
Ani vefat haberleri bir bıçak gibi kesiverirler hayatın akışını; bir elmayı ikiye bölercesine gündelik seyri iki bölerken, varlık ve yokluk, beka ve fena, dünya ve ahiret gerçeklikleri arasından inanç ile şüphenin kısa süreli bir çelişkini üretirler.
'nden Tiflis'i seyrederken,
'nin ani vefat haberini aldığımda, ben de bu duruma maruz kaldım; aynı bölünmeye ve aynı çelişkiye...
Bundan olmalı ki,
'ün,
'in,
'ın,
'ın... kısaca
yollarına düşmeden önce, kapısını çalarak mahzun coğrafyanın ilk dersini aldığım Akif Emre'nin vefat haberini yine böyle bir beldede öğrenmiş olmayı kaderin bir cilvesi sayarak kendi içimde makulleştirmeye çalışsam da bunu başaramadım. Çünkü
olmanın ötesine geçip, adını benim zihnimde oralarla bütünleştirivermişti.
Bundan böyle ne zaman Granada desem Akif Emre demiş olacaktım; ne zaman Kudüs desem Akif Emre'nin sanki Beytü'l-Makdis'e giden bir dehlizi daha geride bırakıyormuşçasına aydınlanan yüzünü görecektim.
Bu açıdan Akif Emre,
“Bismillah" diyen bir dili bulmak için gezdiği Kurtuba köylerini, “Ruhunu arayan Balkan Tekkeleri"ne o bağladı; Kırım sorunundan Arap Baharı'na, devrimini kaybeden İran'dan, ayrılıkçılarla barışan Malezya'ya o hat açtı.
Yitirilmiş beldeleri dikkatlerimize, hafızalarımıza yeniden kazandırırken, kendi yaşadığı zamanı ve şartları doğru anlamanın ve anlatmanın çabası içinde oldu hep Akif Emre.
Bu konuda oluşturduğu özel dilin ilkelerinden de hiç taviz vermedi.
.
Bu bahsi net bir hülasa ile bağlamamıza, İbrahim Karagül'ün şu sözleri yeterli gelecektir: Akif Emre
, en kritik zamanlarda
bilen,
."
Böyleydi Akif Emre. O adam gibi adam olan bir İslamcıydı.
Onun için yukarıdan beri söylediklerimden, naklettiklerimden müreffeh ve mutlu bir Akif Emre sureti ürettiğimi zannedenler, yanılırlar.
Çünkü o bu değerlere, seçkinliğe, yetkinliğe kolay sahip olmadı. Belki bunlar kolay olsaydı, Akif Emre'de şu anlattığımız Akif Emre olamazdı.
Zorlukları kendi şartları ve ağırlıkları içinde eritmeye çalışarak, ferdi sıkıntılarını faş etmeyerek, özel sorunlarına birincil önem yüklemeyerek
sürdürdü Akif Emre.
Onunla birlikte çalışmış olanlardan birkaçının yazısından fark ettim bunu asıl. O yazılarda sözlerini “Akif Emre ile şunu kurduk, o şu görevi üstlendi, çok çok başarılı işler yaptı" şeklinde bağlayanların, tam da o bağladıkları noktada başlardı Akif'in zorlukları. Niye normal bir refah dairesinin dışına itilmişti Akif Emre, neden aylar, yıllar süren işsizliklere mahkum edilmişti? Bunun cevabını vermesi gerekenlerin suskunluğu, sorunun sorulacağı noktada başlıyordu.
Akif Emre, varlığı içine sinmeyen ekiplerle çalışmadığı gibi, çalışma ortamını ve çalışılan konuyu kendi bilgileri, deneyimleri doğrultusunda hak ettiği şekilde tanzim etmekten de kaçınmazdı.
Hal böyle olunca patronlarla ya da kendini patron sananlarla çatışması kaçınılmaz olur ve güzel niyetlerin, önemli işlerin zarar görmemesi adına geriye çekilmek de hep ona düşerdi.
Bu manada Akif Emre, ne patron çantasını ne de o çantanın içindeki proje dosyalarını taşıyacak denli
. Dolayısıyla siyasette ve sermayede etkili, yetkili kişilerle arasında varlığından memnun kaldığı bir mesafe oluşmuş oldu. Bu mesafe aynı zamandan onun müdanasızlığı, boyun bükmezliği, eyvallah etmezliği demekti.
Kaldı ki, örneksiz bir fiil veya tavır da değildi onunkisi.
Akif Emre'nin yalnızlığında
'in,
'ın,
'nin... ve daha birçok mümtaz İslamcının yalnızlığından bir pay vardı.
Rabbimiz'in rahmeti üzerine olsun.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.