22 Ocak PPK kararı yaklaşırken…

04:0010/01/2026, Cumartesi
G: 10/01/2026, Cumartesi
Levent Yılmaz

Takvim döndü, yıl değişti ama bizim gündemimizdeki iki temel konuda bir değişiklik yok. Yani 2026 yılının genelinde yine enflasyon ve enflasyon gelişmelerine bağlı olarak politika faizinin seviyesi ile makroihtiyati tedbirleri konuşacağız. Hatırlaya-cağınız üzere 2025 yılını enflasyonda %30,89 seviyesinde bitirdik ve 2026 yılının geneline ilişkin beklentiler enflasyonun düşmeye devam edeceği yönünde. Elbette ocak ve şubat aylarında kronik olarak görece yüksek enflasyon göreceğiz. Çünkü yeni yıla

Takvim döndü, yıl değişti ama bizim gündemimizdeki iki temel konuda bir değişiklik yok. Yani 2026 yılının genelinde yine enflasyon ve enflasyon gelişmelerine bağlı olarak politika faizinin seviyesi ile makroihtiyati tedbirleri konuşacağız.

Hatırlaya-cağınız üzere 2025 yılını enflasyonda %30,89 seviyesinde bitirdik ve 2026 yılının geneline ilişkin beklentiler enflasyonun düşmeye devam edeceği yönünde. Elbette ocak ve şubat aylarında kronik olarak görece yüksek enflasyon göreceğiz. Çünkü yeni yıla başlarken yapılan otomatik vergi artışları ve ücret artışlarının etkisi her yıl olduğu gibi bu yıl da yılın ilk ayında yüksek olacak. Hatta bu sene yaklaşan ramazan ayı nedeni ile mart ayında da yüksek enflasyon görme ihtimalimiz yüksek.

Ocak ayının ilk haftasındaki öncü göstergeler şu ana kadar aylık bazda %4’e yakın bir enflasyona işaret ediyor. Süt ürünleri fiyatlarına yönelik yapılan son zammın ardından ocak ayında %7 civarında bir gıda enflasyonu görme riskimiz var. Şubat ayında başlayacak ve martın ilk haftasına yayılacak olan ramazan ayında da gıda fiyatlarında ortalama üstü hareketler bekliyoruz. Ancak bu etkilerin geçici olacağını ve her şeye rağmen yılın geri kalanında dezenflasyonun devam edeceğini öngörüyoruz.

Önümüzdeki dönemde küresel risk iştahının da Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için destekleyici olacağını tahmin ediyorum. Fed cephesinden gelen görece daha fazla faiz indirimi sinyalleri ve buna ek olarak Fed’in 2026’da bir miktar daha genişlemeci olacak olması da kur tarafındaki baskıları hafifletecektir.

Tüm bu sürece bir önceki yazımda uzunca bahsettiğim üretime yönelik destekleyici politikaları da eklersek Merkez Bankası’nın gerçekleşen ve beklenen reel faizi düşürmesi için gerekli koşulların büyük ölçüde oluştuğunu ifade edebiliriz. Yani 22 Ocak’taki yılın ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından itibaren faiz indirimlerini görmeye başlayabiliriz. Açıkçası piyasaların da şimdiden faiz indirimini fiyatlamaya başladığını görüyoruz.

Elbette PPK üyeleri ocak ayı için öncü göstergeleri göz önünde bulunduracak ve belki de piyasa beklentilerinden daha ihtiyatlı bir yaklaşım ile pas geçme ihtimalini de masada tutacak ya da görece daha düşük bir faiz indirimi yapmak isteyeceklerdir. Ancak bu noktada bir önceki yazımda belirtiğim bir tespitimi yeniden hatırlatmak isterim. Ben hali hazırda görece yüksek faizin artık maliyet kanalından enflasyonist olduğu bir dönemde olduğumuzu değerlendiriyorum.

Tabii ki tek başına faiz indirimleri kredi maliyetlerinin de aşağı düşmesi anlamına gelmiyor. Zira Türk Lirası cinsinden ticari kredilere uygulanan aylık büyüme sınırı uygulaması kredi talebi yoğunken arzı kısıtladığı için kredi faizleri politika faizinin ima ettiğinden daha yüksekte kalıyor. Bu bakımdan söz konusu makroihtiyati tedbirin de gözden geçirilmesinde fayda olduğunu düşünüyorum.

#Ekonomi
#PPK
#Levent Yılmaz