Kara kaplı defterin hikâyesi…

00:001/01/2013, Salı
G: 6/09/2019, Cuma
Fikri Türkel

1923"ün Şubat- Mart aylarında İzmir Milli İktisat Kongresi yapıldı. Yeni bir devlet kurulmuş ve ilk olarak da iktisadi yapıyı düzenleyen bir anlayış ortaya konulmalıydı.Kuzeyinde komünizm felsefesi, batıda kapitalizm etkisi arasında kalmış yeni bir devletten bahsediyoruz. Peki, Türkiye Cumhuriyeti nasıl bir iktisadi yapı oluşturacaktı?Konunun kara kaplı defterle ne alakası var, diyeceksiniz… Milli İktisat Kongresi"ne kadar, şirketler defter tutmazdı. Defteri Kebir, bilanço veya aktif pasif bölmeli

1923"ün Şubat- Mart aylarında İzmir Milli İktisat Kongresi yapıldı. Yeni bir devlet kurulmuş ve ilk olarak da iktisadi yapıyı düzenleyen bir anlayış ortaya konulmalıydı.

Kuzeyinde komünizm felsefesi, batıda kapitalizm etkisi arasında kalmış yeni bir devletten bahsediyoruz. Peki, Türkiye Cumhuriyeti nasıl bir iktisadi yapı oluşturacaktı?

Konunun kara kaplı defterle ne alakası var, diyeceksiniz… Milli İktisat Kongresi"ne kadar, şirketler defter tutmazdı. Defteri Kebir, bilanço veya aktif pasif bölmeli nizami noter tasdikli evrak da bulunmazdı. Kongrenin etkileri üzerine konu düşünen girişimciler, hesap kitabı toplayacak bir defter çıkarmaya karar verdi.

İşte, kara kaplı defterin ortaya çıkmasının en birinci faktörü bu oldu. Hani şu kara kaplı bakkal defterinin başlangıcı da budur. Her tezgâhın altında, her esnafın çekmecesinde, her gizli kasada olan kara kaplı defter de böyle başladı tutulmaya.

Eğer cumhuriyetin ilk yıllarında var olan şirketlerin arşivlerini incelerseniz mutlaka bir kara kaplı defter çıkar ortaya. Koç Holding"in hala en eski kayıtları bu kara kaplı defterlerdedir.

Aslında kara kaplı defterin hikâyesi, aslında 1800"lü yılların sonunda başlar.

O günlerde İstanbul"da matbuatla çoğunlukla Rum ve Ermeni vatandaşlarımız ilgiliydi. Bunun dışında uğraşanlar İran"dan gelen entelektüellerdi. Bir taraftan Kafkaslardaki karışıklıklar, diğer tarafta İran"da rahat edemeyen Sünni aydınlar İstanbul"a göç ediyorlardı.

Saatli Maarif Takvimi, Afitab Yayınları"nı kuran girişimcileri bu bağlamda düşünebilirsiniz.

İşin bir de siyasi yönü var. İttihat ve Terakki mensupları içinde de matbuatla uğraşanlar vardı. Eğer teşkilatçılık yapıyorsanız, gündelik tutmanız gerekiyor. Buluşmalar, tutanaklar ve ajandalar.

"Osmanlı İmparatorluğu"nda batılılaşma hareketleri içinde önemli bir yer tutan 2. Meşrutiyet"in, liberalizm rüzgârlarının estiği dönemlerde genç girişimci Mehmet Sadık Efendi 1910 yılında bugünkü anlamı günlük – andıç olan ilk "Muhtıra"larını yayınlamaya başladı".

Bu topraklardaki ilk markalı ajanda budur yani bugünkü adıyla Ece Ajandası. Muhtıra niye Ece oldu. Önce, kara kaplı deftere bakalım…

"Osmanlıca yayınlanan ajandalar Balkan Harbi, 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı süresince yayınlarını aksatmadan sürdürdü. Muhtıralar kimi Çanakkale"de, kimi Trablus"ta, kimi Kırcaali"de, kimi Sakarya"da -Dumlupınar"da Mehmetçiğin, Zabitlerin, Kumandanların, Gazi Paşaların gözyaşlı ve zafer dolu anlarına eşlik etti".

Muhtıra"nın sahibi Mehmet Sadık Efendi, İzmir İktisat Kongresi ile ortaya çıkan ihtiyacı gördü ve" Kara Kaplı Defteri" çıkardı. Muhtıra Ajandası"nın hesap yazılabilecek şekliydi bu. Benimsendi ve her dükkân sahibinin çekmecesine girdi.

Bugün, iyi veya kötü algıya sahip bir "karakaplı defter" tanımı varsa, başlangıcı budur.

Mehmet Sadık, harf ve soyadı devrimiyle birlikte soyadını Kitapçı yaparken, Muhtıra"nın adını da Ece yapıyordu. Aslında o tarihte Keriman Halis, Avrupa Güzeli seçiliyor ve kendisine Ece tanımlaması yapıyordu. Ece kelimesi o kadar popülerdi ki Muhtıra yerine Ece kelimesi seçildi.

Aslında, Kitapçı Ailesi için Keriman Halis"den daha etkili bir Ece vardı. Oğulları bir İran gezisinde Ece adlı bir İranlı kıza aşık olur. Onunla evlenmek için İran"a gider. Ancak bir daha haber alınamaz. Ne Ece ile buluşabilmiş, ne de nerede olduğu öğrenilebilmiştir. Muhtıra"ya Ece verilmesinin asıl etkisi budur.

Bugün 1 Ocak 2013… Yeni bir yıl başlıyor ve hepimizin bir gündemi ve onları yazacak ajandası vardır. Artık cep telefonları nedeniyle ne vazgeçilmez bir ajanda edinmeye çalışıyoruz; ne de yazılım programları sebebiyle de kara kaplı defterlere ihtiyacımız var.

Ama kara kaplı defter hala literatürümüzde olmaya devam ediyor. Nice sağlıklı yıllara…