Kendini bir şey zannetme hastalığı

00:001/10/2009, Perşembe
G: 3/09/2019, Salı
Mehmet Şeker

Aklı başında her kişinin ezelî problemi olarak tanımlanabilecek "kendini tanıma" macerası, insanın en çetin mücadelesi olsa gerek.İçinde ne ararsanız var. Nefs mücadelesi de, başkalarıyla iletişim de, eşya ile olan ilişkiler de.O yüzden kendini bilen, her şeyi bilir.Kapasitesini, haddini, görevini, sorumluluğunu...Doğruyu yanlışı, doluyu boşu, artıyı eksiyi, helali haramı...Her şeyi bilir dedikten sonra, niye sayıyoruz ki zaten!Ve nihayet Rabbini bilir; öyle buyrulmuştur. Kendini bilmeyen ise, neyi

Aklı başında her kişinin ezelî problemi olarak tanımlanabilecek "kendini tanıma" macerası, insanın en çetin mücadelesi olsa gerek.

İçinde ne ararsanız var. Nefs mücadelesi de, başkalarıyla iletişim de, eşya ile olan ilişkiler de.

O yüzden kendini bilen, her şeyi bilir.

Kapasitesini, haddini, görevini, sorumluluğunu...

Doğruyu yanlışı, doluyu boşu, artıyı eksiyi, helali haramı...

Her şeyi bilir dedikten sonra, niye sayıyoruz ki zaten!

Ve nihayet Rabbini bilir; öyle buyrulmuştur. Kendini bilmeyen ise, neyi bilirse bilsin.

***

Asker ocağında bir çocuk vardı. Kendini kamyon zannederdi.

Evvelce ayrıntılı anlatmıştım, kısaca bahsedeyim.

Biraz akıldan beriydi. Kendini kamyon zanneden birinin normal olmayacağını tahmin edersiniz. "O halde nasıl askere aldılar" sorusu kendiliğinden çıkıyor ortaya. Sorunca anlattı.

Yalvarmış yakarmış.

İsteyen, "vatana hizmet aşkıyla yanıp tutuşan biri" ambalajına da sarabilir.

Lâkin aslı biraz farklı.

***

Beni askere almazsanız köyde kimsenin yüzüne bakamam, kız vermezler diye ağlamış.

Netice, iyi git o zaman demişler. En azından patates soyarsın.

Bizim kamyon, patates soymuyordu, düpedüz nöbet tutuyordu.

Yürürken hem ağzından tükürükler saçıyor, hem de kamyon motoru gibi sesler çıkarıyordu; duracağı zaman ise fren sesi.

Arada bir de ''cızzıt'' dediğini duyardık, eski bmc kamyonları hatırlatırdı.

Sıcak bir yaz günü, gel seni yıkayalım deyip uzun saplı bir fırça, bir kova su ve deterjanla yıkamışlardı bizim kamyonu.

***

Bir başka akıldan beri olan delikanlı ise kendini şoför sanıyor.

Bu da sivilden... Aklı fikri arabalarda. Hepsini tanıyor, biliyor, kullanmak için can atıyor fakat onun rahatsızlığı daha ileri. Hiç eli direksiyona değdi mi, bilmem.

Otomobil, taksi, minibüs, kamyon kamyonet hiç farketmez. Sevdası büyük.

Bir yerden eski bir direksiyon edinmiş. Yol kenarında gazlayıp duruyor. Yanından geçen arabalarla yarış yapıyor. Kırmızı ışıkta da duruyor ha.

***

Sonuncu örnek, kendini "trafik polisi" zanneden biri.

Onun ne yaptığını tahmin edersiniz.

Belli noktalarda durup "Geç geç geç" diye el kol hareketleri ile trafiği yönlendiriyor.

Elini kaldırdığı zamansa durmanız gerek. Yoksa çok kızar, köpürür.

Duracaksınız, o da yolun karşı tarafında geçmek için bekleyen yayalara yol verecek.

Sonra düdüğünü çalıp yola devam etmenizi sağlayacak.

***

Kamyon şimdi uzaktaki köyünde, fakat şoför ile polis yakın muhitteler.

Varsayalım ki bunlar bir araya geldi. ''Şoför'', ''kamyon''a bindi, tamgaz giderken ''polis'' de onları durdurmaya çalıştı. Uyarıyı dikkate almadığı için ceza kesmeye kalkıştı. Hatta, mukavvadan ehliyetine el koymak istedi. Nedir bu işin geçerliliği?

***

Lafı bağlayalım. Diyeceğim, kendini bir şey zannetmekle o şey olunmuyor.

O kadar fazla var ki bu gibilerden... Kimi kendini mafya zannediyor, kimi kendini hâkim zannediyor, kimi kendini devlet zannediyor. Gazeteci zanneden, adam zanneden de gırla!