|
‘Eyvallah’ı olmayan, omurgalı, onurlu bir ‘adam’dı Akif Emre..
Yazmanın en zor olduğu anlar kaybettiğin birinin arkasından cümle kurmaktır. Sadece
hissedersin, suskunluğa bürünürsün
, kelimeler dökmek istemezsin, derin bir iç geçirirsin,
“üç günlük dünya”
dersin. İçinden
dua
etmekten başka bir şey geçmez.


Kelimeler

ağır birer yük, angarya

haline gelir.

“İyi adamdı”

lafları boş laflara dönüşür. Arkasından sarf ettiğiniz her güzel cümle ona değil, bu

dünyaya dönük

olur. Hedefler,

iddialar, kavgalar gözünde küçülür

gider, değersizleşir, anlamsızlaşır.



Beni

Yeni Şafak

'a

Akif Emre

davet etmişti. 1995'te bu gazeteye onunla başladım. Yeni Şafak'ın

kurucuları

arasındaydı ve yazı işleri müdürlerinden biriydi. Uzun süre beraber çalıştık.



Yeni Şafak'ın,

Türkiye'nin siyasi tarihiyle özdeşleşen kaderinde

, birçok olaya, krize, gelişmeye birlikte tanık olduk. Daha sonra

Yayın Yönetmeni

oldu, yine beraber çalıştık. Yayın yönetmenliğinden ayrılsa da uzun yıllar,

kesintisiz

yazarlığa


devam etti.



O Yeni Şafak'a

karakterini veren

isimlerden biriydi.

Yeni Şafak çizgisi

o ve birkaç arkadaşının öncülüğünde şekillenmiş,

Türkiye eksenine

sabitlenmişti. Dava, Türkiye üzerine kurulmuştu ama bütün

“coğrafyamızı”

kucaklıyordu.



Yıllar sonra, bugüne geldiğimizde gördüğümüz şey;

23 yıl önce bu temeli atanların

ne kadar ileriyi gördüğü, nasıl bir Türkiye hayal ettiği,

o hayale nasıl ulaşıldığı

, dünya tasavvurlarının ne kadar gerçekçi olduğudur.



Türkiye'nin siyasi değişim mücadelesinde “gazilik” unvanını hak ede

n Yeni Şafak'ın temel eksenini şekillendiren isimlerden biriydi Akif Emre. Frenleri sağlam,

sağa sola yalpalamayan

, en kritik zamanlarda

nerede durulacağını

bilen, “

eyvallah”ı olmayan, omurgalı, onurlu bir “adam”dı

.



Belki çok

“kırıldı”

ama hiç eğilmedi.



Dün sabah gazetede haberi alır almaz, arkadaşlarımla

Gayrettepe'deki ofisine

gittik. Ailesi, bir kaç ofis çalışanı ve bir kaç yakın dostu gelmişti henüz. Kısa bir süre sonra da Albayrak Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Albayrak geldi. Üstüne bir

seccade

örtülmüş,

boylu boyunca

yerde yatıyordu.

Mehmet Güney

diz çökmüş, derin bir hüzünle dua ediyor, ailesi yerde oturmuş

sükunetini

korumaya çalışıyordu.



Ofise gelmiş, bir çay bir poğaça almış

, toplantıya hazırlanmaya başlamış. Toplantı saati geçmesine rağmen gelmeyince çağırmak için kapısını açmışlar. Bir bakmışlar ki,

sandalyesinde öylece sessizliğe uçup gitmiş

.



Masasındaki notları, tahtada çalışma konuları listesi..



Çay da yarım kalmış, poğaça da..


Merdivenlerden çıkışını, asansöre binişini izledim kamera görüntülerinden. Gayet

sağlıklı

, omuzuna astığı çantasıyla yürüyen Akif Emre'ydi.

15-20 dakika sonra bu dünyadan göçüp gideceği kimin aklına gelirdi..


Ama biz iman edenlerdeniz. Hayatın bir emanet olduğunu bilenlerdeniz. Nefesin ne zaman tükeneceğini kim bilebilir ki.. Biz o kadere teslim olanlardanız.



Üzerimde çok emeği var Akif Emre'nin

. Hem mesleki olarak hem de düşünce dünyamın şekillenmesi açısından. Coğrafyanın neresinde bir olay olsa, o tarafa yönelsek Akif Emre'nin izlerini görüyorduk.

Moro

'da barış görüşmeleri olur, Akif Emre'nin daha önce

Selamet Haşimi

ile yaptığı söyleşi çıkardı karşımıza. Ne zaman

İslam şehirlerine

yönelsek Akif Emre'nin

yazıları, seyahat notları, belgeselleri

, izleri çıkardı karşımıza. Endülüs, Bosna, Kudüs onunla gelirdi aklımıza.

Entelektüel dünyamızda, düşünce dünyamızda bir duruş ekseniydi

o.



Onu hep

Bahattin Abi (Yıldız)

ile birlikte düşünürdüm. Birbirlerine çok benzerler, çok değer verirlerdi. Bahattin Abi, bir ömrü mücadele ile geçmiş o dava adamı,

hayatını coğrafyanın her yerine dağıttıktan sonra Afganistan'da şüpheli bir uçak kazasında tamamlamıştı

.



Akif Emre de onun gibi, bütün

ters rüzgarlara, popüler eğilimlere, çıkar hesaplarına aldırmadan onuruyla, kişiliğiyle, mertliğiyle gitti bu dünyadan.

İkisi de kimseye el açmadı. Biri inşaatlarda

ziftçilik

yaparak ayakta durdu, diğeri mütevazı hayata tutundu, birçok şeye

tenezzül

etmedi.



Onu da Bahattin Abi'nin yanına uğurladık.



Biz insanlar, yaptığımız her şeyde bir

eksiklik

bırakırız. Sevgimizde de, dostluğumuzda da, vefamızda da.. Belki onun da etmediği, söylemediği,

gizli tuttuğu sitemleri

vardı. Hepsini toplayıp gitti işte.



Allah rahmet eylesin. Eşine, çocuklarına, dostlarına sabır versin.


#Omurga
#Akif Emre
#Yeni Şafak
7 yıl önce
‘Eyvallah’ı olmayan, omurgalı, onurlu bir ‘adam’dı Akif Emre..
Mescid-i Nebevi: Boyun büktüm, perişanım
Zaman, zemin, insan ve sinema
“Hayat Kaynağı Kur’an” müfessiri Prof. Dr. Sait Şimşek’in ardından
Siyasette zorlama yorumlar
Eyvah Fetullah yine hasta!