
Osmanlı ulemasının son temsilcilerinden olan Ömer Nasuhi Bilmen, 1883 yılında Erzurum’un Salasar köyünde dünyaya geldi. Henüz onlu yaşlarındayken babası ve ilk hocası olan Hacı Ahmet Efendi hac vazifesini yerine getirirken kutsal topraklarda vefat etti. Annesi Muhîbe Hanım ve erkek kardeşi ile babasızlığın yükünü yüklenen Bilmen, Erzurum Ahmediyye Medresesi müderrisi ve nakibüleşraf kaymakamı olan amcası Abdürrezzak İlmi Efendi’nin himayesinde medrese eğitimine devam etti. Erzurum Müftüsü Narmanlı Hüseyin Efendi, babası ve amcasından sonraki en önemli hocası oldu.
20’li yaşlarına kadar ilim tahsilini Erzurum’da sürdüren Ömer Nasuhi Bilmen, Arapça ve Farsçayı iyi derecede öğrenmiş, çeviri yapabilecek kadar Fransızca’ya da kendi imkanlarıyla hakim olmuştu. Amcası ve Narmanlı Efendi’nin peş peşe vefatları üzerine ilim yolculuğuna İstanbul’da devam etmeye karar verip 1908 yılında İstanbul’a geldi. Fatih dersiâmlarından Tokatlı Şakir Efendi’nin derslerine devam edip icazet aldı. Aynı dönemde girdiği imtihanı kazanarak dersiâmlık şehâdetnâmesine layık görüldü. İlim yolculuğunda Osmanlı Medreselerinin en önemli kademelerinde başarılar göstererek ilerlemeye devam etti ve 4 yıllık hukuk tahsilinin ardından 1913 yılında Medresetü’l-Kudât’ı (Hukuk İhtisas Okulu) bitirdi.
Henüz 30 yaşına gelmeden Beyazıt Dersiâmı olarak göreve başladı, bir süre sonra Fetvâhâne-i Âlî Müsevvid Mülâzımlığı’na tayin edildi. Vazifeye başladıktan sonra Erzurum’da bıraktığı annesi ve kardeşini İstanbul’a getirdi. İki kardeş yılların hasretini giderme hayali kurarken Harb-i Umumi patlak verdi. Kardeşler, Çanakkale cephesine gönüllü yazılmak için günlerce sıra bekledi ancak izdihamdan dolayı bir türlü isimlerini gönüllü alayına kaydettiremedi. Bunun üzerine Ömer Nasuhi Bilmen’in kardeşi, kendi imkanlarıyla Çanakkale’ye gitti ve orada şehit oldu. Bilmen, kardeşinin şehadeti üzerine hüzün ve özlem dolu bir şiir kaleme aldı ve onu ömrünün sonuna dek hayır ve hasretle anmaya devam etti.
Ömer Nasuhi Bilmen, 1915 yılında Başmülazımlığa terfi edip Hey’et-i Te’lîfiyye üyesi oldu ve Osmanlı’nın son günlerini yaşadığı çalkantılı dönemde ilmi vazifelerine devam etti. Cumhuriyet’in kurulduğu 1923 yılında Fatih Sahn Medresesi’nde kelâm müderrisi olsa da bir yıl sonra medreseler kapatıldı. 1926’da İstanbul Müftülüğü müsevvidliği görevine getirildi. Tek parti döneminin zorlu yıllarında, 1941 yılında seçimle İstanbul Müftüsü olarak tayin edildi.
Osmanlı medreselerinden başlayarak ders vermeyi hiç bırakmayan ve tüm diğer görevlerinin yanında 60 yıl boyunca muallimlik görevini sürdüren Ömer Nasuhi Bilmen, Beyazıt’ta, Fatih Camii’nde, Süleymaniye Satırlı Medresesi’nde verdiği derslere, 20 yıl süreyle Ahlâk ve Yurttaşlık dersleri verdiği Dârüşşafaka Lisesi’ni, Fıkıh ve Kelâm dersleri verdiği İstanbul İmam-Hatip Okulu ve Yüksek İslâm Enstitüsü’nü de ekledi.
Sayıları binleri bulan öğrencileri tarafından kendisine “şeker muallim” unvanı verilen Bilmen, hiçbir öğrencisine zayıf not vermemesi ve ‘her öğrendikleri kardır’ düşüncesiyle yaklaştığı öğrencilerine gösterdiği şefkatle bilinirdi. Öğretmenin başarısının, talebelerini öz evlatları kadar sevmesine bağlı olduğunu her fırsatta dile getiren Ömer Nasuhi Bilmen talebeleri ile olan ilişkisi için şunları söylerdi: “Talebelerimi öz evlatlarım gibi kabul ettim, anlattıklarımı onların seviyesine indirdim, kısa ve öz anlattım, sıkmadım.”
27 Mayıs darbesinin ardından müftülüğü döneminde çoğu kez reddettiği Diyanet İşleri Başkanlığı görevini kabul etti. 30 Haziran 1960 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin 5. Diyanet İşleri Başkanı olan Bilmen, bu görevi kabul etmesinin sebebini yakın çevresine ‘darbecilerin ezanı yeniden Türkçeye çevirme niyetlerine karşı durmak ve din üzerinde oynanacak kirli oyunlara direnmek’ olarak açıklayan Bilmen, yeniden Türkçe ezan ve Türkçe ibadetle ilgili kararlara imza atmayarak dirense de henüz bir yılını doldurmadan üzerindeki baskılara dayanamayarak emekliye ayrıldı.
Emeklilik onun kendini ilmi çalışmalara vakfetmesi için beklediği fırsattı. Emeklilik sürecinden vefat ettiği güne dek 20’nin üzerinde eşsiz kaynak kitaba imza attı. Fıkıh alanında olduğu kadar tefsir ve kelam konularına da hakim bir İslam Alimi olan Ömer Nasuhi Bilmen, yarım asırlık süre boyunca milyonlarca baskı yapan ve evlerde, kütüphanelerde, cami ve medreselerde en sık rastlanan eserlerden olan Büyük İslâm İlmihali ile büyük hizmetlerini taçlandırdı.
Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe Meâl-i Âlîsi ve Tefsiri eseri başta olmak üzere, Beşyüz Hadisi Şerif (Hikmet Goncaları) eseri ve Hukukı İslamiyye ve Istılahatı Fıkhiye Kamusu gibi birçok çalışması, Türkçe İslami kaynak eserlerin en zor bulunduğu dönemlerde bir devri aydınlattı.
Hayatının sonuna kadar ilmî çalışmalarını sürdüren ve kendisine mektupla gelen dini sorulara tek tek ve el yazısıyla cevap vermeye son nefesine kadar devam eden Ömer Nasuhi Bilmen, 12 Ekim 1971 günü 87 yaşında Fatih’teki evinde vefat etti ve Edirnekapı Sakızağacı Şehitliği’ne defnedildi.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.