
Susmak bir erdem midir?
Niçin susarlar, susmayı seçenler? Söyleyecek sözleri olmadığı için mi?
Susmak, bana daima suyu hatırlatmıştır. Susamak fiilinin geniş zaman çekimi hep cinaslı bir uyum gibidir: Susarım, hem konuşmam, hem de su isterim, suya ihtiyaç duyarım anlamı verir, bana. Ve şu şiiri hatırlatır:
En konuşkan anımda hep susarım
Hikmete hekime hakka susarım
Konuşmak kandırmak mıdır âlemi
Ve susmak kandırmak mı irademi
Doya doya kandırmak hem su gibi
Konuşma kimselerle öyleyse sus
Elinde ne mesnevi var ne de füsus
Kırılır dil dalları konuşunca
Kurtulur komşun sen daldan uçunca
Sükut ikliminde dil dalları hep
Hikmet meyvesi verir kelep kelep
Nefeslerle can bul Kur''andan esen
Birer hikmet olur artık ne desen
Savm-ı devamın olsun kelam ilin
Kelim-i Musa''n olsun susan dilin
Şeceretün tayyibe çiçeklensin
Dilden cennet meyveleri beklensin
Nur insin gökten konuşan kurtulsun
Risaleler ruhta selsebil olsun
Ruhlarda konuşsun yalnız hakikat
Kemalini bulup yücelsin hayat
Bu şiir bu minval üzre uzayıp gidiyor. Gitsin, gitsin de, bize ne faydası var? Sahibi dediklerini yaşamışsa ne bahtiyarlık deriz. Yok, yaşamamışsa, ihtiyarlık deriz.
İşin şakası bir yana, şu sıralarda susmak en büyük yiğitliktir. Elinize bir ses kayıt cihazı alıp, bütün ağızlarda gezdirseniz, sonra da oturup, neler konuşulduğunu gözden geçirseniz, insanlık adına elde ne kalır dersiniz?
Bazen, bir kişinin konuşmasının, yetmiş milyonun, bilmem kaç milyarın konuşmasından daha iyi, daha doğru, daha güzel, daha faydalı ve daha hayırlı olduğunu görürsünüz.
Sahiden görür müyüz, yoksa ben hayal mi kuruyorum?
İnsanoğlunun konuşma kantarının topuzu kafadan kalbe, kalpten karına, karından uçkura doğru iniş seyri izler. Çoğu zaman da yumruk, tetik, tekme, tokat desteğinde devam eder.
Konuşmak bu mudur, komşuluk bu mudur Allah aşkına?
Gelin susalım.
Birbirimize susayalım. Gönüller birbirinin susuzluğunu çeksin. Bir gönül, diğer bir gönlün susuzluğunu gidersin. Gönül toprağına gökten su indirsin, yağmur olup yağsın, dostun gönlüne sağanak sağanak.
Bir bahar bulutu gibi girsin, dostun ülkesine. Bir bahar meltemi gibi serinlikler taşısın. Göklerin şimşekli gök gürültüleriyle doldursun, dostunun dünyasını. Gök sesleriyle konuşsun, konuşursa.
Gökten bombalar indirmesin. Yıldırımlar yağdırmasın. Yağmurlar, verimli, rahmet yüklü yağmurlar indirsin.
İnsan, bir yağmur gibi gezsin, insanın gönlünde. Sonra bir bahar güneşi gibi doğsun, oraya. Yıldız ve ay yüklü geceler gibi sarsın, onu. İnsan insana en güzel rüyalar gibi varsın. Korkuyla değil, umutla, sevinçle, muştularla uyarsın.
İnsan, insanı sürekli uyarsın. Sevdirerek, müjdeleyerek, kolaylaştırarak uyarsın. Sonsuzluğa, o sonsuz hesap gününe gitmek üzere uyarsın.
Ben susarsam, insana susarım.
Seslerin solukların özünü
Yükleyip ruhun bütün hücrelerine
Gözünü kapamak onun yerine
Sözünü açmak o biricik sevgilinin.
Sohbet-i cananla yanmak yakılmak.
Onunla, yalnız onunla bırakılmak:
İşte bunu içindir, susmak ve susamak!
Susmayı yürürlüğe koymak, yasaklar getirmek değildir. Yasalar koymak hiç… Yaşamak için yeni bir yol tutmaktır. Bir hüzünler halesinde hal ehli olmak. Bakışların ibret, susuşun hayret, sözün hikmet, halin rahmet dolu olduğu bir çerçevede durmak ve direnmek. Ölümle koyun koyuna yaşamak, ölüm sessizliği gibi seslenmektir, susmak. Koluna ölümün girdiği insan olmak ve her an ölüm tarafından sarsılıyor bulunmak, kolundan çekilip uyarılıyor olmak.
Susmak ne kadar zormuş.
Ve çok susadım.
Ey sözüne, yüzüne, özüne susadığım, hasret kaldığım insan!
Nerdesin?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.