
Bundan önceki yazımda İbnü’l-Hümâm’ın, konumuzla ilgili görüşünü yazmıştım. Okuyucu haklı olarak “acaba bu İbnü’l-Hümâm kim, Hanefî mezhebi içinde ve genel olarak ulemaya göre yeri ve değeri nedir” diye düşünmüşlerdir. Bunu da açıklamak için bir sayfa yazmıştım, nasıl oldu bilmiyorum; gazeteye gönderirken bu kısım burada kalmış, şimdi, TDV İslam Ansiklopedisindeki Sayın Ferhat Koca’nın güzel maddesinden, bir sayfa olmasa da birkaç satır yazdıktan sonra İbn Abdüsselam’a geçelim.
İbnü’l-Hümâm (1388-1457), Hanefî-Maturidî geleneğinin önde gelen Mısırlı âlimi, fıkıh, hadis ve kelâm bilgini ve müctehiddir. En bilinen eseri, Mergînânî’nin el-Hidâye’sine yazdığı, hadis analizlerine yer verdiği ünlü şerh Fethu’l-Kadîr’dir. Sivas kökenli bir ailenin çocuğu olarak Kahire’de doğup vefat etmiştir.
Talebesi Sehâvî tarafından ilmî üstünlükleri anlatılırken verilen örneklerden ve kullanılan ifadelerden İbnü’l-Hümâm’ın tercih ehli bir fakih olduğu anlaşılmaktadır. İbn Emîr-i Pâdişah, İbnü’l-Hümâm’ı “şeyh, allâme, zamanının müctehidi, asrının muhakkiki, şeyhülislâm, müftilenâm ve kutbü’l-ârifîn” olarak anarken Hanefî fakihlerinden İbn Gānim el-Makdisî, Leknevî ve İbn Âbidîn onun müctehid olduğunu söylemişlerdir…
İbn Abdüsselam’a gelince:
Sayın Yunuz Apaydın’ın TDV İslam Ansiklopedisinde mükemmel bir maddesi var, yine Sayın Adnan Algül’ün mükemmel bir doktora tezi var; “İzzüddîn b. Abdüsselâm’ın İslam Hukuk Bilimindeki Yeri ve Önemi Çıra Akademi 2017, 422 sayfa”. Tabii böyle bir âlim hakkında yazılanlar ciltlere sığmayacak kadar çok, eserleri de öyledir.
İzzüddîn Abdülazîz b. Abdisselâm (ö. 660/1262), öğrencisi İbn Dakīkul‘îd’in verdiği “sultânülulemâ” ve “şeyhülislâm” lakaplarıyla da anılmaktadır…
el-Melikü’s-Sâlih İmâdüddin’in, aralarındaki siyasî çekişme yüzünden Mısır Eyyûbî Sultanı el-Melikü’s-Sâlih Necmeddin Eyyûb’a karşı Haçlılardan yardım istemesini, bazı kaleleri onlara bırakmasını, Dımaşk’a girerek silâh satın almalarına imkân tanımasını şiddetle eleştirerek aleyhte fetva vermesi ve cuma hutbelerinde artık ona dua etmemesi gibi sebeplerle önce hapsedildi, ardından Dımaşk’tan sürüldü…
Olgunluk devresinde mezhebinin görüşlerine bağlanıp kalmayarak kendi ictihadlarına göre amel eden İbn Abdüsselâm, Mısır’da Şâfiî mezhebinin otoritesi haline geldi…
İbn Abdüsselâm Mısır ve Suriye bölgesinde karışıklıkların olduğu bir dönemde yaşadı. Bir taraftan Haçlılar, diğer taraftan içteki ayaklanmalar, itikadî-felsefî tartışmalar, tasavvufî cereyanlar bölgeyi etkisi altında bulunduruyordu. Bu gelişmeler onu siyasetle, kelâmî ve felsefî tartışmalarla meşgul olmaya, bid‘atlara ve aşırı görüşlere karşı tavır almaya sev ketti; bu fikrî mücadelesi eserlerine de yansıdı…
el-Melikü’s-Sâlih Necmeddin Eyyûb’un veziri Fahreddin Osman b. İbrâhim en-Nablusî’nin bir caminin sahasına eğlence yeri inşa edilmesi emrini verdiğini duyunca oğullarıyla birlikte gidip inşaatı yıkmış, vezirin adalet sıfatının kalktığını ilân ederek kadılıktan da istifa etmiştir. Vezirin adalet sıfatının ilgası İslâm dünyasında yankı uyandırmış…
İbn Abdüsselâm’ın daha önce Dımaşk’ta el-Melikü’s-Sâlih İmâdüddin İsmail’e karşı tavrını göz önüne alan el-Melikü’s-Sâlih Necmeddin Eyyûb, bu hadiseden sonra iktidarını sarsacak hutbeler irat etmesinden korktuğu için onu hatiplikten azletmiştir. Geniş halk kitleleri üzerindeki etkisi sebebiyle kendisinden çekinen sultanlar onun görüşlerini dikkate alma gereğini hissetmişlerdir…
İktidarı Eyyûbîler’den devralan Bahrî Memlükler devrinde de eski faaliyetlerini sürdürdüğü anlaşılan İbn Abdüsselâm, el-Melikü’z-Zâhir I. Baybars’a biat merasimi esnasında onun Emîr Alâeddin Aytekin el-Bundukdârî’nin kölesi olması dolayısıyla sultan olamayacağını ileri sürerek biat etmekten kaçınması üzerine, Baybars’ın el-Melikü’s-Sâlih Necmeddin Eyyûb tarafından satın alınarak âzat edildiğine dair şahitler bulunarak ikna edilebilmiştir. Ancak diğer Memlük emîrlerinin hür oldukları ispat edilemediği için pazarda satılarak âzat edilmeleri ve bedellerinin de Allah yolunda harcanması gerektiğine dair bir fetva verince sultanla arası açılmış ve Dımaşk’a geri dönmek üzere yola çıkmıştır. Ancak sultan, onun gidişiyle saltanatının tehlikeye düşeceği uyarısı üzerine ardından gidip gönlünü alarak geri dönmesini ve fetvasının gereğinin yapılmasını sağlamıştır. Tarihte bir başka örneğine rastlanmayan bu olaydan sonra kendisine “bâyiu’l-mülûk, bâyiu’l-ümerâ” lakabı verilmiştir…
Fıkıh mezhepleri ile Müslümanın ilişkisi konusundaki görüş ve açıklamalarını gelecek yazıya bırakalım.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.