Kur’an Günlüğü -13. cüz- “Nefsimi temize çıkaramam, zira nefs daima kötülüğü emreder”

04:003/03/2026, Salı
G: 3/03/2026, Salı
Mahmut Ay

Dıştan bakıldığında insan, tek bir surete ve şekle sahip. Ancak iç âlemi çok katmanlı, çok boyutlu ve çok kutuplu. “A güzelim, sen alelâde tek bir adam değilsin ki/Sen bir âlemsin, sen bir derin denizsin/O senin muazzam varlığın yok mu? O belki dokuz yüz kattır. O, dibi, kıyısı bulunmayan bir denizdir/Yüzlerce âlem, o denize dalar gark olup gider.” der Mevlânâ. Dış âlemde Musa ve Firavun ayrı kişiler. Onların mücadelesini anlamak kolay. Ama insanın iç âleminde de Musa ve Firavun var. “Musa da Firavun

Dıştan bakıldığında insan, tek bir surete ve şekle sahip. Ancak iç âlemi çok katmanlı, çok boyutlu ve çok kutuplu. “A güzelim, sen alelâde tek bir adam değilsin ki/Sen bir âlemsin, sen bir derin denizsin/O senin muazzam varlığın yok mu? O belki dokuz yüz kattır. O, dibi, kıyısı bulunmayan bir denizdir/Yüzlerce âlem, o denize dalar gark olup gider.” der Mevlânâ.

Dış âlemde Musa ve Firavun ayrı kişiler. Onların mücadelesini anlamak kolay. Ama insanın iç âleminde de Musa ve Firavun var. “Musa da Firavun da sende. Bu iki hasmı nefsinde ara.” der yine Mevlânâ. Lâkin nefsteki Musa ve Firavun’u arayıp bulmak ve onların mücadelesini fark edip görmek herkesin kârı değil.

Kur’ân-ı Hakîm, insanın iç âlemindeki çok katmanlılığa pek çok âyette atıf yapar. İnsanın iç dünyasına, psikolojik yapısına ve idrak kabiliyetine dair açıklamalar yaparken nefs, kalp, ruh ve akıl gibi kavramlar kullanır. Bu kavramları kesin sınırlarla birbirinden ayırmak ve net bir şekilde tanımlamak pek mümkün değildir. Nitekim bunlar kelâm, felsefe ve tasavvuf ilimlerinin her birinde farklı terimsel anlamlar kazanmıştır.

Kur’an’da “nefs” kavramı genellikle “bir şeyin özü, zatı ve kendisi” anlamında kullanılmıştır. Bununla birlikte “insanın iç dünyasında var olan, düşünce ve eylemlerini yönlendiren kuvvet ya da merkez” anlamına gelebilecek şekilde de kullanılmıştır. “Nefsi ona kardeşini öldürmeyi güzel gösterdi.” (Mâide 5/30) ve “Nefsini arındıran kurtulur, onu kirletip günahlara batıran ise kaybeder.” (Şems 91/9-10) mealindeki âyetlerde “kendi zatı” manasından ziyade diğer manasıyla kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Kur’an’da nefsi niteleyici olarak zikredilen şu üç sıfat dikkat çeker: Emmâre (kötülüğü emreden), levvâme (kınayan), mutmainne (tatmine eren). Bu sıfatlar tasavvufta nefsin mertebeleri olarak değerlendirilmiştir. Buna göre terbiye edilmemiş nefs, emmâredir; kısmen terbiye edilince levvâme hâline gelir. Terbiye edilmiş nefs ise mutmainne olur. Tabi bu ana mertebeler arasında pek çok ara mertebe de olabilir. Mevlânâ’nın ifadesiyle nefsin “dokuz yüz katı” vardır.

Yusuf Suresi’nin 53. âyetinde nefsin, “emmâre” özelliği şu şekilde ifade edilir: “Nefsimi temize çıkaramam. Zira nefs daima kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin bağışladığı nefsler bunun dışındadır.”

Bu sözler, müfessirlerin ekseriyetine göre Hz. Yusuf’a, bazılarına göre ise Züleyha’ya aittir. Kime ait olursa olsun, Kur’an’ı okuyan kişi bu sözleri kendi söylüyormuş gibi hisseder. Belki de bu sebeple sözün sahibi tam belli edilmemiştir. Bu âyeti okuyan kişi “Ben nefsimi temize çıkarmamalıyım, asla böyle bir hataya düşmemeliyim. Hiçbir zaman nefsimin oyunlarından emin, kusurlarından beri olamam. Nefsim hakkında daima teyakkuzda olmalıyım.” mesajını alır.

İbn Acîbe, bu âyetten şu dersi çıkarır: Kişi, manen ne kadar mesafe alırsa alsın nefsini temize çıkarmaya çalışmamalı, bilakis onu yermelidir. Nitekim sûfîler der ki ‘Dedesi, babası ve kendisi peygamber olan birisi (Hz. Yusuf) ‘Ben nefsimi temize çıkaramam.’ dediği hâlde kişi nefsini nasıl temize çıkarabilir?’ Başka bir ayetin işârî yorumuna dair de şöyle der: “Müridlerinin veya dostlarının nefs terbiyesinde epey ilerlediklerini görse bile bir şeyhin ya da vaizin, öğüt vermekten geri durması doğru olmaz. Nefsini arındırma konusunda ne kadar mesafe almış olursa olsun bir müride yakışan da nefsini terbiye etmeyi bırakmamaktır. Nisâbûrî der ki: ‘Nefsini sürekli yermeyen ve ona devamlı surette muhalefet etmeyen aldanır. Nefsinden azıcık razı olan kişi helak olur.’ Dârânî de ‘Nefsimden bir an bile razı olmadım.’ der. Ârifler meseleyi şöyle özetler: ‘Allah’ın kemâlâtı sonsuz olduğu gibi nefsin kusurları da sonsuzdur.’ Sonuçta kişi nefsini ne kadar terbiye ederse etsin, onu tamamen arındırmaya muvaffak olamaz” (el-Bahru’l-Medîd).

İnsan evrendeki en ilginç varlık. Nefsini terbiye eden, dünyadaki en iyi varlık hâline; terbiye etmeyen ise dünyadaki en kötü varlık hâline gelebiliyor. Dünya hayatını bir mektep, kendisini de bu mektebe nefsini terbiye edip Rabbini bulmak üzere gelmiş bir varlık olarak görmek ne büyük bir bahtiyarlık!

#ramazan
#aktüel
#mahmut ay