Elazizli bir İstanbul Beyefendisi

00:0010/02/2001, Cumartesi
G: 11/09/2019, Çarşamba
Mehmet Şeker

Çocuk yaşta gazete okumaya başladığımda, her tarafını taradığım Tercüman''ın manşetinden bile önce ikinci sayfasını açardım.Ahmet Kabaklı''nın "Gün Işığında" köşesi ve komşusu Rauf Tamer''in "Sözün Kısası" ilk okuduğum yazılar olurdu.70''li yılların başı... Rahmetli dedemle birlikte okurduk. Kimi zaman sorardı:- Kabaklı Hoca''yı okudun mu?Hiç kaçırır mıyım?Elbette okumuş olurdum. O günkü yazı üzerine konuşurduk. Kimi zaman anlamadığım konulara dedem açıklık getirirdi.Dedem çok bilgili biriydi de,

Çocuk yaşta gazete okumaya başladığımda, her tarafını taradığım Tercüman''ın manşetinden bile önce ikinci sayfasını açardım.

Ahmet Kabaklı''nın "Gün Işığında" köşesi ve komşusu Rauf Tamer''in "Sözün Kısası" ilk okuduğum yazılar olurdu.

70''li yılların başı... Rahmetli dedemle birlikte okurduk. Kimi zaman sorardı:

- Kabaklı Hoca''yı okudun mu?

Hiç kaçırır mıyım?

Elbette okumuş olurdum. O günkü yazı üzerine konuşurduk. Kimi zaman anlamadığım konulara dedem açıklık getirirdi.

Dedem çok bilgili biriydi de, şu Kabaklı Hoca, dedemin bile bilmediklerini biliyordu. Dahası, öyle güzel ifade ediyordu ki...

Yazıda lezzet olur mu? Lezzet dediğin yemekte olur. Fakat hayır, Ahmet Kabaklı''nın yazılarında da lezzet vardı.

Türk Edebiyatı Dergisi''ne bir mektup yazmış ve abone olmak istediğimi bildirmiştim.

On gün geçmeden dergiyle birlikte bir de kart gönderdi Kabaklı Hoca.

Beni "Ücretsiz abone seçtiğini" bildiriyordu. Para göndermem gerekmiyormuş. Parası bir tarafa, Ahmet Kabaklı''dan bir kart almak ve onun tarafından ücretsiz abone seçilmek, çok hoş duygulara sevketmişti beni.

Aradan yıllar geçti.

Tercüman kapandı. Dedemi kaybettik. Kabaklı, Türkiye''de yazmaya başladı.

Yıllar sonra ben de içinde bulunduğum dergileri, birçok ortaokul ve lise öğrencisine tıpkı Kabaklı Hoca gibi, "ücretsiz" göndermekten mutluluk duydum.

Hocalığı sadece ders verdiği okullarda değil, hayatının her alanında devam etti. Gazete, dergi, sohbet toplantıları...

Elazizli bir İstanbul beyefendisiydi.

Çalışkan, alçakgönüllü, kibar, tutumlu biriydi. Memleketin her köşesinde sevenleri vardı ve onlara da hocalık yapmış, birşeyler öğretmişti.

Tutumluluğundan rastgele bahsetmedim.

Cenazesine uzaklardan gelecek olanlara ikinci bir masraf ettirmeyecek; Esat Hocaefendi''den bir gün sonra Kabaklı Hocamızı toprağa vereceğiz. Allah, gani gani rahmet eylesin.

Başımız sağolsun.

ESAT HOCA ÖLDÜ, CUMA GÜNÜ TOPRAĞA VERDİK.

KABAKLI HOCA ÖLDÜ, CUMARTESİ TOPRAĞA VERDİK.

ESAT KABAKLI''YA ALLAH UZUN ÖMÜR VERSİN.

Merhum Muharrirler Cemiyeti

Müzisyenler vefat edince, latife olsun diye "Ötede cümbüş var" derler ya... Şimdi ne demek lazım?

Bütün üstadlar öte yakaya göçtü.

Daha öncekiler bir yana, son dönemde toprağa verdiklerimiz arasında Necip Fazıl, Cemil Meriç, Osman Yüksel Serdengeçti, Nurettin Topçu, Erol Güngör ve Ahmet Kabaklı bizim kuşağın hocalarıydı.

Ötede cümbüş değil ama, esaslı bir sohbet başlamış olmalı.

Kabaklı Hoca boş durmayı sevmez, "Hepiniz toplanın, bir dergi çıkarıyoruz" diyebilir, ve bir çatı altında toplanmak amacıyla dernek kurmaya niyetlenebilir.

İsim olarak da "Ölü Yazarlar Derneği" yerine büyük ihtimal, "Merhum Muharrirler Cemiyeti"ni tercih ederler.

Onlar yazıları hazırlasın, biz de gittiğimizde -en azından- sayfa düzenlemesini yaparız.

Nasılsa burada kalacak değiliz.

ŞAŞKIN, YİNE GAFİL GEZİYOR.

O DA BİR GÜN ÖLECEK, HABERİ YOK SANKİ.

Öğretmen

Yeterince yakından tanıdığım bir öğretmen var.

Öğrencilere davranışı, velilerle ilişkileri ve okul içindeki hal ve hareketlerine bakınca, formasyon eğitimi yerine "deformasyon" eğitimi almış olabileceğini düşünüyorum.