Bu veciz (!) söz tabii ki bana ait değil. 1914 yılında IV. Ordu Komutanı ve Suriye, Filistin-Hicaz ve Kilikya bölgelerinin umumi valisi olan Cemal Paşa''ya aittir.
Cemal Paşa 3. yılında yerel mahkemelerde Arap isyancılara verilen cezaları beğenmeyip hepsini asmak ister. Şükrü Bey, delil olarak gösterilen belgenin tarihinin 1913 olduğunu söyleyince de "Tarih kafanda paralansın" der.
Ayşe Hür''ün "Öteki Tarih" kitabından bu dönemi özetle aktarıyorum. "Cemal Paşa Şam''a giderken coşkuyla karşılanmış, Arap şairleri Cemal Paşa için kasideler şiirler okumuşlar. Bu kasidelerden birisi mealen "Cemal''in şiddeti karşısında melikler ve hükümdarlar titrer/Cemal''in yüzü önünde güneş ve ay gözden kaybolur" anlamını taşır.
Cemal Paşa ilk yıllarında tüm Arap kabilelerine dostluk mesajı göndermiş, hatta İstanbul ile kavgalı olan Dürzî liderleri bile yanına çekmiş. Şam uleması ile yakın dostluklar kurup Arap ahaliye imtiyaz tanırken, Hıristiyanlara karşı da sert bir politika izlemiş. Bölgeyi her yönüyle imar etmiş.
1915''de Süveyş Kanalı''nı koruyan İngiliz birliklerine yönelik ilk saldırı da başarısız olunca, Arapları suçlayarak onları ezen politikalar izlemeye başlamış. 1915''te casusluk ve yabancı devletleri desteklemek suçlamasıyla 11 Arap milliyetçisini Beyrut''ta idam etmesi ve asılı cesetlerini günlerce ortada bırakması Arap isyanını tetiklemiş. Bununla da kalmamış, bölgenin ileri gelen Arap ailelerinin iki bin kadarını Anadolu''ya ve Rumeli''ye sürmüş. Bu aileler sürgün yerlerinde sıkı takibe alınmışlar, kaçmaya çalışanlar ise daha uzağa sürülmüşler.
1915 yılında Suriye''de kıtlık ve ardından veba salgını yaşanınca, cepheye mühimmat sevkinde kullanılan trenlerin yakıt ihtiyacı için bölgedeki sedir ormanlarını kestirmesi, hayvan ve yiyecekleri karşılığında halka geçersiz Osmanlı banknotlarını vermesi bölgeyi Osmanlı''dan kopma noktasına getirmiş. 1916''da Araplar arasında sevilen isimlerin de olduğu 23 kişiyi idam ettirmesi, bölgedeki Arap milliyetçiliğini destekleyen Batılı ülkelere fırsatlar vermiş.
Cemal Paşa''nın Suriye ve Lübnan''daki idaresi Arap milliyetçiliği için dönüm noktası olmuştur. İdamlardan 1,5 ay sonra başlayan Arap isyanı Türk tarih yazımında Arapların Türkleri arkadan hançerlemesi olarak geçer. Bir dönem onun yanında vazife alan Falih Rıfkı Atay''ın yargısı ise şöyledir: "İhtisası onun kadar iyi kullanan ve verimlileştiren devlet adamına pek az rastgeldim. Yazık ki bütün eseri şimdi bizim olmayan topraklar üzerinde kaybolup gitmiştir" (Ayşe Hür /Öteki Tarih/Profil Yayınları S: 218)
Falih Rıfkı Atay''ın Zeytindağı, bu dönemin ruhunu anlatır. Falih Rıfkı Atay yıllar sonra Cemal Paşa''nın harap Anadolu topraklarını görünce şunları söylediğini aktarır: "Keşke vazifem buralarda olsaydı, keşke o altın sağanağı ve enerji fırtınası, bu durgun, boş ve terk edilmiş vatan parçası üstünden geçseydi... Kumar oynadık ve kaybettik."
Cemal Paşa''ya sorulan "Paşam bu harbe niçin girdik?" sorusuna cevap ilginçtir. "Para bulabilmek için ya bir tarafa boyun eğmeli, ya öbür tarafla birleşmeli idik." (Zeytindağı/Falih Rıfkı Atay )
* * *
BİR HERALD TRIBUNE VE NEW YORK TIMES RÖPORTAJI
Doğrusu şimdiye kadar pek çok yabancı gazeteye röportaj verdim. Ancak hiç birisinde sözlerim bu kadar bağlamından kopartılarak yer almadı. Benden röportaj talep eden New York Times muhabiri idi. Herald Tribune muhabiri ile birlikte geldiler ofisime. Konunun Gülen Cemaati olduğunu bilmiyordum. Eğer öyle olsaydı, kabul de etmezdim; zira uzmanı olduğum bir konu değil.
Ala dergisine gitmişlerdi, onun üzerine konuştuk. Sonra da cemaat üzerine konuşmak istediklerini söylediler. Ben bu konuda ancak bir imaj analizi yapabileceğimi, bunu da sadece bir gazeteci olarak kendileriyle paylaşacağımı söyledim. Türkçe konuşmanın kaydı tutulmadı. Şebnem Arsu''nun özetle yaptığı çeviri üzerinden Herald Tribune muhabiri not aldı. Bu sözlerin böyle yer almasının sebepleri arasında bunu görüyorum.
Benimle yapılan röportajdan çıkan mana olarak sunulan "Gölgeler içinde tekme atıyorlar" sözü bir deyim imiş! Ama bu benim bilmediğim ve kast etmediğim manaları çağrıştıran bir deyim. Manşete ise "Türkiye''de gölge güç büyüyor" cümlesi çekilmiş ki, bu da asla zikretmediğim bir cümle. Diğer taraftan yazıda "bugünkü tartışmalar hareketin gönüllülük esasına dayalı yapısının birçok alanda STK şeklinde örgütlense de, tek bir kurum şeklinde örgütlenmemesinden kaynaklanıyor" şeklindeki yorumum da maksadının dışında yorumlanmış.
Bir yabancı gazeteye konuşmanın sorumluluğu ile son derece objektif ve genel analiz yapmayı tercih ettiğim bir röportajdan çıkan sonuçlar ise gerçekten üzücü. Haberin tamamı birçok kişi ile görüşülerek ortaya çıkmış. Bu nedenle tamamındaki görüşlerin elbette benimle alakası yok. Ancak bana atfedilen cümle de benim maksadıma uygun bir mana taşımıyor.
Diğer taraftan Cemaat konusunda konuşmaktan, yazmaktan çekinen birisi de değilim, hiç de olmadım. Her zaman eleştirilerini açıkça yazan, söyleyen birisiyim. Buna delil olarak yazı ve röportaj arşivime bakmak bile yeterli.
Ayrıca NYT muhabirinin yazıdaki negatifliği yumuşatma sözüne rağmen gerçekleştirmemesi üzerine iki gazeteye de tekzip yazısı gönderdim.
Ve de en çok kendime, kayıt almadan röportaja izin verme basiretsizliğime kızdım...
Başlıklar :

