Antalya Diplomasi Forumu vicdan temelli bir küresel sistem arayışının mekânı oldu

04:0021/04/2026, Salı
G: 21/04/2026, Salı
İhsan Aktaş

Antalya Diplomasi Forumu, her geçen yıl yalnızca bir buluşma platformu olmanın ötesine geçerek uluslararası sistem tartışmalarında etkili bir aktöre dönüşüyor. Krizlerin derinleştiği bir çağda forum, konuşamayanların konuşabildiği, yan yana gelemeyen aktörlerin aynı masa etrafında buluşabildiği nadir zeminlerden biri haline gelmiş durumda. Bu yönüyle klasik diplomatik toplantılardan ayrışarak daha kapsayıcı ve işlevsel bir karakter kazanıyor. Özellikle Ukrayna-Rusya savaşı sürecinde tarafları bir

Antalya Diplomasi Forumu, her geçen yıl yalnızca bir buluşma platformu olmanın ötesine geçerek uluslararası sistem tartışmalarında etkili bir aktöre dönüşüyor. Krizlerin derinleştiği bir çağda forum, konuşamayanların konuşabildiği, yan yana gelemeyen aktörlerin aynı masa etrafında buluşabildiği nadir zeminlerden biri haline gelmiş durumda. Bu yönüyle klasik diplomatik toplantılardan ayrışarak daha kapsayıcı ve işlevsel bir karakter kazanıyor.

Özellikle Ukrayna-Rusya savaşı sürecinde tarafları bir araya getirebilmesi ve Gazze’de yaşanan insani trajedi sırasında mazlumların sesinin duyurulabildiği bir platforma dönüşmesi, forumun uluslararası rolünü güçlendirdi. Önceki yıllarda dünya medyasında daha çok “haber” olarak yer bulan Antalya Diplomasi Forumu, artık analizlere konu olan, Türkiye’nin diplomatik etkisini tartışmaya açan bir merkeze evrilmiş durumda.

Nitekim Der Spiegel gibi bazı Avrupa basın organları, Türkiye’nin diplomasi kanallarını açık tutma kapasitesinin bölgesel etkinin ötesine geçtiğini vurgularken, Almanya’nın en saygın haftalık yayınlarından biri olan Die Zeit, “Kararlar, odada bulunanlar tarafından alınır” anlayışına atıf yapılarak “Dünya Antalya’da geleceği tartışırken Almanya kapının dışında kaldı” yorumu manşete taşındı. Söz konusu yazıda yapılan değerlendirme, farklı aktörleri bir araya getiren bu platforma Berlin’in neden yeterince dahil olmadığını sorguladı. Bu durum, forumun sadece Türkiye açısından değil, küresel diplomasi açısından da dikkat çekici bir konuma ulaştığını gösteriyor.

Associated Press (AP) gibi Batılı haber ajansları ve kaynaklar, önde gelen Batılı müttefiklerin foruma üst düzey katılım göstermemesini, Türkiye’nin Rusya gibi aktörlerle kurduğu sorunlu ilişkilere yönelik politik bir tepki ve dışlayıcı bir boykot olarak yorumlamaktadır. Asya basınına örnek olan South China Morning Post gazetesi ise forumu, ABD destekli küreselleşmenin temellerinin sarsıldığı bir ortamda Küresel Güney’in “stratejik özerklik” arayışını dile getirdiği önemli bir alternatif sahne olarak öne çıkarmaktadır. Caspian Post ve Anadolu Ajansı gibi bölgesel ve yerel basın organları, forumu Münih veya Davos gibi Batı merkezli katı kurallı yapıların aksine, farklı görüşlerin tek bir anlatıya zorlanmadan gayri resmi bir şekilde tartışılabildiği kapsayıcı bir zemin olarak görmektedir.

Yine bu yayınlarda forumun en büyük diplomatik başarısı olarak, sorunların dış aktörler yerine bölge ülkeleri tarafından çözülmesini savunan “bölgesel sahiplenme” vizyonu ile yürütülen Rusya-Ukrayna ve Azerbaycan-Ermenistan arabuluculuk çabaları gösterilmektedir. Sonuç olarak küresel basın ADF’yi, kimilerine göre tek kutuplu düzene kafa tutan başarılı ve çok yönlü bir diplomatik merkez, kimilerine göre ise Batılı müttefiklerden uzaklaşılan ve iç siyasetteki sorunların diplomatik bir tiyatroyla örtbas edildiği çelişkili bir platform olarak iki farklı uçta değerlendirmektedir.

Antalya Diplomasi Forumu, Türk dış politikasının “lider diplomasisi” ve çok yönlü angajman anlayışının rafine bir yansıması olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşımın benzer bir örneği, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında Türk Evi’nde gerçekleştirilen yoğun lider temaslarında da görülmüştü. Bu tablo, Türkiye’nin farklı coğrafyalardaki kriz alanlarında aktif rol alma çabasını ortaya koyuyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan açılış konuşmasında, mevcut uluslararası sistemin adalet üretmekte yetersiz kaldığını ve güç merkezli yapının sürdürülemez olduğunu vurguladı. Özellikle Birleşmiş Milletler sistemine yönelik eleştiriler, “Dünya Beşten Büyüktür” söylemiyle yeniden dile getirildi. Gazze’de yaşananlar ise bu sistemin ahlaki ve yapısal krizinin en somut örneği olarak sunuldu. Erdoğan, daha kapsayıcı, adil ve vicdan temelli bir uluslararası düzen kurulmadan kalıcı barışın mümkün olmayacağını ifade etti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise kapanış konuşmasında forumun işlevine odaklandı. Günümüz dünyasında “konuşabilmenin” bile başlı başına değerli bir kazanım olduğunu vurgulayan Fidan, çatışmaların artık yalnızca askeri değil; enerji, gıda, göç ve siber güvenlik gibi çok katmanlı alanlara yayıldığını belirtti. Bu nedenle krizler derinleşmeden önce diplomatik müdahalenin önemine dikkat çekti.

Fidan ayrıca Türkiye’nin hem sahada hem masada aktif bir aktör olduğunu, çok yönlü ve bağımsız dış politika yaklaşımıyla hareket ettiğini ifade etti. Tek merkezli küresel güç yapısının çözülmekte olduğunu, bunun yerini daha parçalı ve rekabetçi bir sistemin aldığını belirterek, bu yeni dönemde esnek, çok taraflı ve proaktif diplomasinin zorunlu hale geldiğini vurguladı.

Sonuç olarak Antalya Diplomasi Forumu, sadece bir etkinlik değil; daha adil, kapsayıcı ve vicdan temelli bir uluslararası sistem arayışının somutlaştığı bir platform olarak öne çıkıyor. Her geçen yıl artan katılım ve etki düzeyi, bu arayışın küresel ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor.

#Antalya Diplomasi Forumu
#küresel sistem
#Türkiye