
Bu başlığı geçen iki yazımızın özeti sayabilirsiniz.
Bizler ne bir Şii-Sünni atışmasından ve çatışmasından hoşlanırız, ne de bunu meşru sayarız.
Şiiler de Sünniler de samimi Takrîb (Yakınlaştırma) çabalarına destek vermelidirler.
Ancak mezhebi ve ulusçuluk kokan siyaseti dinin önüne geçirdiğimiz zaman bu çabalar asla fayda vermez. Bu tavır ister İran"dan gelsin ister Türkiye"den. Ben bunu tecrübelerimle görmüş oldum.
Biz Kum"lu kardeşlerimizin eleştirisine konu olan yazımızda Şia adını hiç anmamıştık. Konumuz Allah"ın geleceği de bildiği inancının ispatıydı. Bu görüşe ilk karşı çıkanların başında Rafizî Hişam bin Hakem"in bulunduğunu söylemiştik. Kum"lu kardeşlerimiz de, sen onun Rafizî vasfını zikretmekle "dolaylı olarak Şia"yı kastediyorsun" diye işlerini güçlerini bırakıp bize uzun bir mektup yazmışlar.
Doğrusu Şiîler için Rafizî dendiğini bilmekle beraber ne benim ve ne de Türkiyeli her hangi bir müslümanın Rafizî denince Şia"yı hatırlayacağını sanmıyorum. Buna rağmen bundan Şia eleştirisini çıkarmaya neden ihtiyaç duydunuz?
Bu kardeşlerimiz mektuplarında Rafizî kelimesini de şöyle tarif ediyorlar: "Rafizî "reddeden" anlamına gelir; diğerlerinin kabul ettiği bazı görüşleri Şia"nın reddettiğini ifade eder".
Başkasının söylediklerinden bazılarını reddetmeyen kişi ya da mezhep var mı? Eğer dediğiniz gibi ise herkes Rafizî olmuş olmaz mı? Bu tanım bile takiyye kokuyor gibi geldi bana. Çocuk mu avutuyorsunuz?
Oysa Rafizî"yi işin ehli şöyle tanımlıyor:
"İmamet Zeyd bin Ali"ye (Hz. Hüseyin"in torunu) geçince Iraklı Şiiler ona; biz seni ancak, Ebubekir ve Ömer"in, deden Ali"ye yaptıkları zulüm hakkındaki görüşünü açıklarsan destekleriz dediler. Zeyd de şöyle cevap verdi: Ben onlar hakkında iyilikten başka bir şey bilmiyorum. Babamdan da onlar için hayırdan başka bir şey duymadım. Benim Emevilere karşı çıkmamın sebebi, dedem Hüseyin"le savaşmaları ve Medine"yi yağmalamaları, Beytullah"a mancınıkla saldırmalarıdır... Bunun üzerine Iraklılar onu terkedip ayrıldılar.... O günden sonra da Iraklı Şiiler ayrılıp karşı çıkanlar anlamında Rafizîler diye isimlendiler" (el-Fark beyne"l-fırak).
İmam Zeyd ile kalanlar da Zeydiyye adını aldılar. Şia"daki aykırı ve aşırı fikirler de (ğulüv) bu olaydan sonra çoğaldı.
Yani reddettikleri her hangi bir başkası değil, Hz. Ali"nin torunu ve Ehlibeytten bir imam olan Zeyd.
Şimdi dikkat buyrulsun, biz Şia adını hiç zikretmeden Hişam"ı Allah (cc) hakkındaki sapık fikirlerinden dolayı Rafizî vasfıyla anmamız bu kardeşlerimizi neden bu kadar rahatsız etti. Kaldı ki, onlar da Hişam"ın bir dönem sapık olduğunu kabul ediyorlar. Bu vesileyle hayatını yakından tanıdım. Merak edenler ne kadar karışık birisi olduğunu DİA" ya bakarak öğrenebilirler.
İnsana sormazlar mı, ya da insan tek başına kaldığında, varsa vicdanıyla konuşup kendine sormaz mı? İran tarih boyunca küffara karşı kaç kez savaştı ve bu savaşlarda kaç "kâfir" öldü? Ama sadece bizim tarihimizde, daha dün İran Irak savaşında bir milyon müslüman öldü.
Baba Esed İran"ın desteğiyle Hama"da otuz bin insanı sadece Sünni ve Şeriat isteyen İhvan oldukları için katletmedi mi?
Şu anda dünyanın en korkunç zulmü Suriye"de yine İran desteğiyle yapılıyor. Öldürülenlerin sayısı yüz bini geçti. Yakılanlar, kimyasal silahlarla boğulanlar, ırzına geçilenler... Bunlar sizde Hişam"a Rafizî denmesi kadar bir tepki uyandırmıyor mu? Yoksa onlar müslüman değil mi diyeceksiniz? Peki, bunlar gâvura yapılır mı?
Ehlisünnet Şia"yı tekfir etmez. Onlar da etmiyorlarsa o halde bilmeliyiz ki, "müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu zulmedenlere de bırakmaz". Sırf bu prensipte ittifak edilmesi bile müslümanların başkalarının oyuncağı olmaması için yeterlidir.
İşin siyasi nedenleri var derseniz, o zaman Şia dini bir mezhep değil siyasi ve de ancak Ehlisünnete tepki verdiğinde varolabilecek bir mezheptir diyenleri haklı çıkarmış olmaz mısınız?
Her şeye rağmen biz takiyye yapmayız, samimiyiz. Ehli Kıblenin birliğinden ve dirliğinden yanayız. Bu maksatla yürütülürse Takrib çalışmalarına destek veririz, Katkıda bulunmayı görev biliriz. Zaman bir mezhep taassubu zamanı değil, İslam"ın şerefini kurtarma zamanıdır.
Ama zikrimiz ayrı, fikrimiz ayrı, filimiz ayrı olursa söylenenlere nasıl inanabiliriz, a benim Şii kardeşlerim?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.