Trabzonlu kamyoncu

00:0012/11/2014, Çarşamba
G: 12/09/2019, Perşembe
Salih Tuna

Bir dost meclisinde laf lafı açtı Trabzonlu bir kamyoncudan bahsettim, devam etmekte zorluk çekince de, arşivde var diyerek kestirip attım.Arşivde var dediğim; "Trabzon"da bir Diyarbakır sokağı" serlevhalı yazımdı.Tuhaf olan şu ki, bir gün sonra, bir başka dost meclisinde, bir arkadaş pat diye mezkur yazıyı hatırlatarak, "ne zaman aklıma gelse gözyaşlarımı tutamam" dedi ve topu bana attı: "Anlatsana şunu..."İnsan yaşlanınca daha bir duygusallaşıyor derlerdi de inanmazdım.Galiba öyle!Gayret ettim,

Bir dost meclisinde laf lafı açtı Trabzonlu bir kamyoncudan bahsettim, devam etmekte zorluk çekince de, arşivde var diyerek kestirip attım.

Arşivde var dediğim; "Trabzon"da bir Diyarbakır sokağı" serlevhalı yazımdı.

Tuhaf olan şu ki, bir gün sonra, bir başka dost meclisinde, bir arkadaş pat diye mezkur yazıyı hatırlatarak, "ne zaman aklıma gelse gözyaşlarımı tutamam" dedi ve topu bana attı: "Anlatsana şunu..."

İnsan yaşlanınca daha bir duygusallaşıyor derlerdi de inanmazdım.

Galiba öyle!

Gayret ettim, olmadı, anlatamadım.

Cep telefonundan arşive girin okuyun, dedim; bir arkadaşımız, sağ olsun, açtı okudu da kurtuldum.

Gelgelelim, tekrar olsa da ben yine etkilendim, dost meclisindeki arkadaşlar da!

"Trabzon"da bir Diyarbakır sokağı" başlığıyla alakası yok tabii. Bu başlık, "Kürt – Laz" çelişkisi yaratmaya gayret eden ayrıştırıcı, bloke edici "Beyaz Türk" aklına inat, "Kürt –Laz" ittifakını oluşturmaya yönelik sembolik bir adımdı sadece.

Nasıl ki Trabzon"daki en büyük caddenin adı Maraş, Maraş"takinin de Trabzon"du, aynı şey Diyarbakır"la Trabzon arasında da olamaz mı demiştim.

Hepimizi etkileyen elbette bu değildi.

Söz konusu yazıda, Trabzon Fikir Kulübü"nün kurucusu değerli dostum Yavuz Saltık"ın bir anekdotunu da dercetmiştim.

Yüreklerimizi dağlayan buydu!

Yavuz dostumuz, merkezi İstanbul"da bulunan Anne Çocuk Eğitim Vakfı"nın (AÇEV) bir araştırma projesi çerçevesinde gittiği İzmir"de, Nevin adlı bir öğretmenle görüşmesini şöyle anlatmıştı: "Konuşmamız esnasında Ardahanlı olduğunu öğrendim Nevin Hanım"ın. Benim nereli olduğumu sorduğunda "Trabzonluyum" dedim; birdenbire yüzünün şekli değişti; ağlamaklı oldu..."

Arkadaşımız haliyle endişelenmişti!

"Ne oldu acaba; babasına, kocasına ya da çok sevdiği birine Trabzonlular bir şey mi yapmıştı?.." diye düşünmüştü.

Yavuz Saltık bundan sonrasını Nevin öğretmenin ağzından aktarıyor; iyisi mi biz de öyle yapalım, Nevin öğretmeni dinleyelim:

"Ardahan"ın bir dağ köyünde doğdum. Bizim oralarda aileler kızlarını ilkokuldan sonra okutmazlardı. Birkaç varlıklı aile hariç tabii. Yakınımızda okul olmadığından ilkokuldan sonra okumak isteyenler şehir dışına veya ilçe merkezine gitmek zorunda kalıyordu.

Her iki seçenek de bize uzaktı.

Fakir bir aile olmamıza rağmen babam okumamı çok istiyordu. Yakın bir ildeki parasız yatılı okul sınavını kazandığımda benden daha çok sevinmişti...

Tatillere gelirken babamın rica ettiği öğretmenlerimden biri bizim o tarafa giden bir arabaya bindiriyordu beni.

Köyümüzden okullar başlarken ayrılırdım.

Babamla birlikte sabaha karşı 3"te yürüyerek köyden 1,5 kilometre uzaklıktaki ana yola inerdik. Babamın bineceğim kamyonu seçmesi saatlerimizi aldığından çok erken kalkıyorduk. İlk başta bu beklemeler bana çok anlamsız geliyordu. Ta ki gerçek nedenini öğrenene kadar...

Köydeki insanların yaptığı dedikoduları duyar, geceleri gizli gizli ağlardım.

Babam beni, yani öz kızını satıyormuş!

Böyle diyorlardı.

Bunun nedeni, babamın yol üzerinde beklerken, geçen her kamyonu durdurup, kısa bir konuşma yaptıktan sonra bineceğim kamyonla ilgili kararını veriyor olması idi.

Bindiğim kamyonların şoförleri lokantada kendi yediklerinden daha fazlasını ısmarlar; yan koltukta uyurken paltolarını çıkarıp üzerime örter, bazen de çaktırmadan cebime harçlık koyarlardı.

Babamın neden o şehre giden her arabaya beni bindirmediğini çok sonradan öğrendim.

Şoförlere nereli olduklarını soruyordu babam. "Trabzonluyum" cevabını alana kadar da beni hiçbir kamyoncuya teslim etmiyordu.

Nedenini sorduğumda, "Kızım Trabzonlular güvenilir ve ahlaklı insanlardır; seni onlara teslim ettiğimde gözüm arkada kalmıyor..." demişti.

Okudum ve öğretmen oldum. Evlendim, üç çocuk yetiştirdim. Biri şu anda bursla ABD"de okuyor.

ABD"de yaşayan oğlumu yolcu ederken pistin ufkuna baktım. Oğlumu teslim edebileceğim bir Trabzonlu aradı gözlerim!..

Beni her türlü yokluğa ve iftiraya karşı okutan babam şu anda yaşamıyor.

Nerde bir Trabzonlu görsem aklıma babam, benim için yaptıkları, uğradığı iftiralar gelir ağlarım..."

Yavuz dostumuz diyor ki; "Sözü bittiğinde Nevin öğretmen dakikalarca ağladı; ben ağladım, ağladım ağladım..."

Nevin öğretmenin şu feryadıyla bitirelim: "Bu ülkenin sokaklarında, yollarında nefes alan tüm Trabzonlular size seslenmek istiyorum: Ardahanlı bir babanın bozkırın veya dağların ortasında sabah erkenden yolunuzu çevirip kızını size teslim edebileceğini unutmadan yaşayın emi!.."