Ateş ya da sözcük cirmi kadar mı yer yakar?

00:0017/08/2014, Pazar
G: 12/09/2019, Perşembe
Rasim Özdenören

Türkçede böyle bir söz var: "Ateş olsan cirmin kadar yer yakarsın!"Acaba?Ateş, acaba cirmi kadar mı yer yakıyor?Bir kıvılcım, bir kıvılcım kadar mı yer yakıyor?Peki, o koskoca mahalle yangınları, kent yangınları neyin nesi?Sözcüklerimiz, tümcelerimiz de, bir veya birkaç anlatımdan ibaret görünüyor. Acaba onlar da bir veya birkaç sözcüklük bir etki alanı mı oluşturuyor? Yoksa çok daha geniş ve farklı alanlarda da iş görüyor mu?Söz veya sözcük, insanın zamansallığının (tarihselliğinin) en kesin kanıtıdır.İnsan,

Türkçede böyle bir söz var: "Ateş olsan cirmin kadar yer yakarsın!"

Acaba?

Ateş, acaba cirmi kadar mı yer yakıyor?

Bir kıvılcım, bir kıvılcım kadar mı yer yakıyor?

Peki, o koskoca mahalle yangınları, kent yangınları neyin nesi?

Sözcüklerimiz, tümcelerimiz de, bir veya birkaç anlatımdan ibaret görünüyor. Acaba onlar da bir veya birkaç sözcüklük bir etki alanı mı oluşturuyor? Yoksa çok daha geniş ve farklı alanlarda da iş görüyor mu?

Söz veya sözcük, insanın zamansallığının (tarihselliğinin) en kesin kanıtıdır.

İnsan, sözcüğe sahip kılındığı için gelenek oluşturuyor.

Gelenek oluşturduğu için de bir tarihe (geçmişe) sahip olabiliyor.

Geçmişe sahip olduğu için geleceğini inşa edebiliyor.

Eğitim ve tüm insanî olan oluşumlar sözcükle kurulur.

Bir sözcük kendini oluşturan seslerden (hecelerden) ibaret bir iletişim dizgesi olarak iş görmez. Ondan çok daha fazla bir işlevi yerine getirir. Bizi, geçmişe, şimdiye ve geleceğe bağlar. İnsanla, zamanın bu üç dönemeci arasında bir bağıntıyı kurar. İnsanın hem tarihselliği, hem de tarih yapıcılığı bu dolayımdan geçerek meydana getirilir.

"Bu dolayımdan geçerek" diyorum. Şu: geçmişle şimdi arasında ve şimdi ile gelecek arasında kurulan bağıntı, belli bir insan kuşağının geçmişten tevarüs ettiği birikimi gelecek kuşağa bırakması demek oluyor. Geçmişten alınan birikimin işlenmek suretiyle geleceğe bırakılması ve bu sürecin kesintisiz ve aralıksız olarak sürdürülmesi insanî oluşumun temel özelliğidir. Artı, bu süreç yaratıklar arasında başka hiçbirine musahhar kılınmış değildir.

İnsanî birikim... Bu demektir ki, insanın bilgi, sanat ve fen kategorisinde yer alan tüm zihin ürünleri... İnsan, bir bakıma ve aslında her bakıma, bu birikiminin hasılasıdır. Kendi tevarüs ettiği ve geleceğe miras bıraktığı zihinsel ürünlerinin toplamı...

Bu birikim sayesinde insan ona yeni katkılar sağlar. Bu katkılarla kendini ve geleceğini oluşturur. İşte buradan hareketle hiçbir sözcüğün kendinden ibaret olmadığını söyleyebiliyorum. Gene bu nedenle insanın türdeşine ve başka yaratıklara üstün olduğunu ve üstün geleceğini söyleyebiliyorum.

İnsanın başka yaratıklara oyuncak olmadığını, belki başka yaratıkların insana musahhar kılındığını, kılınabileceğini ileri sürebiliyorum.

Hiçbir sözcük kendinden ibaret bir etki taşımıyor. Etkisi hem şimdiyi oluşturuyor, hem geleceği kuruyor. Bu nedenle de tasarruf edilen her sözcük, değerinin algılanması borcu altında bırakıyor insanı. Boşluğa savrulmuş her bir sözcük, insanın boşluğa bırakılmış (yok veya hiç sayılan) bir emeğin karşılığı olarak ona vebal yüklüyor.