
Kütüphaneme baktım. Metin Altıok"un bende sekiz kitabı var. Vefatından sonra bir bankadan çıkan toplu şiirlerini ise almamışım. O kitabın adı, yazımızın başlığı.
Ülkü Tamer"e imzalı bir kitabını (İpek ve Kılabtan) bulunca ne kadar sevinmiştim. 24 Eylül 1990"da imzalamış. "Merhaba" diyor.
Metin Altıok, 1941 Bergama doğumlu. İlk şiir kitabı Gezgin, 1976 yılında yayınlandı. İkinci kitabı Yerleşik Yabancı da 1978"de. Sadece bu kitap isimleri bile, onunla ilgili çok şey söylüyor.
Doksanlı yıllarda, buna 28 Şubat süreci de dahil, büyük bir "yurt yangını" yaşadık. Sivas"tan Başbağlar"a kadar birçok yerde canımız yandı. Metin Altıok, işte bu cenderede hayatını kaybeden insanlarımızdan biri. Şair.
Alaturka Şiirler (1992) kitabında yer alan bu dörtlüğü, ölümünden birkaç sene önce yazıyor: "Amansız bir yurt yangınından / Bu düştü bizim de payımıza; / İki hasret yumağıyız şimdi, / Sen ordasın, ben burda." (Seninle Aramızda, sayfa 14)
1990 yılının nisan ayında yayınlanan Gerçeğin Öte Yakası kitabında da şöyle bir dize var: "Alevinle gel, varsın kül olsun bedenim." Türkiye Yazıları yayınevinden çıkan bu kitabın, Türk şiirinde müstesna bir yeri olduğunu söylemeliyim. İşte o parlak çıkışlardan biri: "Sen sofra bezini sevgiyle sererdin / O zamanlar su azizdi, ekmek bereketli / Ben daha gençtim." Bu dizeler de aynı kitapta yer alıyor: "Gözlerimin bunca yıl gördükleri / Bir gün benimle birlikte / Yok olup gidecekler, öyle mi?" Diyelim ki, gitmiyor, şiir sayesinde kalıyor.
Metin Altıok"un şiirinde her daim acı ve ölüm vardır. Küçük Tragedyalar (Tan, 1982) kitabının Sondeyiş şiirinden: "Sınadım kendimi karşılıklı acıyla / Ben hep ölüme ve aşka inandım / Bir şey var, dokunur bana / Yüzüme uymayan iğreti adım." (Sayfa 51) Bu da Gerçeğin Öte Yakası"ndan: "Gördüm yaşarken vadesiz ölümümü / Ördüm de ilmek ilmek / Sırtıma giyemedim ömrümü." Yine aynı kitaptan: "Ben bugün kırdım iki taş arasında / İstedim ki kalmasın / Acının çekirdeği yarına."
Diğer kitaplarına da bir bakalım. Dörtlükler ve Desenler"de (Elyazıları yayıncılık, Eylül 1990) şöyle diyor: "Bu özgür acılar cumhuriyetinde." Ve Ocak 1991 tarihli Süveydâ. Sayfa 19: "Benim ölümden bir oğlum var, / Anasına verdiler velayetini." Sayfa 17: "Ben yaşama da, ölüme de inandım / Tamamlarlar sanırdım eksiklerimi." Sayfa 36: "Koyup zarfın içine, üstünü acıyla pulladım."
Dikkat ettiyseniz eğer, Metin Altıok"un şiirlerinde birinci tekil şahıs çok kullanılıyor Kendisinin izahı şudur: "Ben diyorsam eğer bilin ki o sizsiniz." Şu da var: "Ben, çok acıdır. / Biz zaten acıyız." (İpek ve Kılabtan, sayfa 39)
Şairleri en çok şairler anlar. Onlar, "karşılıklı iki balkon" gibidirler. Cihan Aktaş"ın Acı Çekmiş Yüzünde isimli dokunaklı bir öykü kitabı var. Bu kitabı ne zaman elime alsam yahut hatırlasam, aklıma Metin Altıok da geliyor. Özellikle, Hesap İşi Şiirler (Promete, Ekim 1993) kitabının kapağında yer alan fotoğrafıyla.
***
Dünya, gurbetimizdir. Burada, yerleşik olsak bile, yabancıyız. "Yalnızız."
Metin Altıok"un şiirlerini okurken, notlar alırken, gurbet duygusunu ve yalnızlık hissini daha iyi anlıyorum. Alaturka Şiirler kitabından bir bölüm alalım: "Çünkü ödedim diyetini / Hem yakın, hem uzak / Ben bütün ömürlerin, / Gurbetle kaynaşarak." (Sayfa 18)
"Kendine sürgün / Bir garip kişiyim" dizeleri de İpek ve Kılabtan"da yer alıyor.
Elbette Süveydâ: "Benim bu dünyada bir yerim olmadı / Kuytu gövdemi saymazsak eğer." (Sayfa 17) Tam da burada, Haydar Ergülen"in Kayıp Kardeş şiiri karşımıza çıkıyor: "Tanrım, evsahibim, izin ver bana / Biraz daha oturayım evinde." (Yağmur Cemi, sayfa 80)
Yalnızlığa da etkileyici bir örnek verelim: "Anamın bıraktığı yerden sarıl bana." (Süveydâ, sayfa 22)
Evet, bu acı, bu gurbet, bu yalnızlık müşterektir. Hep birlikte yalnızızdır. Yaptığımız, "yokluk içinde bir varlığı sürdürmek"tir. Metin Altıok, Hançerin Sapı başlıklı şiirinde, "Sahi, sen yaşadın mı" diye sorar. Mesele, "ben de yaşadım" diyebilmektir.
Bu topraklarda herkesin bir yarası vardır ve kanar. "Sesimiz ağıtlardan geçer." Bir şeyler olur, yaşanır ve bizler hep çaresiz kalırız. Aynı silahla vuruluruz. Metin Altıok, işte bu çaresizliğimizi, Dörtlükler ve Desenler kitabında yazmayı denemiştir: "Yıllardır herkesin bu garip ülkede / Sanki kadermiş gibi çektiği; / Yanlış iliklenmiş gömlekte / Bir düğmeyle iliğin gülünç çaresizliği." Aynı kitapta, hemen peşinden şunu da söylemiştir: "Gönlü yok kimsenin gül yetiştirmeye."
3 Temmuz Sivas"ın, 5 Temmuz Başbağlar"ın yıldönümüydü. Metin Altıok"un Küçük Tragedyalar"da dediği gibi, "bizim payımıza bir avaz kaldı." (Sayfa 44)
Hepimiz bu toprakların evladıyız. "Bir ben vardır bende, benden içeri" diyen Yunus Emre"dir; "Demek ki benim içimde bir ben daha var" diye ona selam gönderen de Metin Altıok. Bu yüzden, birbirimizi yalansız, bahar gibi sevmeliyiz. Hatırlatalım; bu ifade de şairimize aittir ve aslı şudur: "Ben seni yalansız / Bahar gibi sevdim." (İpek ve Kılabtan, sayfa 15)
Sabahattin Ali, "Seninle şöyle bir oturup konuşamadık" der. Durumumuz işte budur. Keşke, hep birlikte şöyle bir oturup konuşsak, konuşabilsek. Bunu yapmadığımız müddetçe, ülkemizin haline bakıp Altıok"un şu dizesini mırıldanacağız: "Senin yaprak döken solgun yüzünde."
Şu ana kadar, notlarımızın ancak küçük bir kısmını kullanabildik. Yazımızı, "Taşıdım kaç kişinin / Kanayan tabutunu" diye yazan Metin Altıok"un iki dizesiyle bitirelim. Bu dizeler, bir umut olarak okunmalıdır: "Sen bugünden yarına / Birazcık umut sakla." (İpek ve Kılabtan, sayfa 60)
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.