Yazarlar Uzağı görme eksersizleri

Uzağı görme eksersizleri…

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Göz tembelliğimizi ‘eğitmemiz’ gerekiyor. Bol eksersiz. Maalesef ‘miyop’ olduğumuzu da kabul etmeliyiz. İtiraf edelim, uzağa bakmayı sevmiyoruz. Yakın kolay, güvenli geliyor. Açılmayı sevmiyoruz. Cumhuriyet’in yaklaşık yüz yıllık tarihinin dış politika ve ulusal güvenlik açıklarından biridir…

Oysa mecburuz. Dünya o çünkü ve bu gezegende yaşadığımıza göre, yeni gerçekler Afganistan ve Libya’yı dahi orta mesafe sayıyor. ‘Irak’ta, Suriye’de ne işiniz var’ diyenlerle zor. ‘Uzak’, bilmenizi gerektiriyor çünkü; Türkiye’nin oturduğu/alıştığı, bir zamanlar konforlu dış politika dinamikleri taşınıyor…

Yani ‘eviniz’ boşalıyor. Avrupa Birliği, Balkanlar, Kafkasya, biraz sonra Ortadoğu ile birlikte BM, NATO sair, hepsinde izleyebilirsiniz. Üstelik uzak daha başlamadı, ısınıyor. Fırsatımız var. Gözümüzü eğitelim. İçeridekilere bakarsanız, kurur kalırsınız…

***

Hafta içi ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile Çin’in Politbüro üyesi Yang Jiechi Zürih’te bir araya geldi. Altı saat konuştular.

Toplantı ertesi resmi açıklamalar olumlu hava veriyor ama ‘karşılıklı anlayışı geliştirmeye elverişli zemin’ ifadesi müsbet olsa da, ‘yolun çok başında’ bulunulduğunu da gösteriyor.

Yüksek bürokratların buluşmasında esaslı amaç, Eylül başında Biden-Jinping arasında gerçekleşen telefon görüşmesini, en azından yüz yüze bir zirveye-herhalde ekranlardan fazlası olmaz-terfi ettirmekti. İzlenim, mümkün olabileceğini gösteriyor…

Özetin çekirdeğini çıkarmak gerekirse, bir ‘seçici işbirliği’ arayışı var her iki ülkede ama özellikle ABD’de. Bu ‘ne menem bir şeydir’ derseniz, muğlak ve üzerinde çok durduğunuzda batmaya başlayacağınız bir zemin olduğunu söyleyebilirim. Olumlu adımlar var. Da, anlaşılamayacak, aşılamayacak görünenler ne olacak?..

Kabul etmek gerekiyor ki, Biden yönetiminin Çin’le ilk ilişkileri kurarken kullandığı yukarıdan ve aşağılayıcı dil artık yok. Pekin, Washington’un güçlü bir pozisyondan seslenmesini de kabul etmiyor.

Gerilim noktaları listesinin tepesindeki Tayvan krizinde ABD yönetimi daha esnek davrandı. Bölgedeki ülkeler ne kadar ‘3’üncü Dünya Savaşı çıkar’ deseler de iki süper güç çatışma istemiyor. Keza, Trump döneminden miras, zaman zaman Biden yönetiminde de kaşınan ‘salgının nasıl çıktığına’ ilişkin dosya da şu sıralar kapalı tutuluyor.

Hatta iki ülke ticari ilişkilerinde/potansiyelinde sorun görünmüyor. Hevesler yerinde; ekonomik rekabet, vergi/gümrük meseleleri Çin’in ABD’den ithal edeceği mallar konusunda düşünmesine yol açtığı gibi, yine Çin mallarına çıkarılan ‘zorluklar’ nedeniyle oluşmuş mali tablo var ABD’nin önünde. Kayıp trilyon dolara yaklaşıyor. Yani Trump’la başlayan Biden yönetiminin başta devam ettirdiği süreç Amerikalı tüketici ve üreticilere bedel ödetti.

Biden iktidarı için bu büyük sorun. Çünkü Amerika ciddi bir ekonomik kırılmanın eşiğinde duruyor. Üstelik ilk faturasının kesileceği Kongre seçimleri de yaklaşıyor. Biden’in dış politika uygulamalarının kamuoyu anketlerindeki karşılığı eksi yüzde 10. Bu yüzden ABD, ticarette Çin’e yakınlaşmada hızlı ve geliştirici davranıyor. Şu kadarını söyleyelim, daha geçtiğimiz ay Çinli firmalar ABD’den milyon ton Soya Fasulyesi siparişi verdiler. Biden yönetimi için, hele küresel gıda fiyatlarındaki rekor yükselişlerle birlikte bu ve benzeri adımlar hayati önem taşıyor…

Ama Çin, ‘AUKUS ve QUAD’ı görüyor!.. Yani, açıklamalar, müstakbel lider buluşmaları ayarlamaları, iyi niyetli yeni ilişki arayışları, hatta somut ekonomik tokalaşmalar tamam. Ama dünya gerçekliğinin parçasına dönüşmüş bulunan ABD’nin Çin’i kendi küresel hegemonyasına tehdit gördüğü, üstelik bunun gerçekten de-şimdi değilse dahi-mümkün olabileceği fikri ne olacak?..

Dünyanın son yüzyılındaki insanlık suçlarının pek azında Çin’in suçu bulunuyor. ABD ise neredeyse tamamından sorumlu. ABD’nin dünyaya yaptıklarından ve şu anda yaşadığı tehlikeli ekonomik krizden kimse sorumlu olmadığı gibi Çin de değil.

Çin’e güç göstererek, Amerikan hegemonyası ve ekonomik tutuşuna el vermesini beklemek de ancak sınırlı bir zaman diliminde gerçekçi sayılabilir.

Amerikan kamuoyu, dünya ve ABD-Çin ilişkilerinin gerçeklerinden habersizdir. Ama Çin’in ‘yeni düşman’ olarak sunulduğunu gördüler ve satın aldılar. İnanıyorlar. Amerikan siyasetinin kendi iç duvarlarından birisi de Kongre’de yani hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da örülmüş durumda. Buradaki parlamenterler-üstelik her iki partiden-Rusya karşıtı bir uzlaşıda mutabıklar. Bu Biden’ın ellerinden birini zaten bağlıyor. Ötekini de kısmen serbest bırakıyor. Çin’e yönelik iyi adımlar Amerikan Kongresi’nden destek bulabilir. Ama sınırı aşacak sert adımlar Beyaz Saray’ı baltalayabilir!..

Avrupa’ya yani ‘ortaklara’ gelince. Müttefikler Biden’ın Çin’e yönelik olumlu adımlarını destekliyor. Çin-ABD gerilimini, biraz liberal rekabetin doğasından gelen tatsızlık gibi görüyorlar. Bunun anlamı, Çin’i kendileri için tehdit görmemeleri. Hele hele Çin’in yeni hegemon olarak yükseleceğini, dünyayı yöneteciğine filan zinhar inanmıyorlar. Bu da bir tür hipermetropluk. Yakını göremiyorlar.

İlk antremanlar ‘hafif’, ısınma kabilinden, tozları almakla sınırlı olur. Gözümüzü zorlamayalım. Göz alıştıktan sonrası kolay.. ‘Taht oyunları’ yeni başlıyor…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.