İşte ben o gün tükeneceğim!

00:0020/07/2009, Pazartesi
G: 3/09/2019, Salı
Salih Tuna

Adımız bi şekilde polemikçiye çıktı ya, okur habire sipariş veriyor; ona da “çak” buna da.Kolay zannediyorlar!..İşin içinde kalp kırmak var, maksadı aşmak var, mahkemeye düşmek var…En önemlisi de, her zaman herkese “çakamazsın!”Bazen yürek ister.Bazen de…Yılmaz Özdil biraderimizin Cübbeli Hoca''ya “çakmak” için geçenlerde ortaya koyduğu şeyi ister.“Jetskici ulema…” başlıklı yazısında, Barbie bebeklerin caiz olmadığını ifade eden Cübbeli Hoca''dan hareketle kabak gibi ortaya koymuştu hani: “Şimdi

Adımız bi şekilde polemikçiye çıktı ya, okur habire sipariş veriyor; ona da “çak” buna da.

Kolay zannediyorlar!..

İşin içinde kalp kırmak var, maksadı aşmak var, mahkemeye düşmek var…

En önemlisi de, her zaman herkese “çakamazsın!”

Bazen yürek ister.

Bazen de…

Yılmaz Özdil biraderimizin Cübbeli Hoca''ya “çakmak” için geçenlerde ortaya koyduğu şeyi ister.

“Jetskici ulema…” başlıklı yazısında, Barbie bebeklerin caiz olmadığını ifade eden Cübbeli Hoca''dan hareketle kabak gibi ortaya koymuştu hani: “Şimdi anlıyor musunuz, o garibim kadınlar niye çarşafa giriyor? Normalde, işi sağlama almak için brandaya girmeleri lazım…Hatta bırak kadınları, ben kendi payıma, bunların önünde secdeye bile varmam, ki, n''olur n''olmaz… / Veya, alüminyum don…”

Bizim “duvardibi”nin çaycısı Orhan bu satırları okusaydı, “Bu abi periferiyi dağıtmış!..” derdi.

Ertuğrul Özkök yere göğe sığdıramıyor!

Yazarçizerlerine yağlama yıkama çektiği yazısında, “Genç, esprili, keskin, acayip zeki bir dil. Jetski yazısına çok güldüm…” diyor.

Biz de çok güldük.

Yalnız…

Alüminyum don yerine, “bekâret kemerli çelik don” falan deseymiş, kanımca daha “zeki bir dil” kullanmış olurdu.

Üstelik çelik…alüminyuma nazaran çok daha sağlam!

Böylece, Ertuğrul Bey''ciğim de gülmekten yarılırdı.

Neyse, azmini kırmasın, bu yolda devam etsin yeter ki! “Periferiyi” sağlama almak için çok daha parlak buluşlara imza atacaktır.

Ahmet Hakan kardeşim de o günlerde mevzua kafadan dalmış; ince belli bardak dahil, Cübbeli Hoca''nın tahrik olabileceği 9 maddelik liste yapmıştı.

Sonuç itibariyle, Ahmet Hakan mizah zevkiyle, Ertuğrul Bey''ciğim de Yılmaz Özdil üzerinden Cübbeli''ye “çakmaya” çalışmıştı.

Hulasa biri mizah zevkini, diğeri beğenisini koymuştu ortaya.

Lakin yetmez.

Madem muhabbete girdin, Yılmaz Özdil gibi hakkını vereceksin!

Yani…

Ya (alüminyumlu da olsa) “periferi”yi koyacaksın ortaya, ya da susacaksın kardeşim!

Öyle lagalugayla; mizah zevki veya beğeni ortaya koymakla olmaz.

Demem o ki; önüne gelene, önüne gelen mevzuda, hiç risk almadan “çakamazsın.”

Netameli konulardan uzak durmak da yetmez.

Kantarın topuzunu iyi ayarlayacaksın.

Mesela, “Ayşe Arman gibisin kardeşim” başlıklı yazımda, “vicdan”, “makyaj”, “çakal” ve “fikrin fahişesi” gibi (meramımı dile getirmek bakımından çok da gerekli olmayan) ifadeler yüzünden kantarın topuzu kaçmış sanırım.

Maksadımı aştığım için üzüldüm.

“Ahmet Hakan''ı benzeten yazılar içinde en esaslısı bu!...” yollu ifadelerle fakiri tebrik eden birçok okuru hayal kırıklığına uğratacağından eminim, ama, Ahmet Hakan''dan söz konusu “lakırdılar” için özür dilemem gerekiyor.

Her şeyden evvel…

Ne demek istediğimi anlatacağıma veya yanlış anlaşılmayı düzeltmeye uğraşacağıma herkes için bu daha iyi!

Bu vesileyle (okuduğunuza inanamayacaksınız ama) Ertuğrul Bey''ciğimden de özür dilemeliyim.

Bundan 6 ay mukaddem “Çember daralıyor Ertuğrul” başlıklı bir yazım nedeniyle.

Hayır, içeriğinden dolayı değil. Zira ziyadesiyle hak etmişti söylenenleri.

Gazze katliamını protesto edenlerin tepkilerinden hareketle, Başbakanı uluslararası Siyonist çevrelere adeta “gammazlamaya” çalışmıştı.

Bu yüzden “Ergenekon''da çember daralıyor da, onun için mi ne dediğini bilemeyecek kadar panikledin?..” diye sormuştum.

Maksadım “takılmaktı” sadece.

Lakin…

Son günlerindeki feveranına bakılırsa, Ertuğrul Bey''ciğimi gerçekten de “gammazlamak” isteyenler varmış!

İş ciddiye bindiğine göre 6 ay evvel yaptığım şakadan ötürü artık özür dilemem gerek.

Doğrusu şu ki; “gammazlamak” şöyle dursun, elimden gelse ömür boyu “korumak” isterim onu.

Hiç insan “sevdiği” dalı keser mi?

Ertuğrul Bey''ciğimin şu anki konumu, “performansı” zarar görürse, bundan en çok fakir etkilenir.

Nasıl diyordu Sezen Aksu: “İşte biz o gün tükeneceğiz…”