
Toplumları bir arada tutan bağlar, sadece yazılı kurallar ile değil kültürel aktarım ile de inşa edilir. Bunların başında da dayanışma, yardımlaşma, ortak bir ideal etrafında mücadele edebilme iradesi ve becerisi gelir. Özellikle kriz ve afet anında dayanışma, kuşaktan kuşağa aktarılan kadim bir mirastır.
Son yıllarda afetler karşısında yaşadığımız bazı olaylar, “Yeni medya araçları, sosyal medya içerikleri ile bu kadim miras sistematik biçimde aşındırılıyor mu?’’ sorusunu akla getiriyor.
Türk milletini tarih boyunca ayakta tutan en güçlü haslet, kriz zamanında ortaya çıkan dayanışma ruhudur. Savaşta, afette… ‘Biz şuuru’ ile kuşaktan kuşağa aktarılan bir hafıza...
Dijital çağda toplumun taşıyıcı dinamiği olan kültürel aktarımın ciddi bir saldırı altında olduğunu inkâr edemeyiz. Teknolojiyi üreten ülkeler arasında soğuk savaşın yaşandığı bu günlerde bizim gibi bu teknolojiyi tüketen toplumlar ve özellikler gençler ciddi hasar alıyor.
Sosyal medya, vasat bir iletişim mecrası değil, aynı zamanda güçlü bir “sosyal öğrenme” aracı artık. Özellikle 18 yaş altı genç ve çocuklara özgü içerikler, oluşturulan algoritmalar ile nesiller arası mesafe hızla artıyor, kültürel aktarım gittikçe zayıflıyor.
Gezi olayları ile birlikte, toplumsal refleksin sosyal medya aracılığıyla manipüle edildiği bir döneme de geçiş yaptık. Afet ve kriz anları sosyal medyanın toplumsal gücünün sınandığı olaylara dönüştü. Pandemi dönemi, büyük orman yangınları, seller, 6 Şubat asrın felaketi, terör eylemleri…
Kriz anlarında bir yanda milletimiz büyük bir yardımlaşma seferberliği ortaya koyarken, diğer yanda taammüden bu dayanışmayı sabote eden yayınlar sosyal medya aracılığıyla dolaşıma sokuldu.
Farklı ülkelere ait görüntülerin sanki o günün Türkiye’sine aitmiş gibi servis edilmesi nasıl açıklanır, mesela? Afette vefat edenlere, şehitlere, günlerce uykusuz, aç susuz çalışanlara aldırmadan, acıların üzerine basarak kullanılan vahşi bir dil ile toplumda bir enkaz da sosyal medya mecraları bırakıyor.
Gaspıralı’nın çağdaşı Emile Durkheim, ‘anomi’ kavramı ile toplumsal çözülmeyi açıklar. Normların erozyona uğradığı toplumlarda, ortak değerler aşınır, bireyler yön ve aidiyet duygusunu kaybeder. Bugün sosyal medya üzerinden üretilen ve sürekli olarak dayanışmayı sabote eden, alaya alan, hedonist ve bireyi yalnızlaştıran dil tam da bu anomik durumu vadetmektedir. George Gerbner’in ‘kötü dünya sendromu’ da benzer bir durumu anlatır aslında.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.