
Geçtiğimiz perşembe akşamı Washington’dan duyulan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bu sözleri, savaş tam tamları çalan yerli ve küresel medya açısından ne ifade ediyor?
Satırların arasından, Türkiye’nin okumasında müzakerelerin hâlâ bir adım önde olduğu, devasa askeri yığınağın da masaya kendi şartlarını dayatan Amerika’nın “baskı” aracı olarak kullanıldığı çekip-çıkarılabilir. Tabii kesif belirsizlik havasının da eşit derecede baskın olduğunu teslim gerekiyor…
***
Cenevre görüşmelerinin hemen ardından İran ve ABD’den gelen açıklamalar bir şeylerin yolunda gittiğine ilişkin herkese ümit verdi. Sonra ton değişti; evet, iyi giden bir şey vardı ama kimse ‘savaşmaktan da kaçmayacaktı’. Aşırı uçlara sündürülmüş müzakere formatı artık şu noktaya evrilmiş halde; ABD bölgeye çok ağır yığınak yapıyor ve resmi ağızlarından da -sık değişen- birtakım takvimler/ültimatomlar veriyor; “on gün içinde, 15 gün içinde, bu hafta sonuna kadar”! Washington, Cenevre’de Tahran’ın önüne koyduğu taleplerinin karşılanmasını bekliyor, bunun arkasına da büyük askeri güç koyuyor…
Yine buraya kadarki süreç, iki ülkenin hem kendi kamuoylarına hem dünyaya “satabilecekleri” bir uzlaşma metni oluşturarak-bu, içi boş demek değil-, savaşa batmadan, Trump prensiplerine uygun olarak dertten sıyrılmaktı. Ancak, evvel paylaştığımız üzere Trump kendini zora sokmaya devam ediyor. ‘Savaş kesin’ diyenlerin, “bu kadar ordu boşa yığılmaz” tezi, kendini gerçekleştiren kehanete dönüşecekmiş görünüyor ama işin doğrusu eğer, “savaşı Başkan da durduramıyor” ise… O kötü…
En sade güncelleme şu olabilir; ortada uzlaşmaya müsait ama herkesin içine sinmeyen şartlar var, gerçekleşmezse ABD saldıracak. Yani, “vuracak-vurmayacak”tan geldiğimiz nokta, İran’ın “düşünme süreci” baskılanıyor, olmazsa vurulacaktır…
***
İran krizi konuşulurken sık atlanan başlıklardan ABD ara seçimleri, Trump’ın Tahran’ı vurmasından nasıl etkilenir?
Venezuela’dan sonra İran’ın ve hatta Küba’nın altı ay içinde halledilmesi, Trump kampanyasına katkı yapabilir. Trump seçmeni açısından kritik nokta bu “halletmelerin”, Karakas formatında olması. Kısa, sağa-sola sıçramadan, mümkünse kurşun atmadan gerçekleşmesi. İran bu şartları karşılamayabilir.
“Başkan, uzun süreli bir savaşa hazır” türünden Amerikan açıklamaları ve mevcut yığınağın çapı, hem bölgeye sirayet edebilecek hem haftalarca sürecek çatışmaya elveriyorsa, İsrail’e bu kadar yatan politikaların MAGA seçmenine uymayacağıdır. Bu da sandıklara nasıl yansır kestirmek zor…
***
Hep ABD ve İran özelinden savaş olasılığını tartışıyoruz ama bir de bölge ülkelerine, Türkiye’ye nasıl yansıyacağı meselesi var…
“Pax-Trumpa”nın, hatta “İbrahim Anlaşmaları” projesinin Amerika açısından gücendirilmemesi gereken ülkeleri var. S. Arabistan ve Türkiye gibi. Yarım düzine bölge ülkesiyle birlikte Riyad ve Ankara bu savaşa açıktan karşı çıkıyor. Savaş başlarsa bu başkentlerin tutumu nasıl olacak?
İngiltere gibi ABD’nin hep “koalisyon ortağı” olan ülkeler bile yan çizerken, bu ülkeler nasıl bir duruş sergileyecekler? Ortadoğu’da devam eden “ihya sürecini” etkileyecek böylesi savaş nasıl göğüslenecek? Ya da sürecin parçası olarak mı kabul edilecek?
Irak’a, Suriye’ye, Pakistan’a, Körfez ülkelerine, Zengezur’a, Hazar’a, petrole, altına, Filistin’e, İsrail’e etkileri/tepkileri nasıl olacak? İran dediğini yapıp bölge ülkelerindeki üsleri/varlıkları vurursa?
Hele ‘uzun savaş’, İran’ın beden bütünlüğüne yönelirse, parçalanma, iç savaş, etnik ve mezhepsel hareketlilikleri tetikler, rejimin çökmesi türünden ağır faturalar getirirse?..
***
“ABD, İran’ı neden vuracak” sorusunun birden çok yanıtı bulunuyor ve bunlar sır değil. Çoğu da doğru. İsrail bir faktör. Petrol-doğalgaz, enerji ayağı bir başkası. Bölgede sorun çıkaran tek ülkenin İran kalması bile öyle. Ama ana gerekçe, Çin ve Rusya. Özellikle de Çin. Çok yazdık; Çin nüfuzunun bölgeye en yakın/içinde ülkesi İran. Tuttuğu coğrafya bir tür stratejik geçit oluşturuyor. Ama Pekin’in İran’a verdiği destek pek beğenilmiyor…
Rusya’nın “kıyamet uçağı” göndermek veya ortak tatbikat düzenlemek türünden adımları var ama bunlar da askeri tabloyu değiştirecek kadar belirleyici olamaz. Kaldı ki, Ukrayna devam ederken Moskova’nın kıpırdaması zor…
İran’ın düşmesi Çin için ağır kayıp olur. Arkasını/devamını kestirmek de zorlaşır. Doğrulanamayan bir takım askerî ekipman desteği fazla şey ifade etmiyor. Ancak, İsrail’in Tahran’daki istihbarat ve operasyon gücüne yönelik karşı adımların Çin tarafından atıldığı söyleniyor. Anlamı, bir ABD saldırısının içeriden destek bularak mevcut rejimi bozmasını engellemek. Anlaşılıyor ki Pekin, ABD İran’ı ne kadar hırpalarsa hırpalasın rejimi değiştiremeyeceğini ama içeriden operasyonlarla buluşacak bir ivme ihtimalinin önünü kesmek istiyor. (‘Beijing moves to contain Mossad’s expanding reach in Iran’, 17/02, The Cradle.)
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.