Tecrübe mi deneyim mi?

04:003/07/2016, Pazar
G: 13/09/2019, Cuma
Sema Karabıyık

İlk sahne… Bir köy evi, yaşlı adam evinden çıkıp kahvehaneye gider. Çırağın yardımı ve direktifleri ile elinde mause, görmediğimiz ekranda bir takım işlemler yapar.



İkinci sahne… Yaşlı adamın gözü köstekli saatinde, heyecanlı bekleyiş. Derken bir araba yanaşır kapının önüne. Özel bir kargo şirketi elemanı bir paket bırakır eline. Yaşlı adam eşine gözükmeden odaya gitmeyi başarır, sürpriz paketi itina ile saklar.



Ertesi gün 14 Şubat'tır; yetmişini devirmiş amca, yetmişini devirmiş eşinin, kıymetlisinin Sevgililer Günü'nü kutlamak için, hayatında ilk defa bilgisayar tuşlarına dokunmuş, internetten alışveriş yapmıştır. Maksat çağa ayak uydurmak, tüketim çarkının dışında kalmamaktır.



Son sahne… Yaşlı adam elindeki paketi eşine uzatır. “O ne?” der kadın; “Hediye” diye cevaplar adam. “Sebep” der kadın, şaşkın bir şekilde; “Bugün Sevgililer Günü'ymüş adetmiş” diye cevaplar adam. Kadın şaşırmaya devam eder, “Sen hangi ara şehre indin?” “Şehre inmedim internetten aldım” der adam. “Sen internet bilmezsin ki” der kadın; “Öğrendim” der adam, “senin için.”



14 Şubat Sevgililer Günü'nde gençler, çocuklar, orta yaşlılar derken, yaşlıları, köyde yaşayan yaşlıları da kattık tüketim çarkına, hızlıca öğütmeye devam ediyoruz.



Yaşlı; yaşanmışlıktan gelir, çınar ağacı gibi kökü sağlamdır, rüzgara, yağmura, fırtınaya dayanıklıdır. “Bizim zamanımızda” diye başladıklarında söze, derin bir tefekkür eşliğinde dinlenir(di) anlattıkları.



Tecrübe, hayat karşısında muhkem duruş, yıllarla beraber güç katar insana.



Özel günlerde sevginizi, sevdiklerinize tüketim çarkının içine dahil olarak gösterin, göstermelisiniz baskısı, yaşlıları, tecrübeyi yok etmeye talip.



Rober De Niro'nun başrolünü oynadığı “Stajyer” filmi ise tecrübenin deneyim karşısında zaferini ilan ettiği bir film olarak dikkat çekiyor. Tecrübesiyle dahil olduğu ortamda herkesin sevgisini saygısını kazanan adamı, sisteme zamana dahil etmeye çalışmıyor senaryo. Aksine onun ne kadar değerli olduğunun altını çiziyor.



Telefon fihristi işinde başkan yardımcılığı görevine kadar yükselen Ben Whittaker, emekli olduktan sonra kurslar seyahatler yapmadığı uğraş kalmaz, ama bir türlü mutlu hissetmez. Çünkü işe yaramak ister. Marketin camında gördüğü kıdemli stajyer aranıyor ilanına tereddüt etmeden başvurur. İnternetten alış veriş yapılan bir site, ağırlıklı olarak gençlerin çalıştığı bir sitedir ilanın sahibi.



Aynı gün stajyer kadrosunda işe başladığı genç ile çantalarını masaların üstüne boşalttıkları sahne bir uçurum misali çarpar göze. Genç, iPod, iPad gibi son teknoloji ürünlerini masasına yerleştirirken; Ben Whittaker hesap makinesi gibi bazılarına dedem günümden kalma gelen ofis eşyalarını çıkartır. Bilgisayara sadece maillerine bakacak kadar hakimdir. Geçmiş iş hayatının verdiği tecrübeyle iş ayırmaz, o yaşında ofiste getir götürden fotokopi çekmeye, herkesin kabusu olan bir masadaki evrakları yerleştirmeye kadar pek çok işi gönüllü yapar. Sakinliği, genç ofis arkadaşlarına verdiği öğütler, çözüm odaklı düşünmesi neticesi, genç patronun dikkatini çekmekle kalmaz, vazgeçilmezi olur.



Senaryo Ben Whittaker'i eğitmeye, teknoloji ile donatmaya, gençler gibi düşünmeye ve davranmaya zorlamaz. Aksine onun tecrübeli duruşunun ve varlığının o ofiste çalışanlar için bulunmaz nimet olduğunun altını çizer. Teknolojiyi öğrenmek, sisteme ayak uydurmak çocuk oyuncağıdır çünkü.


#Rober De Niro
#Ben Whittaker
#Medya
#Sinema