
Son dönemde spor camiasındaki yaşanan gelişmelerle siyaset sahnesinde yaşananlar arasında benzetmeler yapmak oldukça moda oldu. Bu benzetmeler, özellikle Galatasaray''ın Avrupa''daki başarısından sonra gerek siyaset sahnesinde gerekse iş dünyasında oldukça rağbet gördü. Hatırlarsınız siyaset ve iş çevreleri "Galatasaray gibi olmalıyız" şeklinde açıklamalarıyla gündeme gelmişlerdi. Şimdi aynı benzetmeler son dönemin ençok konuşulan iki ismi, Beşiktaş Kulubü''nde 16 yıl başkanlık yapmış Süleyman Seba ile Türk siyaset hayatında 40 yıl vitrinde kalmış Süleyman Demirel arasında yapılıyor. Doğrusunu isterseniz bu iki ismin yaşadıkları olaylar gerçekten de birbirine çok benziyor. İş çevrelerindeki Süleyman Demirel-Süleyman Seba benzetmesi şöyle;
"Beşiktaş''ta Süleyman Seba''nın gidişiyle kulüpte büyük problemlerin yaşanacağı, Beşiktaş''taki istikrarın bozulacağı ve Seba''nın aranacağı yolunda bir izlenim verilmeye çalışılıyordu. Ancak Seba gitti, yerine gelen Serdar Bilgili Beşiktaş''a bambaşka bir hava getirdi, birlik ve istikrar sağlandı. Aynı durum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel için de geçerliydi. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili tartışmalar başladığında Demirel''in gitmesiyle Türkiye''nin kaosa gireceği, istikrarsızlığın geleceği söylenmeye başladı. Sonuçta Demirel gitti ancak ne istikrar bozuldu ne de Türkiye kaosa sürüklendi. Borsa da bile beklenen düşüş görülmedi. Ancak her iki Süleyman''ın da gidiş yöntemleri "kendilerine yakışmadı" Süleyman Seba da Süleyman Demirel de kendi taktik hataları nedeniyle "yıpranarak" kenara çekildiler." Bakalım önümüzdeki günlerde, spor camiası ile siyaset sahnesinde yaşanan gelişmeler arasında ne tür benzetmeler yapılacak?
Cumhurbaşkanlığı ile ilgili TBMM''deki oylama sonuçlandı ancak yankıları hâlâ sürüyor. Özellikle birinci tur oylama ile ikinci tur oylama arasındaki zaman zarfında gelişen olaylarla ilgili birçok spekülasyon yapalıyor. Taktik olarak tartışmaların dışında kalmayı yeğleyen, "Ben bir şey talep etmedim, benden Cumhurbaşkanlığı makamında kalmamı istiyorlar" şeklinde açıklamalar yapan Süleyman Demirel''in, birinci tur oylamadan sonra çıkan olumsuz tablo karşısında hemen harekete geçtiği söyleniyor.
Kulislerde, Demirel''in etrafında toplanan işadamları ve eski siyasetçilerin, Demirel''in işaretiyle birlikte, milletvekillerine telefon ettikleri, ikinci turda oylarının renginin değişmesi konusunda telkinlerde bulundukları ancak, adı geçenler arasında yer alan Cavit Çağlar, Ali Şener, Şevket Demirel gibi isimlerin her ettiği telefonun, oylamada Demirel aleyhine 10-15 milletvekilinin daha kaybedilmesine neden olduğu konuşuluyor. Bu arada, kulislerde konuşulan bir başka gelişme de, Türkiye''nin iki büyük holdingi Koç ve Sabancı Holding''e de telefonlar edildiği yolunda. Edilen telefonlarda, Sabancı ve Koç''a, "Demirel''in ülke için ne kadar önemli bir şahsiyet olduğu ve bu nedenle Cumhurbaşkanı olarak kalması" yolunda açıklama yapmaları istenmiş. Bu öneriyi Sabancı kabul ederken, Koç reddetmiş. Özellikle birinci tur oylamadan sonra, Sabancı''nın sık sık televizyonlara çıkarak "Demirel''in kalması" yönünde yaptığı açıklamalara karşın Koç''un "Demirel''in gitmesinin istikrarsızlığa neden olmayacağı"nı vurgulaması, kulislerde konuşulanları doğrular nitelikte. Kısacası, bu gelişmeler ışığında TBMM''de ikinci tur oylamada alınan sonuç, oynanan kozların ters teptiğini, gösterdi.
Son olarak 5 bankanın Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu''na (TMSF) devredilmesinden sonra bankacılık sektöründe operasyonların devam edeceği yolunda çok ciddi duyumlar almıştık. Ancak birden bire operasyonlar bıçak gibi kesildi. Uzun süredir bu konunun üzerinde çalışıyorduk. Ve bu çalışmamızın sonucunda çok ilginç bilgilere ulaştık. Özellikle, ekonomi doktoru Cahit Deniz''in hazırladığı ve Genelkurmay başta olmak üzere Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Bülent Ecevit, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz''ın da elinde bulunan raporun, banka operasyonlarının neden devam etmediğini açıkça ortaya koyduğunu gördük. Bu raporda, Hazine''nin ve Türkiye Bankalar Birliği''nin kaynaklarına dayanılarak ortaya çıkarılan rakamlara göre bankacılık sisteminin Türk ekonomisinin karşısına koyduğu mali portrenin 40 milyar dolar olduğunu gösteriyor. 40 milyar dolarlık bu korkunç rakama karşılık olarak Merkez Bankası''nın döviz rezervleri 20 milyar doları aşmıyor. Kısacası Merkez Bankası''nın bankacılık sektörünün kamuya verdiği zarar anlamına gelen 40 milyar doları karşılayacak gücü bulunmuyor. Geçtiğimiz hafta yemin ederek göreve başlayan Bankacılık Üst Kurulu''nun Başkanı Zekeriya Temizel''in, "Geçmişte bankacılık sektöründe denetimsizlik yaşanmış" şeklinde yaptığı açıklamalar da bu görüşü kanıtlıyor. Bütün taşlar yerine oturduğunda, bankalar operasyonunun neden 3-5 bankayla sınırlı kaldığı ortaya çıkıyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.