
SAHA 2026 yalnızca bir savunma sanayi fuarı değildi.
Bir zamanlar sadece dışarıdan alan, lisans bekleyen, ambargo endişesi yaşayan bir ülke; bugün kendi radarını, füzesini, sonarını, insansız hava aracını, deniz platformunu ve elektronik harp sistemlerini üreten bir teknoloji ülkesine dönüşüyor.
Koridorlar yabancı askeri heyetlerle dolu…
Bir stanttan diğerine yetişmeye çalışan delegasyonlar…
İngilizce, Arapça, Fransızca konuşmalar…
Bu tablo yalnızca askeri başarı değildir.
ASELSAN’ın tanıttığı otonom su altı araçları ve insansız deniz sistemleri, artık “Mavi Vatan” savunmasının yalnızca klasik platformlarla değil yapay zekâ destekli sürü sistemleriyle şekillendiğini gösteriyor.
ROKETSAN’ın sergilediği yeni nesil sistemler ise Türkiye’nin yalnızca mühimmat üreten değil, savaş konsepti geliştiren bir ülkeye dönüştüğünü ortaya koyuyor. Mini seyir füzelerinden düşük maliyetli hava savunma çözümlerine kadar geniş ürün yelpazesi, savunma teknolojilerinde ciddi bir derinlik oluştuğunu gösteriyor.
STM’nin 1000 kilometreyi aşan menzile sahip milli kamikaze İHA sistemi KUZGUN ise yeni dönemin savaş anlayışını özetliyor:
Bir başka dikkat çekici örnek de ARMELSAN’dı.
Bir dönem yalnızca birkaç ülkenin üretebildiği sonar teknolojileri artık yerli imkanlarla geliştiriliyor ve milli helikopterimiz GÖKBEY’e entegre ediliyor.
Aslında tüm bu tablo bize şunu söylüyor:
Bu dönüşümün ekonomik tarafı ise en az askeri tarafı kadar önemli.
Baykar’ın 2025 yılında 2,2 milyar dolarlık ihracata ulaşması, gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ını ihracattan elde etmesi ve 39 ülkeye yüksek teknoloji ürünü satması artık yeni bir ekonomik hikâyeye işaret ediyor.
Türkiye uzun yıllar “müteahhit ülke” olarak anıldı.
Nitekim rakamlar da bunu doğruluyor.
2015 yılında yaklaşık 1,6 milyar dolar seviyesinde olan savunma ve havacılık ihracatı, 2025 itibarıyla 10 milyar dolar eşiğini aşmış durumda.

Fakat fuarda beni en çok etkileyen şey devasa stantlar değil, tam tersine oldukça sakin ve boş duran bir Avrupa standı oldu.
Büyük ekipmanlar sergiliyorlardı.
Ürünleri incelediğimde benzerlerinin artık Türkiye’de üretildiğini fark ettim.
Stand görevlisine şu soruyu sordum:
“Türkiye pazarında mı yer almak istiyorsunuz?”
“Türk devletine bu ürünleri satmanın artık mümkün olmadığını biliyoruz. Ama buraya gelen yabancı heyetlere belki satış yapabiliriz diye geldik.”
Aslında SAHA 2026’nın özeti tam olarak buydu.
Bir Avrupalı üretici, boş standında Türk savunma sanayiinin geldiği noktayı kabul ediyor; Türkiye’nin artık kendisine ihtiyaç duymadığını söylüyordu.
Ve galiba artık dünyanın kabul etmeye başladığı yeni gerçek şudur:
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.