
Ankara/Ulus''taki bombalı saldırıda hayatlarını kaybedenlere Cenâb-Hak''tan ganî ganî rahmet, yakınlarına ve bütün millete Sabr-ı Cemîl, siyasetçilere de feraset ve basîret diliyoruz.
Şimdi hep beraber “Şiddete teslim olmayacağız!”, “Provokasyonlara gelmeyeceğiz!”, “Türkiye''yi korku ve dehşete sevk etmeye çalışanların alçakça oyununu bozacağız!” diye haykırma zamanı.
Geç olsun güç olmasın, herkes aklını başına alsın; teröre psikolojik zemin hazırlayan “Ülke çatışmaya sürüklenir”, “Cezayir''e döneriz”, “Büyük felaket olur” gibi laflar edilmesin artık. “AK Parti oylarını arttırırsa kaos çıkar, ordu darbe yapar” gibi laflar edilmesin. “Kuzey Irak''a girmezsek Türkiye''de kan gövdeyi götürür” gibi laflar edilmesin. Böyle laflar edenler millet iradesinin, hukuk devletinin ve dahî sağduyulu dış politikanın şiddet ve korku marifetiyle saf dışı bırakılmasına katkıda bulunuyorlar. Felaket tellallığı yapan kim varsa, Anafartalar Çarşısı''nı kana bulayan teröristlerle aynı amaca hizmet ediyor.
Mahir Kaynak Haber7''de iyi konuştu; ''Bu terör eyleminden hareketle nasıl bir politika belirlersek belirleyelim oyuna gelmiş oluruz. Bağrımıza taş basıp böyle bir olay olmamış gibi davranmak zorundayız'' dedi. Aynen katılıyorum.
Provokatörlerin amacı seçim sürecini sabote etmek ise, bu sürece yapılacak herhangi bir müdahale onların manevra alanını genişletecektir. Provokatörlerin amacı Türk ordusunun Kuzey Irak''a müdahalesini temin etmek ise, böyle bir müdahale onların manevra alanını genişletecektir. Onlara uyarak ne yaparsak yapalım, onların ekmeğine yağ süreriz. Onlara cesaret veririz. ''Bir bombayla istediğimizi yaptırabiliyoruz, öyleyse bomba koymaya devam'' dedirtiriz onlara. Bundan sakınalım. Bombalanan çarşılarını bayraklarla donatıp iki gün içinde yeniden hizmete açarak provokatörlerin çarkına tüküren Anafartalar esnafı gibi davranalım. Dik duralım. Duruşumuz geleceği aydınlatsın.
Türkiye, bir kaşık suda boğulmaya çalışılıyor. “Abdullah Gül cumhurbaşkanı olmasın” diye koparılan anlamsız fırtına, demokrasiyi ve hukuk devletini bir meçhule savurarak, provokatörlerin manevra alanını genişleterek, bu arada ekonomiyi de riske atarak müthiş bir güvensizlik, kötümserlik ve karamsarlık ortamı doğurdu. Bu ülkenin böyle bir ortamda oyalanma lüksü yoktur! Bu ülkenin insanları -bilhassa siyasetçileri- “Yandık, bittik, mahvolduk” deyip duramazlar! “Durumu nasıl kurtarırız?” diye sormak da bize yakışmaz. Tarihi bir misyonumuz var bizim. Yakındoğu, Türkistan ve Balkanlar başta olmak üzere bütün mazlum coğrafyaların yaralarını sarabilecek kadar güçlü olmaya azmetmeliyiz. Siyasetçilerimiz bu yönde projeler geliştirilmeli. Tartışmalarımız, kavgalarımız böyle projeler etrafında olmalı. Büyük düşünmezsek büyüyemeyiz. Küçük düşünürsek küçük kalırız. Onun için “2. Sevr''e Hayır!” toplantılarına asla katılmamışımdır. Ne Sevr''i kardeşim? Sevr''in mümkün olduğunu kabul mu ediyoruz? Edersek mümkün olur. Ben etmiyorum!
Kötümserlikten, karamsarlıktan dinamizm sadır olmaz. Halbuki, küresel meydan okumaların üstesinden gelebilmek için müthiş bir dinamizme ihtiyacımız var. Menfaatlerini müstevlilerin menfaatleriyle tevhit etmeyen herkes, milletin kararan ufkunu aydınlatmayı iş edinmeli.
Baykal ve Bahçeli dahil bütün siyasi parti liderlerini bir “Kararan Ufkumuzu Aydınlatma Toplantısı”nda buluşup şöyle bir beyanname yayınlamaya çağırıyorum:
1. Bugüne kadar tırmandırdığımız gerginliğe bakarak Türkiye''nin kaosa sürüklenmesinin kaçınılmaz olduğu izlenimine kapılan vatandaşlarımız müsterih olsunlar; aramızdaki siyasi rekabet kendimiz veya ülkemiz için bir ölüm kalım meselesi değil, partilerimizin seçimlerde mümkün olduğu kadar çok oy alma meselesidir. Gerginliği bu kadar tırmandırdığımız için özür dileriz.
2. Türk siyasetinde bundan böyle “Çatışma çıkar”, “Cezayir''e döneriz”, “Büyük felaket olur”, “Terörün önü alınamaz”, “Rejim elden gider” gibi laflar edilmeyecektir. Birbirimizi “vatan haini”, “rejim düşmanı”, “terör azmettiricisi”, “kafatasçı” diye yaftalamaya da son veriyoruz.
3. Bir siyasi partinin devlete ve/yahut millete zarar verdiğini düşünsek bile onun anti-demokratik ve hukuk dışı yollarla saf dışı edilmesini savunmayacağımıza, askeri darbe kışkırtıcılığı yapmayacağımıza, darbenin d''sinin telaffuz edildiği yerde ayrılığımızı-gayrılığımızı unutup demokrasiyi ve hukuk devletini bir ağızdan yüksek sesle savunacağımıza, milletin iradesine daima sadık kalacağımıza ant içeriz.
4. Şiddete teslim olmayacağımıza, terörist provokatörlerin dümen suyunda gitmeyeceğimize, Türkiye''nin ufkunun karartılmasına izin vermeyeceğimize de ant içeriz.
5. Türkiye''nin önü açık. Nuri Pakdil''in dediği gibi: “Aynı ocaktan ısınıyoruz, ileri!”
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.