Kim ödeyecek bu zararı?

00:005/04/1999, lundi
G: 9/09/2019, lundi
Murat Kelkitlioğlu

Gerek bu köşede gerekse haberlerimizde defalarca yazdık. RTÜK Yasası''na göre, herhangi bir radyo ve televizyon kuruluşunda yüzde 10''dan fazla hisseye sahip olan kişi veya kuruluşlar devlet ihalelerine giremezler. Biz bunu daha işin başında yazdık, söyledik ancak birileri bizim sesimizi duymamazlıktan geldi ve devleti yaklaşık 1 milyar 40 milyon dolardan etti.Tahmin ettiğiniz gibi enerji dağıtım ihalelerinden bahsediyorum. Yasa açık seçik ortada olmasına rağmen, siyasiler bunu görmezlikten gelerek

Gerek bu köşede gerekse haberlerimizde defalarca yazdık. RTÜK Yasası''na göre, herhangi bir radyo ve televizyon kuruluşunda yüzde 10''dan fazla hisseye sahip olan kişi veya kuruluşlar devlet ihalelerine giremezler. Biz bunu daha işin başında yazdık, söyledik ancak birileri bizim sesimizi duymamazlıktan geldi ve devleti yaklaşık 1 milyar 40 milyon dolardan etti.

Tahmin ettiğiniz gibi enerji dağıtım ihalelerinden bahsediyorum. Yasa açık seçik ortada olmasına rağmen, siyasiler bunu görmezlikten gelerek enerji dağıtım ihalelerine, Avrupa Amerika Holding (Show TV), İhlas Holding (TGRT, Türkiye Gazetesi), Park Holding ile Karamahmutoğlu Grubu''nun kurduğu Parkur (Bafra Radyo''daki ortaklık) ve Doğan Holding gibi şirketleri aldılar. Ve bu şirketler ihaleleri kazandı ancak doğal olarak Danıştay RTÜK Yasası''nı örnek göstererek bir bir bu ihaleleri iptal etti. Son olarak geçtiğimiz hafta içerisinde Danıştay 10''uncu Dairesi, Doğan Holding''in kazandığı İstanbul''un Trakya yakasını kapsayan dağıtım ihalesiyle ilgili de yürütmeyi durdurma kararı aldı. Bu kaçınılmaz bir sonuçtu zaten. Ancak bizim üzerinde durmak istediğimiz bir başka konu daha var. Yasalara rağmen, göz göre göre bu şirketler nasıl oluyordu da, ihalelere alınıyordu? Bu ihalelerle hedeflenen ancak iptaller nedeniyle kaybedilen 1 milyar 40 milyon dolarlık gelirin hesabını kim verecek? Peki bundan sonra ne olacak? Bir kere ihalelerin geleceği ile ilgili belirsizlikler sürüyor. Dağıtım ihaleleriyle birlikte kazanan konsorsiyum içinde medya kuruluşlarının da yeralması sebebiyle iptal edilen termik santral özelleştirmeleri de hesaba katıldığında kaybın daha da büyüyeceği görülüyor.

Kısacası devlet, bazı haksız çıkarlara kurban ediliyor ve kimse buna dur diyemiyor. Sonuçta Danıştay bu haksız uygulamalara dur dedi ama devlet çok büyük bir zararlarla karşı karşıya bırakılmış oldu. Bu şekilde medya devlerinin enerji macerası da son buldu.

Ecevit herhalde Koç''u kıramadı

Başbakan Bülent Ecevit, yanlış hatırlamıyorsam seçim ekonomisi uygulamayacağını beyan etmişti. Ancak bir baktık ki, gerek otomotiv sektörünü gerekse turizm sektörünü rahatlatmak için geçtiğimiz hafta içersinde önemli kararlar alındı. Ek taşıt alım vergisinde 3 ay süre ile yüzde 12''den yüzde 6''ya kadar indirimler öngörüldü. Daha sonra otomotiv sektörü temsilcileri hükümete teşekkürlerini iletti. Başbakan Ecevit, seçim ekonomisi uygulamayacağını vaat etmesine rağmen neden böyle kararlar aldı? Herhalde Sayın Rahmi Koç''u kıramadı. Geçtiğimiz günlerde Rahmi Koç ve Başbakan Bülent Ecevit biraraya gelmiş ve ne konuştukları hakkında basına herhangi bir açıklama yapılmamıştı. Bu görüşme sonrası otomotiv sektörü temsilcilerinin sıkça medyada yeralması ve bunun sonucunda hükümetin sektörle ilgili kararlar alması herhalde tesadüf değil. Koç ve Ecevit arasındaki görüşmenin bu kararların alınmasında oldukça etkili olduğunu kimse inkar edemez. Ayrıca, aylarca 500 bin işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme görüşmelerinde oldukça "eli sıkı" davranan, günlerce işçi temsilcilerine randevu vermeyen Başbakan Ecevit''in, Rahmi Koç''a göstermiş olduğu yakınlık, zamanla herşeyin nasıl değiştiğinin en büyük kanıtı değil mi, sizcede?

Bu nasıl şeffaflık?

Yıllardır tartışılan bir konu vardır. Özelleştirme çalışmaları şeffaflık ilkesine bağlı olarak gerçekleştirilecek denir. Bu ilke, hemen hemen bütün siyasi partilerin pembe vaatlerle dolu seçim bildirgelerine kadar girmiştir. Ancak uygulamaya geldiğinde yine "eski tas eski hamam" misali herkes bildiğini okur ve kamuoyunun özelleştirme çalışmaları sırasında ne dolaplar döndüğünden haberi olmaz. Bırakın kamuoyunu, biz gazetecilerin bile haberi olmaz. İş işten geçtikten sonra yazıp, çizmeye başlarız. Bugünlerde Ankara''dan yine bir özelleştirme rezaletinin yaşanacağı sinyallerini almaya başladık. Ülkenin en stratejik kurumlarından biri olan Türk Telekom''un özelleştirme çalışmaları büyük bir gizlilik içinde yürütülüyormuş. Kurumun özelleştirilmesiyle ilgili dosyanın Başbakanlık''a geldiğini, seçim sonrası Meclis''e gönderileceği söyleniyor. Bu arada, Telekom''un özelleştirilmesiyle ilgili senaryolar hazırlandığı da söyleniyor. Bu senaryo hazırlıklarını ortaya atanlar, çalışmaların bu kadar gizli yürütüldüğü göz önüne alındığında, pek de haksız sayılmazlar hani.