
Acaba Abdullah Öcalan''a güvenmemek mi gerekiyor? Güvenmeyip, ortaya çıkan barış imkânını değerlendirmeyecek miyiz? Binlerce masum vatan evlâdının kanlarının bedeliyle ödenen bu mücadele nasıl sona erecek?
Bir süredir aklımı hep bu sorular kurcalıyor.
Genelkurmay''ın açıklamalarına bakarsanız, Apo''nun çağrılarına bir umut doğdu diye bel bağlayanlar, neredeyse vatan haini.
Ben şahsen, suçlayıcı tarzdaki bu açıklamalar yerine, hükûmetin ve Cumhurbaşkanı''nın muhalefet partileri ile, basın mensuplarına izahat vermesini tercih ederdim.
Devletimiz ve güvenlik güçleri, terörist PKK örgütüne karşı yürütülen savaşı kazandı. Apo yakalandı. PKK silâh bıraktı. Örgüt mensupları Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışına çıktı. 22 Eylül''de, Öcalan''ın avukatları, bir grup PKK militanının teslim olacağını açıkladı. Hatta PKK''nın isminin değişmesi bile gündeme geldi.
Bütün bunlar önemli gelişmeler.
Apo yakalandıktan sonra herkesin kalbinde bir umut ışığı doğmuştu. Her iki tarafa da büyük zaiyat verdiren, üstelik beraberce yaşama iradesinde gedikler açıp, karşılıklı kuşkuların doğmasına yol açan bu 15 yıllık kanlı mücadele sona eriyordu.
Güneydoğumuzda faili meçhul cinayetler işlenmişti; PKK''ya yataklık edilmesin diye köyler boşaltılmıştı. Köylerden gelen insanlar, sağlıksız bir biçimde kentlere yığılmıştı. Halâ gıda ve erzak üzerinde Güneydoğu''nun bazı bölgelerinde denetim ve kısıtlama sürüyordu.
En kötüsü, 15 yıl devam eden çatışma, Kürt kökenli yurttaşlarımızı devletten soğutmuştu. Bu yüzden son seçimde, kitleler halinde, PKK yandaşı gibi görülen HADEP''e oy vermişlerdi.
Demek askeri yönden sağlanan başarı, artık siyasi tedbirlerle takviye edilmeli, dokudaki kanama durdurulmalıydı. Gözyaşları dinmeliydi.
Politik bir önlem olarak, Pişmanlık Yasası çıkarıldı. Teslim olup bilgi verenlerin, eğer hiç suça karışmadılarsa, takibata uğramaması, karışanların da lider konumundakiler haricinde, önemli ceza indirimlerinden yararlandırılması kabul edildi.
Pişmanlık Yasası''nın bazı zaaf noktalarını, Adalet Komisyonu''nda dile getirdik.
Anayasa''nın 87''nci maddesi, 14''üncü maddeye atıf yapmak suretiyle ülke ve millet bütünlüğü aleyhinde suç işleyenlerin affına mâni oluyor. Anayasa''nın aynı maddesi, terör suçlarını zaten tümüyle af kapsamı dışında bırakıyor.
Bu sebebten dolayı, Pişmanlık Yasası gibi bir vasıta kullanmak suretiyle -sadece bilgi verenler için- ceza indirimi veya af yoluna gidiliyor.
Oysa, topluma kazandırılmak istenen çok sayıda insan, arkadaş grubunu ele vererek kendi özgürlüğünü satın almayı alçaklık sayabilir. Kimisinin de, -PKK''ya yardım yataklık yapan köylüler gibi- zaten verecek bilgisi bulunmamaktadır.
Bugün hapishanelerde sırf yardım yataklıktan dolayı binlerce kişi yatıyor. Bunlar Güneydoğumuzdaki köy ve mezralarda yaşayan sade vatandaşlar. Belki de bir çoğu, tehdit altında olduğu için PKK''ya ekmek ve erzak vermiş. Kimi, bir ihtimal, iftiraya uğramış.
Biraz psikolojik ortamı düşünelim: O yöredeki bir çok ailenin en az bir ferdinin PKK saflarına katıldığı veyahut faili meçhullerde kaybolduğu, herkesin baskı ve tehdit ortamında yaşadığı biliniyor. Bu tepki sebebiyle seçimlerde oylar HADEP''e gitti.
Yukarıda anlattığımız psikolojiye sahip insanların, isteyerek PKK militanlarına yardım etmiş olmaları da mümkün.
Ama artık bütün bu yaraları sarma zamanı gelmedi mi?
Maalesef, devletin zirvesinde böyle bir gayret müşahade edemiyoruz.
Yardım yataklık edenleri mahkûm eden Türk Ceza Kanunu''nun 169''uncu maddesi af kapsamına alınmadı. Bu kişiler -bilgi vermek suretiyle- sadece Pişmanlık''tan yararlandırılıyor.
Bir ara, hareketlenme olmuştu. Demirel''in HADEP''li Belediye Başkanlarını Çankaya''ya davet etmesi, sanki bir işaretti.
Ardından Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu konuştu:
"Terörist başının da söylediği gibi, silâh yoluyla bir yere varamayacaklarını kabul ettiler. Siyasal yoldan çözüm düşünüyorlar. Federasyon da istemiyorlar. İstedikleri bazı kültürel haklardır. Bunların zaten bazıları verilmiştir. Kürtçe gazete ve kaset serbest. Yasak olmasına rağmen, Doğu ve Güneydoğu Anadolu''da Kürtçe televizyon ve radyo yayın yapıyor. 37 il ve ilçe belediyesi HADEP''te. Kimse, niye seçildiniz diye karşı çıkmadı. Doğru dürüst çalışıp, memlekete hizmet ederlerse kimse bir şey demez. Türkiye bir çok hakları vermiş zaten." (4 Eylül 1999 gazeteler)
Sedat Ergin, Ecevit''ten, Kıvrıkoğlu''nun sözlerini değerlendirmesini istedi.
Ecevit şu cevabı verdi: "İleri ve açık görüşlü bir yaklaşımın göstergesi. Sorunun siyasallaşmasını engelleyebilmek için bazı somut adımlar atmalıyız. Zaten o da bazı somut adımların atıldığını hatırlatıyor."
Sedat Ergin, üstelemiş: "Kürtçe televizyon yayınları yasak olduğu halde devam ediyor. Bundan, Ankara''nın bilerek bu duruma göz yumduğu sonucu çıkar mı?"
Ecevit: "Bazı şeyler kendiliğinden oluşuyor. Bunların tabii bir düzene de bağlanması gerekiyor."
Sedat Ergin: "O zaman, yasal bir düzenleme yapılacak mı?"
Ecevit: "Bunun ayrıntılarını aramızda görüşmemiz gerekiyor."
5 Eylül''de Hürriyet gazetesinde yayınlanan bu mülâkat, hükûmetin bazı adımlar atabileceği izlenimini doğurdu.
Ama Genelkurmay Başkanlığı''nın açıklaması ile bütün beklentiler suya düştü. Genelkurmay Başkanlığı, Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu''nun sadece bir durum tesbiti yaptığını belirtti. (11 Eylül 1999 gazeteler)
Esasında Ankara''nın kulağı delik gazetecisi, Daily News''un sahibi İlnur Çevik, Kıvrıkoğlu''nun konuşmasından Genelkurmay''ın bazı birimlerinin memnun olmadığını ve bir açıklama yapılacağını kamuoyuna duyurmuştu. Bu haberin çıktığı gün, Genelkurmay''ın Kıvrıkoğlu''nun sözlerini düzelten, yanlış anlaşıldığını belirten açıklaması geldi.
Kamuoyunu yakından takip eden Hasan Cemal, devletin zirvesinde iki görüşün hâkim olduğunu yazdı:
1) Bunları, bireysel demokratik haklar çerçevesinde tanımak doğrudur.
2) Bu adımları atar ve fiili durumu resmileştirmeye kalkışırsak ülke bölünür.
Şu anda bir bekleme durumundayız. Üstelik bazı sertleşme belirtileri bile var.
İki gün önce, gene Genelkurmay Başkanlığı bir açıklama yaparak PKK''nın barış çağrılarına aldanmamak gerektiğini şu cümlelerle hatırlattı:
"Türk Silâhlı Kuvvetleri, mücadeleyi son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar sürdürmeye kararlıdır. Teröristler için tek çıkış yolu teslim olmak ve Pişmanlık Yasası''ndan yararlanmak için Yüce Türk adaletine sığınmaktır. Terör örgütünün son zamanlardaki çırpınışlarını, barış girişimleri olarak algılayan ve alkışlayanları anlamak mümkün değil. Bu girişim, terör örgütünün içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulmaya yönelik propaganda girişimidir. Sözde demokratik cumhuriyet adına devlete teslim edilmek istenen sembolik 20-25 kişilik terörist grup da propagandadan ibarettir."
Genelkurmay kararı vermiş: Savaşa devam. Acaba bu konuda hükûmetimiz ne düşünüyor?
Ecevit, 5 Eylül''de Genelkurmay Başkanı''nın (yanlış anlaşılan) sözlerini destekleyerek, bazı somut adımların atılması gerektiğini belirtmişti. Kendiliğinden oluşan bazı kültürel hakların bir düzene bağlanması lüzumunu hatırlatmıştı.
Genelkurmay''ın açıklamaları değiştiğine göre, acaba Ecevit de fikrini değiştirmiş midir?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.