ortaya koyuyor. Malezya modernleşmeyi başarmak yanında, güler yüzlü bir İslâm''ı taşıma iddiasını da taşıyor...Her yerde “Gülümseyen Malezya” yazılı afişler ve reklamlar var. Malezya''nın kuruluş felsefesini yansıtan “İslâm Hadhari” başlıklı afişlerde ise insanlar “hoşgörü” ve “bilimin ilerlemesine” davet edilirken “cihad” konseptinin günümüz dünyasına aykırı olduğu vurgulanıyor.
Malezya uzakdoğunun İsviçresi olarak görülüyor. Malayların kendileri de sakin insanlar,bu ülkenin geneline yanısımış. Hatta bu bazen tembellik ölçülerine ulaştığı için Malezya''yı Malezya yapan liderler halkı ilerleme ve kalkınma için daha çok motive etmek için her yolu denemişler. Belki de bu nedenledir ki çok çalışkan olan Çinliler ile aralarındaki dengeyi koruyabilmeki için Malaylara bir takım ayrıcalıklar verilmiş. Malezya başarısının ardında ise uzun yıllar ülkenin başbakanı olan Muhammed Mahathir duruyor.
Mahathir, dünyada idealist Müslüman lider imajı ile tanınsa da ülkesindeki Müslüman liderlerin çoğundan, liberal düşünceleri ile ayrılıyor. İslâmî ülke olmanın anayasadaki “İslâm” ibaresiyle veya şeriatın belli kurallarının ülkede uygulanması ile ölçülemeyeceğini savunan Mahathir''e göre; bir ülke ancak âdaletli olursa, halka refah sağlarsa Müslüman bir ülke olabilir. Bu düşüncelerle Malezya''nın kalkınmasını başarılı bir şekilde tamamlayan Mahathir''in kızı Marina Mahathir de bir çok konuda öncü bir isim. AIDS konseyi başkanı, hem de on yıldır. Malezya müslüman bir ülke diye böyle konuların rahatça konuşulamayacağını zannetmeyin. Malezya insanı şaşırtacak kadar her şeyin rahatlıkla konuşulabildiği bir ülke...Ensest ve eşcinsellik dahil...
Her yerde olduğu gibi Malezya''da bu yaklaşımları destekleyenler de eleştirenler var. Mahathir ve benzeri düşüncede olanlara yöneltilen “Batının taşeronu” yorumuna Marina Mahathir karşı çıkıyor. “Batı''nın taşeronu değiliz. Liberal İslâm''ı, mazbut ve ilerlemeci İslâm olarak anlıyoruz. İslâmî bir parti olan bir muhalefet partimiz var ve şu anda bir eyaleti onlar yönetiyor (klantan). Bu parti bazen hükümetten daha Müslüman olduğu oyununu oynar. Hükümet kendisinin de İslâmî olduğunu ispatlamaya çalışarak tepki gösterir. Dolayısıyla biz iki ateş arasında kalırız. Bunun gerçekten İslâm mı yoksa siyaset mi olduğunu görmek zorundasınız. Bence bunun büyük bir kısmı tarihimizden ve siyasi geçmişimizden gelen belli bir zihin yapısı. diyoruz. Modern İslâm diye bir şeyin olup olmadığını bilmiyorum ama bunun “modern problemlere İslâmî yaklaşımlar” şeklinde tanımlanmasını daha doğru buluyorum. Peygamberimiz zamanında bu sorunların pek çoğu mevcut değildi. Dolayısıyla o zamandan bu sorunları nasıl çözüleceğini bilemezdi. Meselâ cep telefonları 10 yıl önce yoktu. Ama şimdi insanlar “Mesajla karını boşamak mümkün mü?” konusunu tartışıyorlar.Kur''an cep telefonlarından bahsetmez. Sadece insana karşı âdil olmaktan bahseder. Bu ülkede bir İslâm devleti olup olmadığımız konusunda bir sürü tartışma olduğunda babamın söylemeye çalıştığı şey; eğer bu ülke insanlara karşı âdil davranmaya, yoksula yardım etmeye, eğitime, hayat standartlarını yükseltmeye çalışıyorsa zaten İslâmîdir. Kaç tane ulemanızın olduğu önemli değildir. Kıstas, bu ülkenin insanları için ne yapıldığıdır. Eğer bir ülke kendisini İslâm ülkesi olarak adlandırıyor ve pek çok insan yoksul, eğitimsiz ve her gün aç kalıyorsa burası bir İslâm ülkesi olamaz. Bence hayattaki amacımız, ekonomik gelişme ve eğitim yoluyla insanların hayatlarını iyileştirmek olmalı. Malezya''nın yapmaya çalıştığı da bu. İsterdim ki bu durumdaki Müslüman ülkelerin sayısı daha fazla olsun. “
13 eyaletli bir federal devlet yapısı ile yönetilen Malezya''da federal hükümetin karışmadığı iki alan var;din ve toprak. İngilizlerden kalma bu sistem dini konuda kadınlar için farklı uygulamaları getirebiliyor. SIS,WAO gibi dünya çapında tanınmış feminist ve reformist kadın örgütlerine sahip Malezya''da kadın örgütlerinin ortak çabası ise kadın konusunda ki yasaları tüm eyaletlerde aynı kılmak.
Malezya''daki kadınların durumu ise bir başka yazının belki de dizinin konusu...
Duyumlara dayanan önyargılarımızla değil, bilgilerimizle konuşalım lütfen!
ÖZÜR: Geçen haftaki yazımda Efgan Ala''nın “cana geleceğine cama gelsin” sözü tersi anlam çıkarılacak bir şekilde hatalı yer almıştır. Düzeltir okuyuculardan özür dilerim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.