Picasso bizim neyimiz olur?

04:009/04/2023, Pazar
G: 9/04/2023, Pazar
Samed Karagöz

20. yüzyıl ve sanat söz konusu olduğunda akla ilk gelen isimlerden biri hiç şüphesiz Pablo Picasso’dur. Vefatının üzerinden 50 yıl geçmiş olmasına rağmen Picasso bugün hâlâ doğrudan veya dolaylı olarak görsel dünyamızı etkilemeye devam ediyor. Peki Picasso neyi farklı yaptı da bugün bile etkinliğine devam ediyor? Öncelikle Picasso’nun etrafında kurulan bir efsaneden bahsetmemiz gerekiyor. Hakkında yazılan bir kitabı okuyan Picasso bu mit’leştirme ve insanüstü yaklaşımdan hoşlanmaz ve şu minvalde

20. yüzyıl ve sanat söz konusu olduğunda akla ilk gelen isimlerden biri hiç şüphesiz Pablo Picasso’dur. Vefatının üzerinden 50 yıl geçmiş olmasına rağmen Picasso bugün hâlâ doğrudan veya dolaylı olarak görsel dünyamızı etkilemeye devam ediyor. Peki Picasso neyi farklı yaptı da bugün bile etkinliğine devam ediyor?

Öncelikle Picasso’nun etrafında kurulan bir efsaneden bahsetmemiz gerekiyor. Hakkında yazılan bir kitabı okuyan Picasso bu mit’leştirme ve insanüstü yaklaşımdan hoşlanmaz ve şu minvalde bir açıklama yapar: Bu kitaba bir bölüm daha eklemek gerek. Bu bölümde Picasso iki eli, iki kolu, bir kafası, bir burnu, iki gözü, iki kulağı, bir beyni ve bir kalbi olan bir insandır ve dış görünüş itibarıyla insana benzer yazılmalı.

Sanat tarihine baktığımız zaman birçok sanatçının henüz hayattayken bu kadar ilgi görmesinin, adeta bir star gibi algılanmasının çok az örneğiyle karşılaşırız. Picasso, 20. yüzyılın tüm zorluklarına rağmen bunlardan biridir.

1907 yılında yaptığı bugün New York’ta mukim Museum of Modern Art (MoMA)’da bulunan Avignonlu Kızlar (Les Demoiselles d’Avignon) isimli eserinden sonra dünya asla eskisi gibi olmadı. Biliyorum biraz iddialı oldu ama farkında olsak da olmasak bu gerçek. Bu eserin içeriğinden ziyade, figürlerin, bulunulan ortamın parçalanmış ve bozuk halleri insanları ilk gördükleri andan şok etmiştir. Bu resimden itibaren sanatın muhatabı olan kişiler sadece birer seyirci değil, bakmanın da bir eylem olduğunun farkına varmışlardır. Roger Garaudy Picasso’nun keşfini şu sözlerle tarif eder: Sanat hissedilebilir bir görüntüyü taklit etmek değil, görülemeyen bir varlığa görülebilir bir form vermektir.

Picasso’nun kübist yaklaşımının adeta manifestosu olarak görebileceğimiz bu başyapıtta bir ressamın, resim yaparken görüldüğü gibi değil görülmek istendiği gibi resmedebileceğini gözler önüne sermiş ve 600 yıllık Batı resim tarihini ve görsel algısını kökten değiştirmiştir. Bu etki artık kabul etsek de etmesek de bizim görsel algımızın içine eklenmiştir. Bir otomobil, bir ev, bir kıyafet artık 100 yıl önceki gibi değildir. Garip bir takım eğriler, simetrik çizgiler, geometrik şekiller net bir şekilde bütün hayatımıza dahil olmuştur.

Picasso’yu anlamanın yolu onun neye karşı eserlerini oluşturduğunu anlamaktan geçer. 1907 yılında Avignonlu Kızlar’la 600 yıllık Batı resim ve estetik geleneğine karşı çıkan sanatçı bir diğer başyapıtı olan 1937 tarihli yaklaşık 350 cm X 700 cm ebatlarındaki Guernica’da ise Avrupa’yı kasıp kavuran faşizme karşı çıkmıştır. Hitler ve müttefiki Franco’nun İspanya İç Savaşı esnasında küçük bir kasaba olan Guernica’yı bombalaması üzerine yapılan tabla 1937 yılında Paris’te düzenlenen Dünya Fuarı’nda sergilenmek için İspanyol hükümeti tarafından sipariş edilmiştir.

(üstte)1937 tarihli Guernica’dan boğa detayı.

Savaşın karanlık yüzünü göstermek için siyah-beyaz yapılan tabloda acı, şiddet, gözyaşı, çaresizlik, yaralı bir at, İspanya’nın totemi boğa, kucağında ölü veya yaralanmış bir çocuk tutan kadın gibi imgelerle yer almıştır. Paris’in Naziler tarafından işgali döneminde bir Alman gestaposu Picasso’ya Guernica tablosunun bir fotoğrafını gösterir ve şu soruyu yöneltir: bunu sen mi yaptın? Hazırcevaplığıyla bilinen Picasso hiç tereddüt etmeden şu cevabı verir: Hayır, siz yaptınız.

Guernica’nın bir replikası uzunca bir süre Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin girişinde yer alır. Amaç dünya liderlerine savaşın yıkıcı gücünü göstermektir. 2003 yılında Guernica tekrar gündeme oturur. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Irak’a başlatacakları operasyonu duyuracağı basın açıklamasını yapacaktır. Danışmanlar son anda böyle bir açıklamanın Guernica gibi dünyanın en meşhur savaş karşıtı tablosunun önünde yapılamayacağını söylemesi üzerine tablo bir perdeyle kapatılır. 17 Mart 2003 tarihinde yayınlanan New Yorker dergisi bu olayı kapak resmi olarak kullanır.

(Üstte) Picasso’nun 1947 tarihli pentürü ve 13. yüzyıl İran vazosu.

Picasso sanat tarihçilerinin sıklıkla belirttiği gibi Afrika sanatına yakın ilgi duymuştur. Bunu zaman zaman kendisi de aktarır. Picasso’nun üzerinde belki bilinçli olarak sakladığı ya da kendisinin bile farkına varmadığı bir İslam sanatları etkisi vardır. Kübizme giden yolda sanatçı soyutlamanın ilk örneklerinin 1881 yılında dünyaya geldiği Malaga’da karşılaştığı Endülüs sanatının yoğun izlerini görmek mümkündür. Bu konuda Finbarr Barry Flood Müslüman Picasso isimli önemli bir makaleye imza atar. Picasso hem Endülüs Müslümanları’ndan hem de Müslümanlarla birlikte aynı dönemde oradan sürülen Yahudilerin sanatında derinden etkilenmiştir.

Ülkemizde sanat tarihi yazımı Batılı yaklaşımı ve Batılı kökleri önplana çıkarttığı, sanat eğitiminde bugün bile hâlâ Rönesans estetiğinin bir zirve olduğu öğretildiği için bu tarz yaklaşımlar ülkemiz sanatçılarına daha fazla yön gösterebilecekken hep görmezden gelinmiştir. 1910 yılında Münih’te düzenlenen İslam Sanatının Şaheserleri isimli sergi dönemin Avrupa sanatını Matisse, Kandinsky gibi önemli ressamları etkileyerek değiştirmişken bizde Cumhuriyet ideolojisinin sonucu olarak sanatın ancak batılı köklere sahip olması gerektiği düşünüldüğü için elimizdekilerin kıymetini tam olarak anlayamıyoruz. Batılı sanatçılar İslam sanatlarını ve Müslüman bakış açısını içselleştirip kendi eserlerine kendilerince bu yaklaşımı aktarırken bugün bile hâlâ ülkemizde bu geleneksel sanatlara sadece geçmişte kalan ve bugüne bir şey söylemeyen eserler olarak yaklaşılması üzüntü vericidir.

50 yıl önce hayatını kaybeden ve bugün hâlâ 20. yüzyılın en önemli sanatçılarından biri olarak gösterilen Picasso’yu bu bakış açısıyla tekrar ele almak gerektiğini düşünüyorum.

#Picasso
#Guernica
#sanat tarihi