Sömürgeye maruz kalan milletlerin çocukları AKM’de dekolonizasyon için toplandı

04:0012/05/2026, الثلاثاء
G: 12/05/2026, الثلاثاء
İhsan Aktaş

Daha dün Türkiye’nin savunma sanayi devrimi bütün dünyada konuşuldu. SAHA EXPO olağanüstü derecede ses getirdi. Bir milletin yükseliş vizyonunu ortaya koyan bu devrim ve oluşan ekosistem, daha birçok sektörü tetikleyecek. Türk savunma sanayi, çok kutuplu dünya sistemine geçilirken birçok ülkenin güvenlik mimarisi için ilham verecek. Bu hafta ise çok daha sofistike bir konu için, sömürgeye maruz kalmış milletlerin çocuklarının bir araya geldiği önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Enstitü Sosyal’in

Daha dün Türkiye’nin savunma sanayi devrimi bütün dünyada konuşuldu. SAHA EXPO olağanüstü derecede ses getirdi.

Bir milletin yükseliş vizyonunu ortaya koyan bu devrim ve oluşan ekosistem, daha birçok sektörü tetikleyecek. Türk savunma sanayi, çok kutuplu dünya sistemine geçilirken birçok ülkenin güvenlik mimarisi için ilham verecek.

Bu hafta ise çok daha sofistike bir konu için, sömürgeye maruz kalmış milletlerin çocuklarının bir araya geldiği önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı.

Enstitü Sosyal’in düzenlemiş olduğu uluslararası etkinlikte, dünyanın dört bir yanından özellikle sömürge tecrübesi yaşamış ülkelerin akademisyenleri ve bu alan üzerine çalışan araştırmacılar bir araya geldi. Geniş katılımlı bu organizasyonda, sömürge çağından bugüne akademide oluşan “sömürge dili” tartışmaya açıldı.

1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni Refah Partisi kazandığında, bugün AK Parti devrimleri diye ifade edilen sürecin temelleri de o yıllarda atılmıştı.

İBB’de Sayın Cumhurbaşkanımızın başarıları daha çok fiziki hizmetlerle gündem olurdu; fakat aynı dönemde büyük fikrî ve düşünsel çalışmalar da ciddi bir ivme kazanmıştı.

Cemal Reşit Rey’de yapılan uluslararası bir sempozyumda Abdülkadir es-Sufi manifesto niteliğinde bir konuşma yapmıştı. Onu müzakere eden bir akademisyenin şu cümlesi ise olağanüstü derecede etkileyiciydi:

“Bir medeniyet, meydan okuma olmadan var olamaz.”

Kolonizasyon dili nedir?

Kolonizasyon dili, bir toplumun düşünce biçimini, tarih anlatısını ve kimlik algısını egemen güçlerin kavramlarıyla şekillendiren dil düzenidir. Bu dil sadece sömürgecilik dönemlerinde değil; eğitimde, medyada, akademide ve kültürel üretimde de devam eder. İnsanlar zamanla kendi tarihlerini, dinlerini, kültürlerini ve hatta sorunlarını bile dışarıdan öğretilen kavramlarla açıklamaya başlar. Böylece yerli düşünce geri plana itilirken, egemen merkezin bakış açısı “evrensel gerçek” gibi sunulur.

Dekolonizasyon dili ise var olan bu düzene karşı gelişen zihinsel ve kültürel yeniden inşa sürecidir. Kendi kavramlarını, tarih okumasını ve toplumsal hafızasını yeniden üretmeye çalışan toplumlarda ortaya çıkar. Bu dil; yerli bilgiye, kendi medeniyet birikimine, halkın deneyimine ve bağımsız düşünceye dayanır. Yani mesele sadece yabancı kelimeleri değiştirmek değil, dünyayı kendi gözünden tarif edebilme iradesini ortaya koymaktır.

Salonda bulunan Afrika, Asya, Uzak Doğu, Ortadoğu ve Latin Amerika ülkelerinden gelen genç akademisyenler, İstanbul’da bu meselenin tartışılmasını çok anlamlı bulduklarını ifade ettiler.

Nun Okulları’nın kurucusu

Dr. Esra Albayrak açılış konuşmasında

şu ifadeleri kullandı:

“Modern toplumların bilimi sosyoloji midir? Geri kalmış toplumların bilimi ise antropolojidir. Böylece bilim, bir anlamda sömürgeciliği meşrulaştıran bir araç hâline geldi.

Kıymetli misafirler, sosyoloji ve bilim tarihinin kurucu babalarının ‘evrensel’ diye sundukları bilgi, aslında belirli bir coğrafyadan, belirli bir bedenden ve belirli bir iktidar konumundan üretilmiştir. Unutulmamalıdır ki bilgi her zaman jeopolitik ve beden politiktir. Kimin konuştuğu, neden konuştuğu ve hangi güç ilişkileri içinde konuştuğu, üretilen bilgiden ayrı düşünülemez.

Ne yazık ki bu çarpık tasavvur, bilimsel ve felsefi kitap sayfalarından çıkıp bedenlere kadar uzanmıştır.”

İki yüzyıl önce dünyanın Batı dışı toplumlarının neredeyse bütün topraklarını işgal eden kolonyalist düzen, daha sonra bilim alanında, akademide ve siyasal söylemde sömürge psikolojisini devam ettirmiştir.

Uzun yıllar boyunca bütün milletler bu sistematik sömürge dilini normal kabul etmiştir.

Ülkelerde kurulan kolej sistemleri, eğitim modelleri ve özellikle İngilizce üzerinden kurulan dil hâkimiyeti, Batı dışında bir alternatif olmadığı algısını güçlendirmiştir.

Her meydan okuma bir çabayla başlar. Dün teknoloji alanında başlayan bu çaba, bugün zihniyetin sömürge dilinden uzaklaşıp kendi kültürüne, kendi geleneğine dönmesi ve zihniyetin yeniden millîleşmesi açısından büyük önem taşıyor.


#SAHA Expo
#Savunma Sanayi
#İhsan Aktaş