
Bayram öncesi yağışlı bir gün kendimi taksiye zor attım. Az bir zaman sonra, kendimi çok hoş bir "klima"nın içinde buldum. Hayret! Taksinin koltukları da çökük değildi; içerisi izmarit de kokmuyordu. Motor sessiz, görüş açısı genişti. Aklımdan "Ben neye bindim?" diye geçiriyordum ki, taksi sürücüsü benden önce davrandı: "Nasıl şaşırdınız değil mi?" Nasıl şaşırmam? Toplu ulaşım araçlarında yolcuların camlara yapışacak kadar sıkıştığı bu şehrin taksileri de (ilkiyle karşılaştırılamayacak derece olsa da) 100 milyarı aşan değerlerine rağmen pis, yaz aylarında çok sıcak, eski ve güvenlik açısından sakıncalı değil miydi? Nereden çıkmıştı bu temiz, ideal ısıda, yeni ve güvenli taksi? Taksi sürücüsü "Volkswagen/Passat" dedi. Ama nasıl olur? Nasıl olmuş da, taksi piyasasının yüzde doksandokuzbuçuğunu elinde tutan milli otomobilimiz yerini bu Alman arabasına bırakabilmişti? Sonra, her zamanki gibi, taksi sürücüsüyle "trafik sorunumuz"un bir bölümünü oluşturan "taksi sorunumuz" üzerine bir sohbete daldık...
Sürücünün verdiği bilgiye göre sadece İstanbul''da, "plaka değerleri" 100 milyarı çoktan aşmış 18 bin taksi varmış. "Hepsi bu kadar değil, dedi sürücü, en az bir o kadar da korsan taksi vardır!" Ben ikinci rakamı epeyce mübalağalı buldum. Sonunda sürücüyle 18 binin dörtte birinde anlaştık... "Kimdir bu korsanlar?" diye soracak oldum. Cevap konuyu bilenler için tekrar, bilmeyenler için ürkütücüydü: "Korsan taksilerin bir bölümü duraklarda çalışan ve bir takside bulunması gereken işaretleri (sarı renk, vs) taşımayanlardır. Diğer bir kesim ise, Emniyet Teşkilatı''nda görevli amirlerin piyasaya sürdükleri araçlardır!" Nasıl olur? İnanılılır gibi değil... Yani bu "âmirler" sivil arabaları sarıya boyatıp, içine taksimetre koyarak birer taksi olarak sefere mi koyuyorlar? "Evet, aynen böyle!" dedi sürücü. Pekiyi bunlar hakikilerinden nasıl ayırdedilir? "Bu durumlarda, dedi sürücü, bir taksi plakasının eşi bir başka taksiye takıldığından ve de bu araçlar İstanbul''un iki yakasında çalıştırıldığından ayırdedilmesi zordur." Taksinin içi sıcak olsa sürücü sayıklıyor diyeceğim, ama değil. Yine sürücünün aktardığına göre, bu türe giren bir korsan taksinin günlerden bir gün trafikte hakikisiyle peşpeşe gelmesi taksi sürücüleri çevresinde pek sevilen bir hikayeymiş!
Biz temiz, yeni ve güvenli Volkswagen/Passat''ta yolculuğumuzu sürdürürken sürücü sorunun başka bir yönünü gündeme getirdi. "Türkiye''de taksi tekelini niçin o (malum marka) elinde tutuyor?" "Bilmem, dedim, belki arabanın ve parçalarının ucuz olmasından ve az yakıt harcamasındandır." Cevabımın sürücü tarafından doyurucu bulunmadığını hemen farkettim. Kendisi önceden Almanya''da işçiymiş. "Yanılıyorsunuz, plaka değeri 100 milyar olan bir taksi için o arabaların (malum marka) ruhsat alabilmesi bile sakıncalıdır. Fiyatları karşılaştırmalı olarak ucuz değil, parçaları dayanıksız oldukları için ucuz, yakıt tüketimi zaten LPG kullandıkları için söz konusu bile edilemez" dedi. Taksi olarak çalışmasına izin verilecek arabalarda "güvenli olma şartı"nın ilk sırada geldiğini de Avrupa''dan örneklerle anlattı. Gideceğimiz yere varmıştık. "Bir kez daha karşılaşırsak, anlatacak başka şeyler de var!" diyerek çekip gitti...
Sizi bilmem ama, taksi sürücüsünün anlattıkları bana ilginç geldi. Hatta "ilginç"ten de öte "uyandırıcı" geldi bile diyebilirim. Sahi bizde niçin bu kadar çok "korsan taksi" var? Biz niçin hâlâ "taksi" diye, vazgeçtim pisliğini ve eskiliğini yaz ayları kavrulan ve en önemlisi güvenlik açısından sakıncalı arabalara biniyoruz? Hem de tanesi 100 milyardan fazla eden arabalara... Dünyada araba mı kalmadı? Tamam, "Yerli Malı Yurdun Malı"; bir itirazımız yok, ama bu taksilere avuç dolusu para ödeyen yolcular da bu "Yurdun Evlâtları" değil mi?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.