
Ayşa Şasa, bendenizin hayatına, Dergah dergisinde yayınladığı “Yeşilçam Günlüğü” ile girdi. Doksanların başında Ezel Erverdi Bey''in Dergah''ta yazan kalemleri bir araya getirdiği “Sultanahmet” toplantısında, ru be ru tanıştık. Uzun boyu, kara derin gözleriyle, çok başka bir iklimi vardı. Ama henüz, hayatımın dönüm noktası olacağını bilmiyordum.
O günden sonra Ayşe Şasa, telefondaki hocam oldu. Saatler boyu konuşmalara bu kalem ne çok şey borçludur! Yaşadığımız sürece kendi kuytularımızdan çıkaran vesileler armağan edilir bize.Benim doktoramı bitirmeme vesile Ayşe Şasa''dır.Onunla tanıştığımda doktoramı bırakmıştım. Bütün eylemleri, kazası yapılabilir olanlar/kazası yapılamayacak olanlar diye ayırdığım için… O sıralar oğlum bir yaşındaydı ve bir daha bebek olmayacak, öyleyse doktoramı bırakacağım dedim.Kararıma herkes üzüldü.Herkes kim?Annem,babam eşim.Hocalarım?( Yapacağım doktorayı o kadar ciddiye alan bir hocam maalesef olmadı.Felsefede devam etseydim olur muydu?)
Acemi bir annenin doktora yapmak gibi bir ihtimali hiç yoktu.Dünyaya dokunamıyordum bile.Değil kitapların dilinden sosyal teoriler çıkarıp, analizler yapmak.Herşey elimden kaçıyordu.Çocuk büyütmüyordum, çocuğumu büyütürken kendimi büyütmeye uğraşıyordum.Büyümelerin en zoru!
Tam o sıralar Ayşe Şasa geldi.Telefon tellerinden.Bir insanı, bir ses kuyudan çekip çıkarır mı?Çıkarırmış.Onunla konuşurken zihnimin paslanmadığını fark ediyordum.Çünkü o fikrimin ebesi oluyordu her defasında.
Konuşacak,tartışacak kimseler yoksa, kendinizi önemli hissetmeniz hiç mümkün değildir.Ayşe Şasa düşünce silsilemin çok kendine has olduğunu söylüyordu .Birisi beni dinliyordu.Bundan daha büyük nimet yoktu.Aradığım kulağı bulmuştum.Bir yıl sonra doktorama yeniden başladım.Bulduğum her ayak izini Ayşe Şasa ile paylaşarak.Yazdığım her yazı, üzerine muhakkak konuşurdu.Başkalarının yazdığı üzerine de.Böylece bir kulaktan bir kulağa, akla ve gönle giden yola yavaş yavaş aşina olan bendeniz, başkalarını “görmeyi” öğrendim.Görmeyi ve hayran olmayı.Ayşe Şasa bana çağdaşlarımı sevmeyi öğretti.Öğrettiğini bilmeden.
Yalnız Ayşe Şasa mı? Rahmetli Bülent Oran, telefonu açtığında muhakkak halimi hatırımı sorar, kendimi önemli hissettirirdi.Ta iki ay önce dergahta yayınlanmış olan bir öyküme atıfta bulunmayı asla ihmal etmeden.(Dergah dergisi benim için ikinci üniversite idi.”O yer” kelimenin bütün anlamlarıyla Dergah''ımdı.Bunu bir gün size anlatırım belki)En son Hiçbiryer romanının yayınlandığı sıralarda telefon telleri üzerinde karşılaştık Bülent Oran ile. Ne kadar güzel yazmışsınız dedi.”Ayşe''nin koltuk değnekleri oldu satırlarınız.Size hem teşekkür ediyor, hem de tebrik ediyorum.”
Roman çıktıktan sonra yaklaşık altı ay boyunca her defasında romana dair bir şeyler söyledi Ayşe Şasa.Tenhama geri dönmüştüm.Hissetmiş miydi?Esasında hissettirmemeye çalışıyordum.Her şey yolunda diyordum .Yolunda değildi.Hiç ummadığım tepkiler, boynumda bir fıtık olarak ebedileşmişti.Sol elim telefonu tutamıyordu bile.İlaçlarla değil Ayşe Şasa''nın sesiyle iyileştim.Kim benimle o kadar uzun konuşurdu ki! O konuştu.Her defasında başka bir bakış açısıyla.Edebiyata dönecek gücü yeniden buldum. “Dünyaya” küsmüştüm.Sanki roman yazmamıştım da bir beldeyi imha etmiştim.Sanki roman yazmamıştım da, ne kadar güzellik varsa hepsini imha etmiştim.Tanıdığım, selamlaştığım onca insan içinde, en çok Ayşe Şasa roman yazmakla iyi bir şey yapmış olduğumu hissettirdi bana.
“Delilik Ülkesinden Notlar”ı okurken Ayşe Şasa''nın sesini yeniden kulaklarımda ve gönlümde buldum.İçlerinde daha önce okuduklarım da vardı.Ama kitap olarak yanı başımda tutmak ayrı bir şey. Türkiye''nin dört bir yanında Ayşe Şasa''nın sesine muhtaç olanlar var muhakkak.Kitap onlara ulaşacak.Satırları da sesi kadar insanın içine işliyor çünkü.
Ayşe Şasa''nın Şebek romanını zevkle okumuştum.Fakat, kitabı okuduktan aylar sonra şimdi, “Delilik Ülkesinden Notlar''ı okurken çıkıp çıkıp gelen sahnelerine şaşırıyorum.Okuduklarımız nasıl oluyor da, haberimiz olmadan içimizde reaksiyona girerek; bize ait bir yaşanmışlığa, tecrübeye dönüşüyor?Ne zaman Ayşe Şasa''dan bir metin okusam bu soru her defasında biraz daha pırıltılı olarak kendini tekrarlıyor.Sanıyorum Ayşe Şasa kendi yaşadıkları üzerinden, hepimizi tecrübe sahibi yapıyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.