İnsanların sevdikleri tarafından terk edilmesi çok sık rastlanabilecek bir durumdur. Şâirler de bu
terk edilmişlik duygusunun üzerine
sayısız şiir yazmışlar, bu dramatik hâlin nasıl karşılanacağını ince ince anlatmışlardır. Meselâ aklıma Bağdatlı Rûhî’nin o muhteşem dizeleri geliyor. Sevgilisini elinden alan “rakibine” şöyle sesleniyor Bağdatlı Rûhî: “Künc-i mihnette râkibâ, bizi tenhâ sanma, yâr ger sende yatursa, elimi bende yatur”.. Edebiyatçılardan izin alarak ifâde etmeye çalışayım. Meâli kabaca gâliba şu: Ey rakibim, içine itildiğim ızdırap köşesinde beni yalnız zannetme.. Eğer sevgili senin koynunda yatıyorsa, acısı da benim sinemde yatıyor”... Bağdatlı Rûhî, insanlara,
sevgili için elem çekmenin, ona sâhip
olmaktan daha yüce bir duygu
olduğunu anlatıyor. Fuzûlî, Leylâ vü Mecnun’da, Mecnûn’un Leylâ’ya kavuşması kabilken, oradan derhâl uzaklaşmasını anlatır. Başka bir şiirinde ise, “Aşk derdiyle hoşem, el çek ilâcımdan tabip, kılma dermân kim, helâkim zehr-i dermânındandır” diyor. Meâli şu: “Aşkın derdiyle hoşnutum ey tabip; yaramdan elini çek. Bana derman olarak hazırladığın merhemlerdir asıl beni helâk edecek olan..