Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Yol haritası değil, Türk Atlası

‘Yol haritası’ değil, ‘Türk Atlası’…

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı

Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün Ankara’da, partisinin 7’inci Olağan Büyük Kongresi’nde, 2023 seçimlerine/hedeflerini gösterir manifestoyu ve yol haritasını açıklayacak. Sadece 24 saat sonra o rotanın ilk uluslararası adımları atılmaya başlayacak…

Hatta dış ayak Pazartesi koşulmaya başladı. Önce Türkiye’ye yönelik olası sonuçları günlerdir tartışılan Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları buluşması tamamlandı ve AB Dış İlişkiler Konseyi’ni toplandı…

Sonra, NATO üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanları ‘karargâhta’ bir araya gelecekler. Haylidir birbirlerinin yüzünü göremiyorlardı. Malûm pandemi, şimdi ‘beyaz pusula güllü’ masanın etrafına oturacaklar…

Yine de bu toplantıların rakımı, Perşembe-Cuma ve devamında gelecek zirvelerin yanında ezik kalır…

Brüksel’de AB Liderler Zirvesi yapılacak. Buradan ilk toplantının getirdiği hazırlıkların, uzlaşı veya anlaşmazlıkların resmi duyuruları bekleniyor. Kuşkusuz, Türkiye-AB ilişkilerinin açmazları ve uzlaşmaları ortaya çıkacak. Türkiye’nin 2023 vizyonuyla/politikalarıyla uyumlarını görebileceğiz.

İş burada kalmayacak…

***

Doğal olarak, Cumhurbaşkanı tarafından açıklanacak manifesto ve yol haritası, Türk dış politikasının bu anlamda açılış hamlesi de olacak.

Biden döneminin dünyada, bilhassa bölgemizde ve ülkemizde yarattığı dalgalanmalar kadar ‘heyecanlar’ olduğunu biliyoruz. ABD/Biden’ın, Rusya ve Çin’le oynayacağı ağır sıklet şampiyonluk maçlarının merkez ringini kurmak istediği Avrupa, transatlantik ittifakın ana üssü konumunda ve Türkiye bu üssün, AB ve NATO’nun en kritik, en stratejik sütunu…

Bidencılar, ‘bak Biden Cumhurbaşkanı’nı aramadı hâlâ’ üzerinden küresel bir ‘Alice Harikalar Diyarı’ yaratıp, buradan iç iktidar temennilerini okşuyorlar ama NATO, yani Amerika, Avrupa’ya, “siz kimsiniz, sizi koruyanlar 3 ülke” dedi. Daha dün Dışişleri Bakanı Blinken, ‘Türkiye ile yakın ilişkileri korumak ABD ve NATO’nun çıkarına’ buyurdu.

Nihayet, Türkiye’nin transatlantik ittifakla münasebetlerinin çok boyutlu tartı(şı)lacağı günlerden geçeceğiz. Türkiye-AB-ABD-NATO ilişkileri yerini arıyor. Haliyle, Türkiye-Rusya-Kafkasya-Avrasya-Ortadoğu-Çin ilişkileri de buradan yola çıkacaklar…

Cumartesi-Pazar, Avrupa Birliği Dışişleri Bakanlığı’nın diye kısaltalım, AB Devlet Başkanları’na sunacağı ‘Türkiye Raporu’nu okuyacağız. Ana başlıkları sızdı bile ve evet, Ankara’dan sızlanıyorlar ama açık kapılar daha çok…

NATO Dışişleri Bakanları toplantısı ayrıca önemli. Beklentileri yükseltmesinin bir sebebi, Haziran ayında gerçekleşmesi beklenen NATO Liderler Zirvesi’nin altlığını yapacak, içeriğini kuracak olması. İhtimal Biden da oraya gelecek. Bu toplantının, AB ile de ortak bir organizasyonla buluşması fikri var ortada ve bizatihi ‘transatlantik ittifakın kendisi’ne dönüşebilir…

Bu da Türkiye’nin çifte çekirdeğin neresinde bulunduğunu tam olarak dünyaya gösterecektir. Hem bugün söyleneceklere hem 2023’e Batı’nın ‘toplam’ bakışının tercümesi olacaktır…

Bu iyi ama ortaya bir merak konusu daha çıkmakta…

***

Türkiye’nin yol haritasına, Ankara’nın uluslararası ilişkilerdeki duruşuna, dünyanın, Batı’nın, adı geçen uluslararası kuruluşların nasıl bakması gerektiğine ilişkin uyarılar, bilgilendirmeler yapılmış mıdır?..

AB-Türkiye ilişkileri bu uyuma ilişkin güçlü işaretler veriyor. HDP gibi Avrupa-Ankara arasında her zaman gerilim yaratmış, Türkiye’nin sık haksızlığa uğradığı konuda son haftalarda attığı adımların Batı tarafından nasıl göğüslendiği ilginç bir gözlem verisi oluşturuyor. Aynı durum, “İstanbul Sözleşmesi” için de geçerlidir. Normal şartlarda kötü niyetli saldırıları için Batı’nın üstüne atlayacağı çekilme kararına eleştiriler, ancak hafif notlar olarak dillerinden döküldü…

Sadece AB değil ABD tarafından da neredeyse, “dostlar alış-verişte görsün” üslubuyla karşılanan konu, Washington politikalarının yeniden merkezine sürülen sözde “demokrasi” vitrinine rağmen pek rağbet görmedi. Avrupa için bu daha çok göze batıyor. Almanya, bilinen duruşunun aksine destekler havasında. Hasılı, AB yönetiminin resmi açıklamasına dönüşmüş ‘pozitifi gündem’, önümüzdeki yol ve manifesto açısından daha solunabilir atmosfer vaat ediyor…

***

Şimdiden derkenar çıkmak zorundayız; bir ‘Türkiye Biden Partisi’ var. Bir koalisyon. Medyada, siyasi partilerin içinde, akademide, ‘entelektüel’ sınıflarda Biden yönetiminden medet umma diye sadeleştireceğimiz ama fazlasıyla, 2023’e plan kuran, pozisyonlarını tahkim edip şekillendiren bir kesim var. Twitter’ın ‘teslim olması’ dahi Türkiye’de oyunda kalmak adınadır.

Bu acınası klik, “ne yaptığınızın farkında mısınız” sorusuyla alenen karşılaşmadıklarından, aynada nasıl göründüklerini, giriştikleri işin ne anlama geldiğini de herhalde fark etmiyorlar.

ABD politikalarını anlamıyorlar. Avrupa’yı anlamıyorlar. Rusya’yı bilmiyorlar. Dünya konjonktürünü okuyamıyorlar. Bunun Türkiye’nin ‘yol haritasını’ pekiştirdiğini göremiyorlar.

Yüzeysel tarifleri kendi sorunları ama buna gönülden bağlanmaları inanılmaz. Biden-Erdoğan görüşmesindeki gecikmeyi, Türkiye’de iktidarın değişeceği yönünde bir veri olduğu vehmine kapılmak politik istikballeri hakkında ne söylüyor olabilir?

‘ABD-Çin ilişkileri çok kötü, örneği Alaska toplantısı’ diyorlar. “Biden, Putin’e ‘katil’ dedi, Putin’in verdiği, ‘sağlıklar dilerim’ yanıtını Erdoğan ‘şık’ buldu, demek sıra Türkiye’ye gelecek” diyorlar. S-400 meselesini Amerika adına ‘olmazsa olmaz’ kabul ediyorlar.

Hepsinin toptan yanlış/eksik olma ihtimali onlar için yok hükmünde.

Ama öyle.

Hepsi, toptan yanlış…

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.