Sıfır beden hastalığı ya da barbie bebek gibi ölmek

00:0010/08/2014, Pazar
G: 12/09/2019, Perşembe
Mücahit Öztürk

Barbie bebekleri doksanlı yılların başında tanımaya başladı dünya çocukları. Renkli, sıra dışı, ultra janjanlı kıyafetleri, özel eşyaları ve evleri ile hemen dikkatini çekti tüm kız çocuklarının. Adları bebek, kendileri ise "küçültülmüş kadın modeller" olan bu oyuncaklar medyanın da katkısı ile kısa sürede kız çocukların vazgeçilmezi haline geliverdi.Kıyafet seçiminden, lüks ve modaya düşkünlüğe kadar geniş bir yelpazede, bu projenin çocukların çok tüketen batılı modern kadınlara öykünmesini amaçladığı

Barbie bebekleri doksanlı yılların başında tanımaya başladı dünya çocukları. Renkli, sıra dışı, ultra janjanlı kıyafetleri, özel eşyaları ve evleri ile hemen dikkatini çekti tüm kız çocuklarının. Adları bebek, kendileri ise "küçültülmüş kadın modeller" olan bu oyuncaklar medyanın da katkısı ile kısa sürede kız çocukların vazgeçilmezi haline geliverdi.

Kıyafet seçiminden, lüks ve modaya düşkünlüğe kadar geniş bir yelpazede, bu projenin çocukların çok tüketen batılı modern kadınlara öykünmesini amaçladığı ve inceden inceye bir kültür enjeksiyonu yaptığı çok savunuldu ve tartışıldı. Acaba bebek gibi bebeklerin değil de "kadın görünümlü bebeklerin" seçilmesi tesadüf müydü, yoksa çocukların bir an önce büyüme arzusu farklı amaçlarla kötüye mi kullanıldı? Bu sorunun cevabı açık aslında, ancak kültürel etkileri dışında insan zihnine nasıl güzel olunacağı fikrini de yerleştirmeye başladı bu bebekler. Orantısal olarak büyütülüp, bir genç kız boyutuna getirildiklerinde ise hayli ilginç bir sonuçla karşılaşıldı. Baş çevreleri ortalama bir genç kızın baş çevresinden 5 cm kadar büyük olmasına karşın, bel, kol, karın ve baldır çevreleri yaklaşık 15 ila 50 cm kadar küçüktü bu bebeklerin. Bu gerçek dışı beden görünümü algısı ve beklentisi başta Anoreksiya olmak üzere bazı yeme bozukluğu tablolarının tetiklenmesine hayli katkı sağladı.

Anoreksiya kilo alma korkusuyla, bilinçli olarak, yemeyi aşırı derecede azaltma ve sonunda reddetmeyle seyreden bir hastalıktır. Tıp literatürüne 1800"lü yıllarda girse de, bilinirliği Amerikalı ünlü şarkıcı Karen Carpenter"in hastalığa bağlı ölümüyle çok artmıştır. Nadiren çocuklarda da görülebilmesine karşın, sıklıkla 14-20 yaş arası genç kız ve daha az oranda da genç erkeklerde rastlanır.

Anoreksiya"nın temel iki belirtisi kilo almaktan aşırı korkmaya bağlı yemeyi reddetme ile vücut ağırlık ve biçimini algılamada bozukluk olmasıdır. Bu çocuk ve gençler başlangıçta kiloları ne olursa olsun bir bahane ile diyet yapmaya başlarlar. Öncelikle kilo yapmayan yiyecekleri seçer, çok az, kalori hesaplayarak, lokmaları minik parçalara bölerek ve yavaş yavaş yerler. Adeta yemekten korkarlar. Zamanla kilo kaybetmelerine, hatta vücut görünümlerinin çok bozulmasına rağmen kendilerini hala kilolu hissederler.

Ailenin ve çevrenin her türlü baskısı çocuğun daha az yemesi ile sonuçlanır. Bazen yenilenler isteyerek kusulur, kilo almamak için ishal yapıcı ilaçlar ve idrar sökücüler kullanılır. Aşırı egzersiz yaparak kilo alımı engellenmeye çalışılır.

Bir tür takıntı hastalığı da diyebileceğimiz Anoreksiya"nın kesin nedeni bilinmemekle birlikte, araştırmalar genetik geçiş ve çeşitli risk faktörlerinden söz etmektedir. Bunların en bilineni ise kültürel olarak zayıf görünmenin ideal haline gelmesi, çocuk ve gençlerin de buna özendirilmesidir. Moda dergileri, magazin programları zayıf ve ince olmayı güzel görünmenin, beğenilmenin ve başarmanın mutlak şartı gibi göstererek genç kızların beden imajı algısını çarpıtmakta ve hastalığa zemin hazırlamaktadırlar. Tombul kadın imajının kabul gördüğü toplumlarda hastalığa çok az rastlanmaktadır. Ailenin zayıf görünümü destekleyen tutum ve davranışları ile kilolu çocuğun evde sürekli söz ve eylemlerle rencide edilmesi diğer bir risk faktörüdür.

Anoreksiya her şeyden önce, hayatı tehdit eden bir hastalıktır. Hemen önlem alınmaz ve tedavi edilmezse ölümle dahi sonuçlanabilir. Bu nedenle gelişmekte olan bir yeme bozukluğunun erken fark edilip müdahale edilmesi çok önemlidir. Çocukların yeme alışkanlıklarının düzenlerken aşırılığa kaçmamaya dikkat edelim. Vücut şekilleriyle alay etmeyelim. Zayıflamayı beden şeklini düzeltme amacına indirgemeyelim.