
Eskilerin terceme-i hâl veya çoğul olarak terâcim-i ahvâl dediği kitaplar vardı. Önce Müslüman Araplar''da, sonra İranlılar''da görülen bu tür kitap yazma geleneği bize daha sonra gelmiştir. Tezkire, menâkıb, sefîne, hadîka gibi isimler atında eski kültür ve edebiyatımızın zenginliklerini aksettiren bu türden bol miktarda çalışmalar kütüphanelerimizle mevcuttur. Bunlar genellikle padişahlar, şeyhülislamlar, şairler, ilim adamlarının biyografilerini ele alır.
Bir kişinin hayat hikâyesini anlatan eserlere biz bugün biyografi diyoruz. Bir kişi veya konu üzerinde yapılmış çalışmalara da monografi adı veriyoruz. Biyografi ile çoğu zaman iç içe girmiş olan monografi, bir kişi veya konu üzerinde yapılmış daha ayrıntılı ve geniş çalışmalar için kullanılır. Yukarıda belirttiğimiz tezkireler, hadîkalar, sefîneler bugün antoloji dediğimiz çalışmaların geçmişteki izdüşümü olurken, bilhassa 1960''lı ''70''li yıllarda yapılmış Mehmet Kaplan''ın Tevfik Fikret''ini, Orhan Okay''ın Beşir Fuad''ını, Şükrü Hamioğlu''nun Abdullah Cevdet ve Dönemi gibi daha bir çok çalışmaları biyografi ve monografiye örnek gösterebiliriz. Daha önceleri yapılmış Osman Nuri Ergin''in Muallim Cevdet''i bu türün bizdeki ilk başarılı örneklerinden biridir.
Ancak, bu belirttiğimiz çalışmaların yanında son yıllarda çok başarılı monografi çalışmalarının varlığına şahit oluyoruz. Ahmet Güner Sayar''ın evlâdiyelik Süheyl Ünver ve Sabri Ülgener çalışmaları, Beşir Ayvazoğlu''nun Peyami (Safa)''sı, Nazan Bekiroğlu''nun Şair Nigâr Hanım''ı, Ali Akyıldız''ın Refia Sultan''ı bunlardan sadece birkaçı ve ilk akla gelenleri. Bu arada bir yabancının, Cornell H. Fleischer''in yazdığı bir Osmanlı aydın ve bürokratı Tarihçi Mustafa Ali isimli harikulade çalışmasını da belirtmemiz gerek.
Bu çalışmalara nazaran daha muhtasar ve küçük ölçekli diyebileceğimiz bu türün son örneklerine Timaş Yayınları''nın Divan Edebiyatı, Yeni Edebiyat ve Halk Edebiyatı''na mensup şairlerin tanıtıldığı kitaplarla, Beyan Yayınları''nın daha önceden cep kitapları olarak basılıp sonradan yeniden yayınladığı ilk İslam büyüklerinin tanıtıldığı kitapları ve Şule Yayınları''nın çıkardığı Ahmed Yesevi''den Yahya Kemal''e, Necati''den Necip Fazıl''a kadar edebiyatımızda öne çıkmış, yazdıkları ve söyledikleri ile asırlardır okunagelen eserlerin müelliflerinin tanıtıldığı kitapları da bu arada saymak mümkündür.
Bu tür çalışmaların yaygınlaşması sadece ele alınan kişilerin hayat hikâyesi ve eserlerini tanımak açısından değil, o kişinin yaşadığı ve damgasını vurduğu yüzyılın tanınması ve günümüze taşınması bakımından da önemlidir. Kısacası "Aferin erbâb-ı aşkın kuvvet-i bâzûsuna."
Nazan Bekiroğlu''nun İletişim Yayınları arasından çıkan Şair Nigâr Hanım çalışması yukarıda da belirttiğimiz gibi bu türün efradını cami ağyarını mani en önemli örneklerinden biridir. Bir kişi veya bir konu üzerine çalışanlar, iğneyle kuyu kazmanın ne demek olduğunu çok iyi bilirler. Hele ele alınan konu ya da üzerinde çalışılan kişi yıllar öncesine aitse, tutamak yeri çok sınırlı olan iğnenin işkencesini varın siz hesap edin.
Nigâr Hanım 1862-1918 yılları arasında yaşamış, diğer hemcinslerine nazaran enteresan kişiliğe sahip bir kadın yazarımızdır. "Bestesi şarklı, güftesi garplı" bu şaire, güngörmüş bir ailenin çocuğu olarak -Bekiroğlu''nun deyişiyle- "unutuluşun kucağına zirveden" düşmüştür. Anne ve baba tarafından soylu bir aileden gelmektedir. Ancak talihsiz bir erken evlilik sonucu sıkıntılı yıllar yaşamıştır. Süleyman Nazif, "Şair Nigâr Hanım''ın en kıymetli eserleri üç oğludur" der. Bunlar kendi dönemlerinde oldukça tanınmış Salih Münir Nigâr, Feridun Nigâr, Salih Keramet Nigâr''dır.
Bu dönemde bir elin parmakları kadar kadın yazarı bir çırpıda saymak zordur. Fatma Aliye Hanım, Emine Semiye, Makbule Leman, Halide Edip bunlardan ilk akla gelenlerdir. Nigâr Hanım, Tanzimat edebiyatı ile Servet-i Fünun edebiyatı arasında, ara bir yerde bulunan, Mehmet Kaplan''ın sistemleştirdiği bir "ara nesil" şairesidir. Şiirlerinde anne şefkati, çocuk sevgisi, tabiat, aşk, ıztırab, ayrılık, hastalık, ölüm, karşılıksız sevgi gibi temaları işleyen şaire, kadın duyarlığını şiire getirmesi ve erkeklere özenmeyen tavrı ile dikkati çeker. Süleyman Nazif''in "nesri nazmından pekçok faik idi" dediği Nigâr Hanım aynı zamanda çağının en donanımlı kadın yazarlarından biridir. Küçük yaşta Kur''an''ı hıfzetmiştir. Arapça ve Farsça''nın yanında Fransızca, Almanca ve Rumca başta olmak üzere sekiz dil bilmektedir. Bu dillerde yazılanı okuyan ve bu dillerde yazabilecek kadar sözkonusu lisanlara vakıf bir kişidir. "Mani oluyor hâlimi takrire hicabım" gibi bestelenmiş şarkıları bugün bile söylenmektedir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.