“Büfeci İslam” / Bir anlama mı yoksa küçümseme çabası mı?

00:003/10/2006, Salı
G: 27/08/2019, Salı
Davut Dursun

“Beyaz Türk” kavramının keşfinde ve kullanım alanına girmesinde önemli katkısının olduğunu ısrarla hatırlatmaya çalışan birileri Türk düşünce gündemine şimdi de “Büfeci İslam” diye yeni bir kavram hediye etmekte olduğunu söylüyor.Türkiye''deki hiçbir hesaba sığmayan siyasi gelişmeyi anlamaya çalışan entelektüel sınıf, olup bitenleri anlama ve açıklama noktasında ithal model ve çerçevelerin yetersiz kaldığını görünce kendince yeni bir kavramlaştırma çabası içine girmiş gözükmektedir. Aslında üniversitelerde

“Beyaz Türk” kavramının keşfinde ve kullanım alanına girmesinde önemli katkısının olduğunu ısrarla hatırlatmaya çalışan birileri Türk düşünce gündemine şimdi de “Büfeci İslam” diye yeni bir kavram hediye etmekte olduğunu söylüyor.

Türkiye''deki hiçbir hesaba sığmayan siyasi gelişmeyi anlamaya çalışan entelektüel sınıf, olup bitenleri anlama ve açıklama noktasında ithal model ve çerçevelerin yetersiz kaldığını görünce kendince yeni bir kavramlaştırma çabası içine girmiş gözükmektedir. Aslında üniversitelerde şu kadar sosyal bilim öğrenimi veren ve buralarda azımsanmayacak sayıda öğretim üyesi istihdam eden iktisadi ve idari bilimler fakültelerinin bulunduğu bir ülkede, toplumsal değişim ve gelişim sürecini anlama ve açıklama noktasında fazla bir zorlamanın olmaması gerekir. Zira bu kadar sosyal bilimcinin bakışlarını öncelikle içinde yaşadıkları ve ortak havayı teneffüs ettikleri toplumun davranış ve organizasyonlarına çevirmeleri ve buradaki gözlemlerden belli sonuçlar çıkararak anlamlı açıklama modelleri geliştirmeleri gerekir.

Ama ne acıdır ki Türkiye''de kendi toplumsal dinamizmimizi anlama ve açıklama noktasında son derece yetersiz ve hatta ilgisiz bir sosyal bilim camiasıyla yüz yüze olduğumuz, konuyla biraz ilgisi olan herkesin bilgisindedir. Türk sosyal biliminin en bariz vasfı Batıdaki refiklerinin bulgu ve modellerini Türkiye''ye taşımak ve kendi toplumun gerçekliklerini bu modellere göre açıklamaya çalışmaktır.

İthal modellerin kendi toplumsal gerçekliğimizi ne kadar açıklayacağı, ne kadar anlamlı açıklamalar sunacağı bütün çıplaklığıyla ortadadır. Yetmişlerde Türkiye''nin toplumsal gerçekliği feodalite teorisi ile açıklanmaya çalışıldı. Gelen eleştiriler üzerine Asya Tipi Üretim Tarzı ithal edilip eleştirilere cevap verilmek istendi. Bu çerçevedeki eleştiriler üzerine Doğu Despotizmi kavramı Türk sosyal bilimine ithal edildi. Az gelişmişlik, geri bırakılmışlık, burjuva toplumu vb. kavramlar ve açıklama modelleri asla eksik olmadı…

Bütün bunların ortak özelliği hepsinin temelde ithal edilmiş olmalarıydı. Türkiye''nin gerçekliğinin dışında başka toplumların tarihsel/sosyal gerçekliğinden hareketle geliştirilmiş bu açıklama modelleri Türkiye''ye ithal edilmiş ve kendi gerçekliğimiz bu modellere uydurulmaya çalışılmıştır. Sonuç elbetteki yetersiz olmuştur. Asla toplumsal gerçekliğimiz bu kavramlar ve modellerle açıklanamamıştır.

“Büfeci İslam” kavramlaştırması da aynen bu çabaların ve refleksin bir yeni halkası olarak bütün çirkinliği ve yetersizliğiyle karşımızda duruyor.

Öncelikle bu kavramın iyi niyetli bir anlama çabasının ürünü olmadığı görülüyor. Özünde bir küçümseme, bir tahkir, hatta bir tezyif, ötekileştirme, merkezden uzak tutma, küçümseme, alay etme gibi sınıfsal bir karşı duruşun ürünü olarak kendisini ele veriyor.

Kavramın mucidi olduğunu iftiharla öne süren kişi Türkiye''deki İslamcı gelişmenin (!) temelinde bir dinsel duruş ve farklılaşma değil sınıfsal bir konumlanmanın yattığını ileri sürüyor. Daha açıkçası Türkiye''nin siyasi ve sosyal gündemine yerleşen İslamcı eğilimleri benimsemiş kesimler bir sınıfsal tarafı oluşturmakta ve daha dün denebilecek zaman diliminde köylerden, kasabalardan kent merkezlerine gelip “büfe”lerde idamei hayat eden kesimlerden başkaları değil. Bu kesimlerin duruşu dinsel değil sınıfsaldır ve onların en önemli sınıfsal özelliği “büfeci” oluşlarıdır. Bunlar üreden, yeni bir artı değer yaratan değil başkalarının ürünlerini “büfe”ler yoluyla dağıtan, acentelik yapan ve bunlarla yetinen kesimlerdir. Bu kesimlerin bu özelliğini en iyi simgeleyen “Büfeci İslam”dır!